Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

6 Mart 2015 Cuma

Kendi Yazdığım Karagöz Oyunu (AKVARYUM)

Mukaddime

(Nareke zırıltısı ve tef velvelesi ile "Ayaklı Balık" figürü kalkar)

Hacivat: (Makamla semai söyleyerek gelir) Of Hay Hak! (Perde gazelini okur) Seyredip dikkatle bak yarana karşı perdemiz.
Açılır güller gibi handana karşı perdemiz.
On iki bend ile bağlı böyle bir çar guşedir.
Rabt olur bir canibe meydana karşı perdemiz.
Bir yar-i kafadar olsa o söylese ben dinlesem, ben söylesem o dinlese, bizi seyreden efendiler eğlenseler!
Yar bana bir eğlence medeeeet!

Karagöz: (Pencereden başını uzatıp) Çok bağırma kafana gelmekte etli böreeeek!
Hacivat: Yar bana bir eğlence medeeeeet!
Karagöz: (Kendini perdeye atar, Hacivat'la kavga ederler, Hacivat gider, Karagöz yere yatar) Of! Öldüm bayıldım böcek gibi yerlere yayıldım! Amanın kafam, omuz başlarım, samur kaşlarım, diz kapaklarım!

Muhavere

Hacivat: (gelir) Akşam-ı şerifler hayırlı olsun!
Karagöz: (gelir) Kıpkırmızı kesil de gözün kör olsun!
Hacivat: Aman, Karagözüm...
Karagöz: (vurur) Sensin kuru üzüm!
Hacivat: Aman Karagöz'üm, bu ne asabiyet?
Karagöz: Sen de biraz sabret! (Vurur)
Hacivat: Yok efendim, öyle değil... Yani bu ne sinir, ne stres?
Karagöz: Hacı cavcav, benimkinde bezelye de olsun!
Hacivat: Yahu, yine ne anladın?
Karagöz: Ulan "Şurdaki dükkanda pilavlı kerkenez" demedin mi?
Hacivat: Efendim, şu dükkanda kıymalı, salçalı spagetti yiyelim de aklın başına gelsin.
Karagöz: Şu dükkanda kıymıklı, bol kanlı sinirli mi yiyelim? Bizi yer o ulan!
Hacivat: Hayır, yani makarna...
Karagöz: Sen de alıyorsun beni makaraya!
Hacivat: (gelir) Karagöz'üm, sana bir şey söyleyeceğim.
Karagöz: İster şöyle, ister böyle!
Hacivat: Ne oldu?
Karagöz: (Sinirli) "Kuru üzüm, sana şöyle bir yağ süreceğim" demedin mi?
Hacivat: Aman iki gözüm, "Bir şey söyleyeceğim" yani "bir şey anlatacağım" dedim.
Karagöz: Yağ sürdükten sonra gözüme lavanta mı atacaksın? (Vurur)
Hacivat: Ben giderim, kalsın burada bu laf anlamaz...

Fasıl

(Perde açıldığında ortaya büyük bir akvaryum konur, yanında Hacivat vardır)
Hacivat: (bağırarak) Karagööööz! Karagööööz!
Karagöz: (Camdan atlar, sızlanır, Hacivat'a vurur) Sensin o karga-gööööz!
Hacivat: Karagöz'üm, bu koca akvaryumu buraya niye koymuşlar?
Karagöz: Ben ne avurtlak*, ne de çamur gördüm.
(*Avurtlak; Hamster'ın Türkçe'sidir.)
Hacivat: Yahu, yine ne anladın?
Karagöz: Kockoca avurtlaklı çamur buradan geçti mi, diye soruyorsun ya! (Vurur)
Hacivat: Akvaryum, dedim, yani (Eliyle akvaryumu gösterir) şundan bahsediyorum.
Karagöz'ün Karısı: (Pencereden kafasını uzatarak) Niye olacak, Karagöz eve biraz balık getirsin diye!
Karagöz: Sen karışma ulan!
Kanlı Nigar: (gelir, akvaryuma taş atar) Lan, kocaman okyanus koymuşlar buraya! (Akvaryuma dalar, bir kaç balık yakalar, ağzına koyup gider)
Karagöz: Kadına bak be! Balıkları çiğnemeden yuttu!

Çelebi: (gelir) Ciğerde nar-ı hasret açtı dağlar
Firakımla gözüm gönlüm kan ağlar
Dayanmaz nale-i cangaha dağlar
Firakınla gözüm gönlüm kan ağlar
Merhaba efendim!
Hacivat: Bu akvaryum sizin mi?
Çelebi: Evet, efendim!
Karagöz: Üff bu ne? Banyo mu yapcan bunun içinde?
Çelebi: Yok efendim, ne banyosu?
Karagöz: Kaç litre su alıyo bu?
Çelebi: 450?
Karagöz: Yarrım tonn! Su, elektrik parası... Civatalar yerinde mi la senin? (Elma salyangozlarını görünce) Ana! Ne bu la bööle, antenleri de var? Ana, bir sürü yavrusu da var!
Çelebi: Elma salyangozu...
Karagöz: Mezarlıktan mı topladın la bunları?
Çelebi: Hayır, bunlar su salyangozu, akvaryumcudan aldım.
Karagöz: Hadi sen de! Getiririm sana bunlardan, bahçede bile var kıyamet gibi! Bu yeşillikleri de amma gerçekçi yapmışlar!
Çelebi: Canlı zaten onlar?
Karagöz: Ana! Yedi la yavruyu!
Çelebi: Yer, sen de beni yedin bitirdin!
Karagöz: Suyu kaç günde bi temizliyon?
Çelebi: Filtre var, gerek kalmıyor...
Karagöz: File de ağ mı var? Olur mu öyle şey? Kaç balık var bunun içinde?
Çelebi: Bilmiyorum.
Karagöz: Hamsi, sazan filan atalım içine!
Çelebi: Burada, bu balıkların içinde sazan olmaz, hamsi hiç olmaz!
Karagöz:Yencek bişeyler atalım içine...
Çelebi: Al, midyeler var, onları ye!
Karagöz: Onlarda mı canlı?
Çelebi: Bak, o delikli taş var ya? O bile canlı! (Karagöz'ü kovalar, perdeden çıkarlar)
Karagöz: (gelir) Bu çelebi de ne sermiş be Hacı Cavcav!
Hacivat:Karışma adama Karagöz'üm.
Tiryaki: (gelir)Fesleğen ektim gül bitti
Dalında bülbüller ötti
Ötme bülbül, yarim gitti
Ben derliyim kan ağlarım (Akvaryumu görür)
Vay! Ben denize düştüm de haberim mi yok? Mahalle suya batmış galiba...
Karagöz:Afyonî baba; akvaryummuymuş neymiş bu?
Tiryaki:Hiç de böyl... (Düşüp bayılır. Karagöz tokatlar, ayılır)...le renkli kalkan görmedim.
Hacivat:Efendi; onlar Discus, Heqell Discus.
Karagöz:Hacı Cavcav, Tiryaki heykel mi ki?
Hacivat: Anlayamıyorum Karagöz'üm?
Karagöz: "Heykel, diş kus" dedin ya!
Hacivat: Karagöz'üm, Discus, Discus...
Karagöz: Kusamam Hacı Cavcav!
Hacivat: Neyi?
Karagöz: Dişi...
Tiryaki: (Giderken) Ben gidem de balık alam...
Laz: (Gelir) Kalk gidelim dağlara
Kestane toplamaya
Meram kestane değil
Oyunlar oynamaya
Purada akuvaryum varmış! Emme hamsisuz akvaryum olmaz. Pen gidup yakalayım uşaklar. (Gider, bir kova hamsiyle döner; akvaryuma salar)
Hacivat: Girdap yapıyorsun ya Temel!
Laz: Gurdap mi? Tur; pen Tursun'u çağreyrum. (gider)
Kayserili (gelir): Kayseri'nin dağı taşı bostandır...
Bu agfaryumun burada ne işşu fartır? Hacıfad celebi; Gonya, Gayseri gezdim; ben böle akfaryum körmedim.
Hacivat: Evet Mayısoğlu...
Kayserili: Dur şurdan iki balık yapam; ağşama hanımla yeriz... Oltamı alam... (Gider)
KIastamonulu: Yine gördüm boyu uzun serv-i bülendim... Aha! Ahfaryum!
Karagöz: Mehmet ağa, nasılsın?
Kastamonulu: Öküzü kazığa bağla da közün çıhsın!
Karagöz: Nasılsın kağıt-kafa?
Kastamonulu: Eyiyum da şuradan kafat-övendire alam da bu fantustaki balağları yazem. (Gider)
Karagöz: Hacı cavcav, bu Mehmet Ağa neye böyle?
Hacivat: Nereden bileyim Karagöz'üm?
Acem: İsfahan'da kuyi var
İçinde nane suyi var
Her güzelin bir huyi var
Ne yaman Acem gözeli...
Vay akvariuma bakh! Ne keder gözel...
Karagöz: Hoşgeldin İran gülü!
Hacivat: Gel, sana bir sofra kuralım Acem.
Acem: Süfre mi? Ne gözel, ne gözel...Karagöz: Çilingir sofrası değil, yemek sofrası İran gülü! Zaten sarhoş...
Hacivat: Anlayamadım iki gözüm?
Karagöz: "Şürefa!" diyor ya. Sarhoş sarhoş "şerefe" demeye çalışıyor...
Hacivat: Karagöz'üm öyle değil, süfre yani sofra diyor...
Karagöz: Benim otağımdan zürafayla sofra mı yiyor? Onu nasıl yapıyor?
Hacivat: Öyle değil iki gözüm...
Acem: Hadi ben gideyem...
Beberuhi (gelir): Kayagöz, ne yapıyoysun?
Karagöz: Bir sen eksiktin!
Tuzsuz Deli Bekir (Nara atarak gelir): Nice sevmiyeyim dostlar aman aman bir acayip dili var
Yanağında gül açmış aman aman etrafında alı var
Bugün bana cevr edersen yarın Hakk'ın divanı var
İçtim aşkın dolusunu yar bugün mecliste ben... Heyt! Var mı bana yan bakan?
(Beberuhi kaçar, Karagöz ortada kalır)
Karagöz (İçinden): Eyvah geldi Tuzsuz!
Tuzsuz Deli Bekir: Bir şey mi dedin Karagöz'üm?
Karagöz: (içinden) Evet de... (Dışından): Yok; hanım yemeğe tuz atmayı unutmuş da, onu diyorsum...
Tuzsuz Deli Bekir: Haa... (Gider)
Arap (gelir): Befta hindi şaş harir ya benat... (Akvaryumu göstererek) Taa Suriye'den geldim, develerimi harcadım, yine balık-ı ayn var burada?
Karagöz: Ne bekliyordun ki Hacı Fışfış?
(Arap söylene söylene gider, Muhacir gelir): Alişimin kaşları kare
Sen açtın sineme yare
Bulamadım derdime çare
Görmedin mi hiç
Ah civan Alişimi Tuna boyunda...
Hacivat: Hoş geldin Hüsmen ağa...
Muhacir: Çatalca'da pehlivan bulmak için geldim abe... (Karagöz'ü gösterir) Abe şu susak kafayla bizi izleyen kızanların atrına bi güreşe tutuşsak a! (Karagöz'ü tutar, güreşirler, Muhacir kaybeder) Abe böyle olmaz ki be ya! Bu susak kafa sağ gösterip sol vurdu abe!
Karagöz: Hadi hadi Hüsmen ağa. Eee, ne demişler? Üste çıktım diye üzülme, altta kaldım diye sevinme...
Muhacir: Abe susak kafa ters oldu be ya! (gider)
Külhanbeyi (gelir): Bir gemim var üç direkli
Heyamol heyamol
Kaptanı arslan yürekli
Heyamol heyamol...
Vay! Bu... (Gider)
Karagöz: Yahu Hacı Cavcav, nooldu buna?

Bitiş

Karagöz (gelir, Hacivat'ı tutar, götürürken): Eve kadar götürmeli...
Hacivat: Karagöz, ne yapıyorsun?
Karagöz: Çok şükür iyiyim, sen ne yapıyorsun? Ben seni para kesesi zannettim.
Hacivat: Birader, benim para kesesine benzer yerim var mı?
Karagöz: Ufak tefek orta yerde dolaşma!
Hacivat: Elin ayağın kırılsın!
Karagöz: Kenetletir gene vururum! (Vurur)
Hacivat: Yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman! (Gider)
Karagöz: Sen gidersin de beni buraya gemici halatıyla bağlamazlar ya! Bak ben sana sonraki oyunda neler yapıyorum Hacı Cavcav! Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola!

NOT: Oynanması için değil okunması için yazdım :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder