Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

25 Mayıs 2020 Pazartesi

Yesterday wo Uttate'ye sövüp başka konuya geçecektim ama gerisi geldi

Yesterday wo Utatte beni gerçekten sinir etmeye başladı. Ana karakterin gerizekalılığı olsun, Shinako denen şerefsiz olsun... Ulan "12 bölüm zaten, 8 bölüm olmuş, dayanayım" dedim ama yok, yapamıyorum. Hanazawa Kana gibi bir seiyuu neden bu Shinako hıyarını seslendiriyor lan? Tamam, seiyuu olarak rolü reddetmek pek hoş bir davranış değil ama sen de sektöre yeni girmiş bir insan evladı değilsin ki ya, koskoca Hanazawa Kana'sın. Renai Circulation'u söyleyen kadın lan bu, nasıl böyle bir rolle ilgilenebilir? Bir ağırlığın olması lazım ulan! Bu arada kontrol ettim de kadının kariyerinde böyle "kötü" veya pek sevilmeyen karakterler bolmuş (Renai circulation da çok sevilmesine rağmen ağzından yazılan Sengoku Nadeko'ya bayağı bir sövülür gerçi ama ben seviyorum o karakteri, yani en azından nefret etmiyorum), yine de Shinako hepsinden beter be. Yine Hanazawa Kana'nın seslendirdiği Akame ga Kill'deki Seryuu'ya da sövülür edilir ama en azından "kötü karakter" olarak bir ağırlığı vardır onun, "Olmasaydın hikaye olmazdı reis, var gel şerefsiz ol" tadında bir karakter o. ("Öyleyse Esdeath ne ulan?" diyecekler demesin, kalbinizi kırarım. Benim bu parantezin sonuna nokta koymam gerekiyor mu lan, yoksa parantezden önce koyduğum noktayı mı kaldırmalıyım? Şinasi'nin başımıza açtığı dertlerden işte bu da) Ekrana yumruk atasım geliyor Shinako'yu görünce; Sakura olsun, Misa olsun bunun yanında melek ulan! (Ki ikisi de gerçek hayatta karşıma çıksa ya arkama bakmadan kaçar ya da yüzlerine söverim) Bu neymiş? Yok arkadaş, ben anca son bölüme bakarım, eğer aldığım spo doğruysa da sövüp kapatırım. Buradan ana karakter olacak hıyarağasına sesleniyorum: Lan bu Shinako'da ne buluyorsunuz Allah aşkına? Kişiliği zaten çöp, görünüş desen Haru onun on katı güzellikte. Dolmuştum artık, bu nedir? Ha bir de Haru'nun seiyuu'suna baktım, az karakter seslendirmiş ve pek popüler işlerde yer almamış ama seslendirdiği karakterlerden benim tanıdıklarım istisnasız kaliteli ve animelerini izleyen hemen herkes tarafından sevilen karakterler. (İki tane istisna varmış, şimdi gördüm ama onlar da zaten genel olarak nötr kalınan karakterler, sövülen karakterler değiller; ha tabii benim animesini henüz izlemediğim veya saçma inatlar nedeniyle izlemeyecek olduğum karakterler arasında öyle karakterler olabilir, orasını bilemem.)

Dur, hazır başlamışken devam edeyim. Bu Toaru serisinin yazarı ne yapıyor lan? Neyin peşinde acaba? Tabii lafa dan diye dalınca anlaşılmadı ne dediğim. Index'in ilk sezonunda sadece birkaç fanservis sahnesi vardı, her animede olan şeyler işte. Railgun'ın ilk sezonunda daha fazla fanservis vardı. Index'in ikinci sezonunda daha ikinci bölümden fanservisi dayadılar, "Tövbe bismillah, ne oluyoruz?" diyemeden kalakaldık. Railgun'ın ikinci sezonuna ecchi tagı koyup son sezonları da hentai olarak çıkarın bari, niye her sezon fanservis dozajını artırıp güzelim büyü-bilimkurgu çekişmesi hikayesini ecchiye çevirip çöp ediyorsun birader? Neyin peşindesin? Ha tabii ecchi=çöp demiyorum (diyenler var ama ben demiyorum), sadece böyle bir hikayede o fanservisler aşırı gereksiz, o yüzden öyle oluyor. Yoksa ecchi'siz anlatmanın mümkün olmadığı ya da mümkünse bile ecchisiz olunca pek de güzel olmayacak seriler de var, onlara laf etmiyorum. Üçüncü bölümde en ufak ecchi fanservis olmamasıyla da sözümü yedirdi bana. Bu arada yorumlarda Railgun'ın ilk sezonunun (büyük oranda Touma olmadığı için) pek sevilmediğini gördüm ama Index'in ilk sezonunda büyü ve büyücüler hakkında bir sürü bilgi alırken esperler hakkında bildiklerimiz o anki konuyla ilgisi olan şeylerden ibaretti ve büyük oranda hafızasını mı kaybetmiş yoksa komple beynini mi aldırmış anlaşılamayan Touma'nın sorduğu soruların cevabı olarak karşımıza çıkıyordu, Railgun'da esperler ve özel güçler hakkında bir çok ek bilgi aldık, Judgment ve Antiskill'in -ki Index'te resmen figürandı bu iki kurum, Akademi Şehri'ni yönetiyorlar güya- yapısını, yetkilerini ve gerçekten de şehir yönetimi ve şehrin korunması hakkında yaptıkları şeyler olduğunu gördük falan. Tek bir soruya cevap bulamadık: Şehirde genel bir sokağa çıkma yasağı mı var yoksa yurtlar mı bunu uyguluyor? Ben şahsen bu tür hikayelerde detay, ayrıntı severim, daha önce de söylemiştim; haliyle o sezon çok boş yapmaları ve abartı fanservis düzeyi haricinde (gerçi ben Murenase Seton Gakuen'i, Danmachi'nin ikinci sezonunu, Prisma Illya'yı falan izlemiş insanım, bana koymaz o düzeyde fanservis) ben sevdim o sezonu. Touma zaten malın teki olduğu için sadece birkaç sahnede figüran olarak görünmüş olması beni ilgilendirmiyor, Index'te görünüyor da ne oluyor sanki? Her bölüm sonunda Index tarafından ısırılan bir Touma görüyoruz, Railgun'da da her bölümde olsaydı her bölümde Misaka'dan uçan tekme yiyen bir Touma görürdük herhalde.

"Ecchiye çevirip çöp etmek" demişken: High School DxD hakkında "Ben konusu için izliyorum." esprisi vardır, dalga geçilir falan ama konusu vallahi çok güzel. Ecchi ile çöp ediliyor o konu, ecchi olmasa ya da çok daha hafif bir ecchi içeren bir harem serisi olsa gayet güzel gider (Genel olarak harem-komedi serilerinin fanservis ve ecchi oranı diğer animelere göre daha yüksek oluyor, bu alışılagelmiş, normal bir durum). Bak düşün: Kovulmuş melekler, şeytanlar, azizeler, şeytana dönüştürülen rahibe, kendi isteğiyle şeytan olan egzorsist falan... Ana karakter yine sapık herifin teki olsun, ecchi değil diye ana karakterin kişiliğini değiştirmek zorunda değilsiniz. Bunun yapılmışı da var zaten: Ortalama bir anime sapığından (ve hatta ecchi/harem baş karakterinin en yakın arkadaşından, zira bilinir ki bunlar ana karakterin 3-4 katı sapık olurlar, ortalama bir anime sapığınıysa çoktan geçmişlerdir, başka bir boyuttadırlar; abazanlık ve sapıklığın nirvanasındadırlar) çok daha sapık olan (adamda olmayan fetiş yok aq. Nefes alsın yeterden de beter, hayaletle, kuklayla öpüşüyor herif, tek kriteri karşısındakinin kız olması; öyle yalnız bir abazan da değil, sevgilisi ve öpüşmeli -ona yüz yemeli mi desem acaba- çıkma teklifli garip bir ilişki yaşadıkları en yakın arkadaşı -kız kendisi; bu arada Oshino haricinde Araragi'nin erkek olan herhangi bir arkadaşı olmadığını fark ettim, Oshino'ya da ne kadar arkadaş denirse artık. Bir de Oshino'nun cinsiyetini kafasına göre değiştirebilen "karanlık" yeğeni Ougi var işte- falan var bu adamın) Arararagi'yi (dilim sürçtü gafagsdgdas) başrol olarak tutan Monogatari serisi hiç de ecchi değildi. Tamam, fanservis dozajı ortalama bir animeden biraz daha fazlaydı ama ecchi falan da değildi yani. O fanservisler de gereksiz şeyler değildi, konuyla ilgisi olan veya ana karakterin sapıklığını anlatmaya aracı olan fanservislerdi, bir işlevleri vardı yani. Demek ki yapılabiliyor, yani bu hikayeyi ecchi'siz veya en azından çok daha az ecchi kullanarak anlatmak gayet mümkün. Zaten en az bir adet sapık karakter içermeyen anime yok, sadece (eğer erkeklerse) çoğunlukla önemsiz yan karakterler oluyorlar o kadar.

Adı Asiology olarak değişen Learnihongo'nun Japonca kitaplarına baktım da (Japonca temelim zaten o site hâlâ bütün dersleri ücretsiz olarak, internet üzerinden verirken oluştu) animelerde falan samimi ve/veya kaba konuşma diline maruz kala kala keigo'yu unutmuşum lan. Bir tek "desu" kalmış bende, "dewa arimasen" falan hiç hatırlamıyordum. O benim için "Ja nai" şu an, hep Zura yüzünden. (Gintama izleyen herhangi bir insan evladı yaptığım espriyi anladı, geri kalanlara açıklamaya uğraşmayacağım.) "Dewa arimasen" deyince Tokugawa Ieyasu'nun emrindeki bir daimyo gibi hissediyorum kendimi, sanki az sonra emrimdeki yedi onna-bugeisha ve sekiz samuraya seppuku emri verecekmişim gibi garip bir his oluşuyor aq. Lan o değil birine "dewa arimasen"li bir cümle kurarsam kaldığım ryokanı işleten kişilere "-dono" ekiyle hitap etmeye başlayabilirim. (Nasıl? Japonya dışında nerede kullanayım lan Japoncayı? Ha bak basit düzeyde de olsa birden fazla dil bilince Sahte Kahramanlar gibi farklı kültür ve dilleri içeren serileri yazmak kolaylaşıyor ama etimoloji ve dil aileleri hakkında herhangi bir şey bilmek de o işi kolaylaştırmak için yeterli, bana tek yararı onlara benzeyen bir halkın doğru düzgün cümle kurabilmesi, "şu kelime şu anlama gelir" diye arada gereksiz bilgi vermemi ya da birkaç kelime uydurup art arda sıralamamı, buna da "cümle" dememi önlemesi oluyor an itibariyle.)

SIBNET beni kanser etmeye başladı. Bir tane reklam açıyor, onu zaten geçmek mümkün değil; bitmesini bekliyorsun. Onu geçince bir reklam daha açıyor ama o reklamı bana açtırıyor eşşoğlueşek (babası da dahil ulan. Rus hıyarlığından başka bir şey değil bu. Zaten Odnok olsun, VK olsun bunların, Türkiye'deki anime piyasasını -olmayan bir piyasayı yani, vay aqü. Eee?- fansublar ya da anime grupları değil Ruslar domine ediyor resmen aq), geçen gün bir de "Bu video yetişkinler içindir, onaylıyor musunuz?" diye sordu, "Lan ne açacak bu bana reklam diye?" diye bir korktum. Ayrıca yaş sınırı falan soracaksan reklam açma, direkt videoyu başlat ulan! Neyse, korktuğum gerçekleşmedi; GTA benzeri bir oyunun videosuymuş (bunlar da nasıl reklam anlamadım, Youtube videosu gibi mq. Twitch kesitleriymiş, doğru mu yazdım ben bu uygulamanın/sitenin/her ne haltsa iştenin adını?). Ulan zaten müdahale etmezsen izlediğin şey bittikten sonra saçma sapan Rus Youtube videolarını sıradan oynatmaya başlıyor, bayağı sıkıntılı. (Genelde) takılmadan devam ettiğinden ve nadiren telif yediğinden mecbur kullanıyorum.

Yukarıda ecchi mecchi demişken buradan iki seri hakkında bir şey söylemek istiyorum: Birinci teşekkür Gotoubun no Hanayome'ye, günümüz harem-komedi serilerine her yeri gereksiz fanservise boğmadan, hatta kullanmış olsan bile insanların hatırlayamayacağı kadar az kullanarak da bu hikayenin anlatılabileceğini gösterdiği için. Eski ve sevilen harem-komedilerin çoğu zaten (eğer tür olarak ecchi değillerse) oldukça az fanservis içerirdi ama günümüzdeki seriler öyle değil. İkinciye ise teşekkür mü etsem sövsem mi bilemedim, aklımda "bir animenin türleri arasına ecchi yazılması için fanservis dozajı ne kadar yüksek olmalı lan acaba?" diye soru işaretleri oluşturduğu için Bokutachi wa Benkyou ga Dekinai'e bir alkış istiyorum. Aynı alkışı aynı sebepten Fate/Prisma Illya'ya ve Murenase! Seton Gauken'e de istiyorum bu arada. Oha ulan, eroge'den uyarlama olan normal Fate serileri ve Nekopara senin (Prisma/Illya) kadar fanservis içermiyor, manga uyarlaması olacak bir de. Prisma Illya demişken buradan Illya'ya sesleniyorum: Hiç kusura bakma, abla rolündeki kişi kesinlikle Kuro. Sen bence Kuro'ya değil Miyu'ya ablalık taslamaya başla, hadi bakayım Illya-chan, gördük son savaşta senin ve Kuro'nun durumunu.

Kaguya-sama'nın mangakası da acayip ha (son zamanlarda her şeyi ilginç mi buluyorum lan ben? Zaten saçma sapan "sevilesi karakter" kriterleri falan geliştirdim, bir tuhaflık var üstümde), her fırsatta kendi mangasıyla dalga geçiyor. "Hiç fanservis yapılmayan romantik komedi seinen mi olur lan?" diyaloğu (bu tam olarak Kaguya-sama'nın tanımı, adam "haftaya fanservis var" deyip ıslak saç gösterdi lan gasgsajd. O ıslak saçı da erkek karakterlerin acayip heyecanlandığı bir hikayede öyle bir anlattı ki gerçekten fanservis koydu sanırsın fahdfasdhads), mangadaki karakterlerin aynı mangadaki karakterler hakkında ship kapışması yapması. (Ben IshiIino'cuyum bu arada, tamam Ishigami reis Tsubame-senpai ile mutlu olacaksa peşinden gitsin ama bir şey elde edemeyeceği belli. Hayır "O eski sevdiğinden de mi ders almadın?" da diyemiyorum çünkü anlıyorum lan herifi, ona öyle bir şey demem kendime sövmemle aynı şey. Ha kendime sövmek konusunda rahatım, hemen her gün yapıyorum bunu ama bu konu biraz farklı. Iino da ilk bakışta soğuk falan görünüyor ama sen değil misin bu kızın gerçek kişiliğini fark edip seçimlerde ona istediğini veren? Bu arada bence net Tsubame'den daha iyidir Iino; tsunderelik, himederelik ve danderelik arasında -dandereye daha yakın ama yine de diğer ikisinden de izler var- kalması yeter bir kere, ha tabii bu manganın gelmiş geçmiş en iyi karakterinin -bak en iyi kız demiyorum, en iyi karakter diyorum; otomatik olarak en iyi kız da oluyor tabii ama cinsiyetten bağımsız olarak en iyisinin- Hayasaka olduğu gerçeğini değiştirmiyor. En iyi erkek tabii ki Ishigami diyeceğim de zaten mangada adını bildiğimiz başkan ve Ishigami haricinde erkek karakter yok lan, şimdi fark ettim. Varsa da o kadar az görünmüş ve o kadar önemsizmiş ki hatırlayamıyorum, diyecektim; hatırladım: Bir de Kashiwagi'nin sevgilisi var. Dandere demişken: Dandereler bence kuuderelerden daha iyi, gerçi kuudere sayısı daha fazlayken -yine ortalıkta tsundere ve hatta yandere kadar yok ama yine de öbürüne kıyasla fazla- dandere olan bir iki tane karakter var. Noucome'deki beyaz saçlı kız mesela, adını hatırlayamıyorum. Japon isimleriyle böyle bir sorunum var: Eğer Kanade gibi yaygın -en azından animelerde yaygın- veya Senku gibi aşırı nadir değillerse aklımda tutamıyorum, ha bir de ismin anlamını biliyorsam aklımda tutabiliyorum: Yuriko, Mitsuko, Nanase, Miko, Gin, Haru, Shin vesaire. Bu arada anlamları baştan sona şöyle: Zambak kız, üçüncü çocuk/üçüncü kız, yedinci bir şey -tam bilmiyorum oradaki Se'nin anlamını; baktım, nehir kıyısı, nehrin akıntılı yeri gibi tam çevrilemeyen bir anlamı varmış, yedinci nehir, yedinci kıyı ya da yedinci akıntı olarak çevirebiliriz o zaman, ben yedinci nehir diye çevirirdim çevirecek olsam, eğer şiir ya da şairane bir şey çeviriyorsam da yedinci akıntı diye-, Şinto rahibesi -gerçi isim olarak kullanıldığında farklı bir anlamı var muhtemelen, bakayım, tamam; isim olarak da anlamı Şinto rahibesi ama kelimelere böldüğümüzde "güzel evlat" demek-, gümüş, bahar/ilkbahar, bu aslında "kutsal" demek ama nasıl yazıldığına ve ardından gelen eklere göre çok farklı anlamları da var.) Bu arada yazıyı buraya kadar okuyan ship nedir falan biliyordur zaten ama yine de şunu bırakayım: https://shipping.fandom.com/wiki/Shipping

Japonların makyajla ciddi bir derdi var. Bak mesela, zaten aşırı güzel veya olmadı aşırı tatlı olan, öyle olmasa bile yine de belli seviyenin üstünde güzelliği ya da sevimliliği (güzellik ve sevimlilik/şirinlik/tatlılık aynı şey değil, arada bariz birkaç fark var) olan kıza "Seni güzelleştireceğim" deyip makyaj yapıyorlar, sonuç ne oluyor peki? Artık çizerlerin kazmalığından mı yoksa başka bir şeyden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama sonuç makyajsız halde zaten gayet güzel olan kızı çirkinleştirmek oluyor. Derdiniz ne lan sizin? Makyajın ne olduğunu sanıyorsunuz? Şimdiye kadar makyajla güzelleşen tek bir anime kızı görmedim, alayı makyajsız daha güzel. Ha orijinal tasarımında makyaj bulunan, makyajsız halini asla görmediğimiz karakterler (Aihara Yuzu, Aoyama Erika vs.) için durum farklı olabilir ama "makyajla güzelleştirme" sahnelerinin alayında güzelim kızı çirkinleştirip bize "çok güzel oldun" diye yutturuyorlar. Acaba Japon hükümetinin makyaj karşıtı kampanyası falan var da o yüzden mi böyle oluyor lan? Aklıma gelen ilk örnek olan Kuronuma Sawako'ya baktım da o çirkinleşmemiş ama bu makyajsız halinin de gayet güzel olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Arkadaşım, eğer sahnenin adı "makyajla güzelleştirme" ise neden bu kızların makyajsız hali makyajlı hallerinden daha güzel acaba? Sana diyorum sana, çizer efendi! En son bir makyajla güzelleştirme sahnesi içeren bölümün altına yazılan şu yorum hislerime tercüman oldu: "Kız zaten güzel, yemeyin bizi."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder