Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

10 Eylül 2017 Pazar

Yılan Olmazsa Ne Olur?

Günümüz insanı, yılanı korkulacak bir canavar, ayaksız bir şeytan olarak görüyor. Bunun şu şeytanın yılana dönüşüp Adem’i kandırması olayına dayandırabilirsiniz ama yemem. Sebep? Çünkü ne Kuran’da ne de başka bir İslam kaynağında bu geçmez! Yılana dönüşümü söyleyen sadece iki kaynak vardır: Tevrat ve bugün Musevilerin kutsal metin kabul ettikleri aslen Eski Mısır’a ait bir büyü kitabı olan Kabala. Bunu geçelim; yılandan neden korkulmaması gerekir? Öncelikle, yılan saldırgan bir hayvan değildir. Zehirlileri de zehirsizleri de köşeye sıkıştırılmadıkça saldırmaz. Zehirliler daha ağır başlıdır hatta; en zor sokanlar onlardır ve onları yerinden kaldırmak pek mümkün değildir. Sopayla dürtseniz bile kuyruğunu dönüp yatmaya devam eder. Zehirsizlerse hemen kaçar ya da saldırı pozisyonu alır. Zehirli yılanlar ise: Engerekler olduğu gibi durur, kobralar fazla yaklaştığınızda boynundaki şeyleri açıp kafasını kaldırıp tıslar, çıngıraklı yılanlar da kuyruğunu sallar. İkinci olarak, tüm yılanlar zehirlidir diye bir şey yok. Örümcek ve akrepler için geçerli o, yılanların %90’ından daha fazlası zehirsiz, kalanın da çoğu “yarı zehirli” yani zehirli ama insana zarar veremeyen düzeydedir. Üçüncü: Zehirli ve zehirsiz yılanları ayırt etmek sandığınızdan daha kolay. Sadece kendi çevrenizde yaşayan birkaç yılanın görünüş ve zehir derecelerini öğrenirseniz (bunu çevreye sormayın, gidin ansiklopediden, kitaptan, internetten araştırın. Zira ısıramayan kertenkeleye -Oluklu kertenkele- “bölgenin en zehirli yılanı” diyenler var) Bunun haricinde Mısır kobrası, küçük engerek, taipan, oluklu kertenkele, çukurbaş yılan, kedi gözlü yılan türlerini ve deniz yılanlarını araştırın. Sadece bunlar sonucunda bir yılanın zehirli olup olmadığını içgüdüsel olarak bilir hale geleceksiniz. Peki, yılanlar olmazsa ne olur?
Pseudopus apodus ile ilgili görsel sonucu
Tanıştırayım: Pseudopus apodus, yani oluklu kertenkele
1) Buğday olmaz. Sebep? Tarlafareleri aşırı artar ve buğdayı tüketirler. Elbette kedi ve benzeri hayvanlarla bir yere kadar müdahale edebilirsiniz ama ne zehir ne de kartal tarlafareleriyle yılanlar kadar iyi baş edemez.

2) Verem olur. Sebep? Çünkü sıçanlar, lağım fareleri aşırı artar ve evinize kaçan bir kedi, ardından kedi kadar iri bir kara sıçanın girmesi tıpkı sinek girmesi gibi alışıldık olur. Apartman ve hatta gökdelenler de buna dahil bu arada.

3) Tüm canlılar, besin, ölüm, üreme ve benzeri binlerce sistemle birbirine bağlıdır ve bu bağların en az olduğu hayvanlar sinekler, en çok olduğu yani ortadan kalkmasının en öngörülemez sonuçlara yol açacağı ve muhtemelen beraberinde birçok bitki ve hayvanı da götüreceği tür, yılanlardır. Buradan sineklere kafam girsin bu arada, hamamböceklerinden de nefret ediyorum ama onlar çalışıyor, atıkları yiyorlar. Bu sineklerin bir halta yaradığı da yok. (Var da hepsini başka hayvanlar da yapabiliyor ve sadece bunlarla beslenen herhangi bir tür yok) Yılan diyorduk…
4) Yılan zehrinin tek doğal panzehri kendisidir. Yani yılan zehrinin şifası, yılanın kendisidir -ki bunu daha önce de söyledim-. Bu arada günümüzdeki yapay panzehirler de hâlâ yılanın kendi zehrinden yapılıyor. 5) Yılanlar koyun, sığır, adam yemez. “Anakonda?” diyecekleri ülkemizde boagillerden sadece mahmuzlu yılan yaşadığını, onun da boagillerin en küçük olan cinslerinden kum boası (Eryx sp.) cinsine tabii olduğunu söyler ve “Ulan daha hangi yılanın ülkende yaşadığını bilmiyorsun, geliyorsun burada ‘Yılan zararlı vırvır” derim. Bir yılanın (anakonda ve burma pitonu gibi ekstrem üyeleri saymazsak) yutabileceği en büyük boylu şeyler tavukla tavşandır ki ülkemizde onları yutabilecek tek bir tür yaşar ve onlar da çoğunlukla iklim, çevre şartları vs. gereği o kadar büyümezler: Mahmuzlu yılan. Evet, Türkiye’de bunları yutabilecek tek tür mahmuzlu yılan. Engerek mi dedin? Engereklerin şeritli engerek haricinde hiçbiri o kadar büyümez, şeritli engerek de insanların arasına gelmez, muhatap olmaz.

6) Yılanlar ne süt içer ne de süte gelir. Zaten yılanların koku algısı süt gibi zayıf bir kokuyu algılayamaz. İkinci olarak süt, yılanlar için hiçbir besin içermez. Sadece yavru yılanların böceklerden aldığı, yeterince büyüyen türlerin büyüyünce onu terk ettiği kalsiyum vardır sütte yılanlar için. Üçüncü olarak, yılanlar sütü sindiremez. Annesinden süt emmeyen bir hayvanın hayatının hiçbir döneminde süte ihtiyacı olmaz ve dolayısıyla sütü sindirebilecek donanıma da ihtiyacı olmaz. Dördüncü olarak yılanlar ölü fareyi bile yemez, bir zamanlar bile canlı olmayan sütü içsinler. Yılanlar sadece hâlâ yaşayan şeyleri ya da öyle olduğunu sandıkları şeyleri (yeterince ısıtılmış ama kesinlikle pişirilmemiş, vücudu bozulmamış bir fare ölüsü mesela) yer. Beşinci olarak, yılanların süt içtiğini söyleyenler hep şunu söyler: “Hayvanın memesini emiyor.” Emmiyor arkadaşım, sokuyor! Neden? Oradan geçiyordu, o hayvan huysuzlandı, yılan da korktu ve tehlike hissetti, o yüzden! Hem gerçekten emiyor olsa bunun devamında “Böyle kaç tane hayvanım zehirlenip öldü.” Denmezdi. Emme, diş geçirmeden olur; diş geçirdiğinde de sütü çekemezsin. Sonuç: Emmiyor, sokuyor.


7) Bu yazı “Yılanlar olmazsa ne olur?”dan “Yılan nedir, neye benzer”e döndü iyice. Çünkü yılanın ne olduğunu ve nasıl bir şey olduğunu gerçekten bilen sayısı çok az, bilenler de zaten yılanlardan korkmuyor ve gördükleri yerde öldürmüyor. Tutturmuşsunuz bir yılan, yılan diye; daha nasıl bir hayvan olduğunu bilmiyorsunuz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder