Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

14 Aralık 2020 Pazartesi

Ejderha ve Mühür ~ 24,5. Bölüm: Restoran (5)

Diğer Bölümler İçin

"Aslında damat değil ama bir gelini kabul edebilirim. Belki. Gece için diyorum."

Kyouka: "Hızına yetişmekte zorlanıyorum, biraz bekle."

Ve sırada sebzeler. Graten ve ratatuy.

Kyouka: "Tam olarak neden graten istedin?"

Söylediğimi görmezden gelip yemeklere odaklandı. Ben de aynını yapardım muhtemelen, sonuçta söylediğim şeye hiçbir insan doğru düzgün tepki veremez.

"Çünkü aklıma gelen ilk sebze yemeği oydu."

Kyouka: "Aynıyız o zaman."

İçinde biraz da patates ve kıyma olan bir kabak gratendi, ratatuy ise halka şeklinde dizilmiş ve ortası koyu krema kıvamında, peynir tabanlı bir sosla taçlandırılmıştı.

Kyouka: "Ölümden korkmadığını söylüyorsun ama ölüm riski taşıyan birçok şeyden korkuyorsun. Bu seni yalancı yapmıyor mu?"

"Yapmıyor. Canlı olan bütün varlıklar ölmekten korkar, ben de istisna değilim; insanların çoğundan farklı olan şey şu: Ölüm beni korkutmuyor. Bir kurt da ölümden korkmaz ama ölmekten korkar, ben de aynıyım. Ölmekten korkmak gerçek bir korku duygusu, gerçek bir his bile değil zaten; sadece bir içgüdü. Ölmekten korkmasaydık çoktan soyumuz tükenmiş olurdu, doğanın bir önlemi bu, başka bir şey değil. Artık önemi kalmadığında hissedilmiyor bile, yoksa intihar diye bir şey var olamazdı."

Kyouka: "Nasıl sos bu ya?"

"Nesi varmış?"

Kyouka: "Peynir olduğunu mu düşünüyorsun?"

"Peynir gibi göründüğü ve peynir gibi koktuğu için, haliyle."

Kyouka: "Ben de öyle düşünmüştüm ama peynir... Yok değil ama çok az var, daha çok farklı tatlar var bunda."

Sonrasında günlük hayatta sıradan şeylerden konuştuk. Bir sonraki gelen tatlılarda benim meyveli pastam... İsterken bu ihtimali düşünmemeye çalışmıştım ama domatesliydi; salatalıklı, biberli falan olmadığı için şükretsem mi diye kararsız kaldım gerçi. Fena olmamış aslında, kremaya sadece domates basıp getirseydi kötü olurdu elbette ama yarı tuzlu yarı tatlı bir yaş pasta olmuş. Şahsen bu tür şeyleri seviyorum. Kyouka'nın "çok katmanlı pankek"i her bir katmanın hamuru farklı renge ve o renge bağlı içeriğe sahip olan, kat araları da farklı soslarla bulanmış; en üstünde tereyağı ve bal olan bir çeşit pankek pastasıydı. Yukarıdan aşağı hamurlar sade, kakao, vişne, damla sakızı, limon, Antepfıstığı diye gidiyor ve en alt katman yine sade; ara dolgularsa sadeyle kakaolu arasında pastacı kreması, kakaoluyla vişneli arasında çilek jölesi, vişneliyle damla sakızlı arasında akçaağaç şurubu, damla sakızlıyla limonlu arasında kaymaklı badem ezmesi (ya da badem ezmeli kaymak, böyle demek daha uygun.), limonluyla fıstıklı arasında tahin, fıstıklıyla sade arasında da kakaolu fındık kreması vardı. Peynir tabağı gerçek anlamda "Elime geçen her şeyi koydum" diye bağırıyordu ama Kyouka'nın peynir çubukları da daha sert peynirlerin içine eriyebilen peynirlerin konulduğu kapsüller şeklindeydi. Kyouka meyve olarak sadece üzüm istemekle mantıklı bir tercih yapmıştı; tabağında birkaç çeşit taze üzüm ve ayrıca kuru üzümler ile Bektaşi üzümleri ve kırmızı Frenk üzümleri vardı. Benim kremalı meyve salatam mı? Kyouka'nın tabağına böğürtlen, çilek, yabani dağ çileği ve yabanmersini eklenip üstüne krem şanti sıkılmıştı. Kahveler de kahveydi işte, diyebilseydim keşke ama... Cafe au Lait bir yana, insan İrlanda kahvesine biraz olsun kahve koymalı. İçinde İrlanda kreması, su, şeker ve bir çay kaşığı kadar kahve tozuyla bir yemek kaşığı kadar suyla yapılmış kahvemsi bir şey olan bir içeceğe İrlanda kahvesi diyememeniz lazım bence.

"Nihayet evdeyiz."

Kyouka: "Benimle dolaşmaktan hoşlanmıyormuş gibi konuşuyorsun."

"Sana sırnaşamamaktan ya da aniden öpememekten hoşlanmıyorum. Evimizde bunları yapabiliriz ama dışarıda olmaz."

Kyouka: "Ne tür bir zihnin olduğunu anlayabilsem keşke."

"Anlarsan bana da anlat."

Bu diyalogun Kyouka'ya sırnaşıp sarılmış halde bütün yüzünü öpücüğe boğduğum bir durumda gerçekleştiği tahmin edilebilirdi sanırım. Burnunun öpülmesinden huylandığını keşfettim, o yüzden Kyouka beni itip Gece'ye bakmaya gidene kadar her üç öpücüğümden birinin hedefi burnuydu. Arkasından seslendim, aslında bir yandan da Gece'ye bakmak için peşinden gitmek istemiştim ama nedenini anlamadığım şekilde yorulmuşum ve koltuktan kalkma çabalarım topyekûn başarısızlıkla sonuçlanıyor. O yüzden bir süre daha buradayım gibi görünüyor.

"Bu kadar tatlı olmak zorunda mısın?"

Kyouka: "Eğer olmazsam kocam beni yeterince övmez, o yüzden..."

"Yarısının bile kocanı kölen yapmaya yeteceğini düşünüyorum aslında."

Kyouka: "Köle ya da köpek değil eş olmanı istiyorum."

"Tamam, bunu yapmak kolay... Kolaydır herhalde."

Diğer Bölümler İçin

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder