Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

15 Aralık 2018 Cumartesi

Çok enteresan bir durum var. Millet daha Kasım'da yılbaşı moduna girmişti ama yılbaşına iki hafta kala, Onedio hâlâ "yılbaşı yemekleri" temalı bir içerik yayınlamadı. Ki kendileri yılbaşı moduna ilk girenlerdendi, Kasım'ın 15'inde yeni yıl temalı içerikler yayınladılar. Çok acayip bir durum, her sene yayınlarlardı. Ama bu sene de yayınlayacaklar bence, Aralık'ın son günlerini bekliyor olabilirler.

Yeni yıl demişken... Şu dünyanın en lanet en gerzekçe en yedi ceddi gibilesice şeylerinden biri olan AKK'nin kalkacağı söylendiydi... Şunu söyleyeyim: Zerre inanmıyorum kalkacağına. Adını ve birkaç önemsiz ayrıntıyı değiştirmekten başka bir halt olmayacak bence. Ha bir de şimdiden açıklanan taaa 2000 yılında bile "böyle sistem mi olur aq" denen kotalı tarifeler var. Ulan emdiğiniz onca parayı yemek yerine altyapıya yatırsaydınız (ki altyapıda bir sorun olduğuna da zerre inanmıyorum) şimdiye hepimiz ABD ayarında internet kullanıyor olurduk. Hayır arkadaş, dünyada internet yasaklarıyla tanınan Çin'in interneti bizimkine bin basıyor. Gerçi en yavaş, en iğrenç, en berbat 2. interneti (birincisi Suudi Arabistan, sıfırıncısı da internetin komple yasak olduğu Kuzey Kore zaten) kullanan bir ülke olarak acaba çok mu şey istiyoruz diye düşünmeden de edemiyor insan. Herhangi bir ISS'yi arayıp ağız dolusu küfrettikten sonra telefonu yüzlerine kapatasım var da dur bir bakalım...

Daha önce yılbaşını ve yılbaşı konseptini sevdiğimi ve nedenlerini iki-üç kere yazdım zaten, tekrarlamayacağım o yüzden. Ha bak aklıma geldi, çam en sevdiğim ağaçlardan biridir. Neyse, yılbaşını ve yılbaşı konseptini sevmekle birlikte bir de kendimi oyalamak için bir yılbaşı menüsü çıkardım. Sebep? Başka zaman "O kadar yemeği kim yiyecek", ondan sonra "O malzemeler nereden bulunacak?" Yılbaşı gibi genel ve halihazırda normal şartlarda pek tüketilmeyen yiyeceklere büyük paralar harcanan bir zamanda göze batmıyor tabii. Bunu derken de hindiyi kastediyorum. Hindi demişken, bütün hindi bütün tavuktan pahalı, hem de kat kat pahalı, hatta yılbaşı filan olaylarında daha da pahalı. Ama hindiden yapılan salam, sosis vs. tavuktan yapılandan daha ucuz. Hadi buna daha çok eti olduğu için diyelim, dedik. Ama hazır etlerden bahsediyorken: At dediğin hayvanın canlısı sığırın canlısının bir sürü katıyken, at dediğin hayvanı ayrıca bakmak ve üretmek de daha zorken ve memlekette çok az at varken at eti neden sığır etinden daha ucuz? Aslında, ben at etinin sığır etinden daha ucuz olduğunu düşünmüyorum; ekşi sözlükteki bu entry de tam olarak benim düşüncelerimi yansıtıyor. Yine ekşide bir entry vardı, dur; "At kaç para biliyon mu yiğenim?" diye. Bak, bu diyalogdaki gibi köpek etinin ucuz olması mantıklı; memlekette bir sürü sokak köpeği, bir o kadar da barınaklarda köpek var. Devamlı olarak yavru köpek alıp büyüyünce sokağa atanlar da cabası. Yalnız köpek etinin nasıl bir yapısı olduğunu bilmiyorum ama kokacağını ve haliyle fark edileceğini düşünüyorum. Etle beslenen hayvanların etinin kokma ihtimali her zaman vardır, hele hayvan leşle besleniyorsa (sokak köpekleri leş, kağıt ne bulurlarsa yiyorlar haliyle) kokması neredeyse kesindir. Gerçi baharat, sos vs. hatta pişirme tekniği ve süresi bile dahil olmak üzere kokuyu engellemenin bin bir türlü yolu var. Bu konu fazla uzadı da bir de şöyle bir şey var, at eti yemeyi ne zaman ve nasıl bıraktığımız. Hiç din argümanıyla gelmeyin, sünni müslüman olan Kazak ve Kırgızlar hâlâ at eti yiyorlar ki zaten İmam Hanefi'ye göre (Hanefiliğin kurucusu) "Savaşta kullanılan atın etini yemek mekruh", geri kalan bütün mezhep kurucuları at eti hakkında helal diyor. Kuran'da zaten domuz, kan ve leş dışında herhangi bir gıdanın haram olduğundan bahsedilmiyor, bir de "rızıkların temiz olanlarından yiyin." deniliyor; haliyle varlığı kesin olmayan hadislere ve Musevilik'tekli koşere bakıp haram tayin edenler de at eti hakkında "helal" diyor ama bizde kime sorsan "haram, ondan" der. Bir de bunun ilginç bir yanı da koşere göre tavşan ve deve de yenmez, ne hikmetse mezhep kurucuları bunlara "helal" demiş, sebep? Çünkü Araplar İslam'dan önce de sonra da bu iki eti tüketmektelerdi, günümüzde deve eti Arap coğrafyasında inanılmaz pahalıdır bu arada. Sadece Suudi Arabistan'da ve sadece zenginler tarafından sadece özel günlerde tüketilir. Ortadoğu mutfağıyla ilgili bir sunum yapmam gerekti, oradan biliyorum. Bir de Ortadoğu mutfağı da inanılmaz bir kavram. Balkanlardan başlayıp Hindistan'a kadar içine alabilirsin. Kimsenin onu yapmaya bir tarafları yemez ama ben olsam Rus mutfağını bile Ortadoğu mutfağı içine alıp anlatırdım, öyle iğrenç, öyle nereye çeksen oraya giden bir tanım. Ülkeleri çıkarmaya kalksan neye göre, nasıl çıkardığın ayrı bir dert olacak. Kuzey Afrika'yı dahil edecek misin? Ya İran? Bunun bir de daha Yahudi mutfağı var, Ermeni mutfağı var, Azerbaycan mutfağı var... Bunları dahil edecek misin etmeyecek misin? Türk mutfağını dahil edecek misin, edeceksen ne kadarını edeceksin? "Türkiye mutfağı" dersen sınırları nispeten belli ama Türk mutfağı dediğinde Macaristan'dan Yakutistan'a kadar olan coğrafyanın %75'ini filan (iyi olasılık ve miktar sallarım ve çoğunlukla yanılma payım 15'i geçmez) içine alman erekecek ki bunun etkileyen-etkilenen mutfaklar ve farklı mutfakların ortak ögeleri var. Ortadoğu mutfağında bir de bu var, çoğu ülkenin mutfak kültürü neredeyse tamamen aynı; hele o ülkeler Arap ağırlıklıysa. İşte bir Mısır, bir Suudi Arabistan, bir de Lübnan'ın mutfak kültürü diğer Arap ülkelerinden biraz daha farklı, İran desen zaten "İran coğrafyası mutfağı" diye Ortadoğu'nun en geniş tanımını ikiye de bölebilirsin, zira İran coğrafyası dediğinde işin içine Azerbaycan, Türkiye'nin bir kısmı, Pakistan ve Afganistan da girer. Hele bir de Kuzey Hindistan tanımı vardır ki İran coğrafyası tanımını bile içine alabilirsiniz.

Bu çok uzadı ama konumuz o değil. Konumuz: Yılbaşı menüsü. Yılbaşı menüsüne ravioli (İtalyan mantılarından -dumpling, daha önce bahsettim- en popüler olanı) var ama makarna hamuru kadar gıcık bir şey görmedim. Açılmaz, azıcık beklersin süner, en başta yoğururken bir sürü un arda kalıp ziyan olur zaten... Ravioli'ye de ilginç bir şey yaptım; "dört renkli ravioli." İç dolgusuna göre farklı renklerde ravioli'ler. İnternette "doğal gıda boyası", "organik gıda boyası" vs. diye ararsanız zaten bu renklendirme tariflerine ulaşırsınız ama ıspanak suyu ve pancar ezmesi gibi istisnalar haricinde hazır, kimyasal gıda boyaları kadar yoğun ve iyi bir etki beklemeyin. Neyse, kıymalı olan kırmızı, mantarlı olan mavi, peynirli olan beyaz (yani hamurun kendi rengi - makarna hamuru pişmeden önce sapsarı oluyor bu arada, pişince beyaza dönüyor), sebzeli olan da yeşil. Peki, mantar neden mavi? Maviyle ilişkilendirilebilecek bir gıda yazınız, süreniz 10 dakika... ben söyleyeyim: Yabanmersini ve Amerikalıların "berry", bizim firmaların "orman meyvesi" ya da "kırmızı meyve" dediği birkaç benzeri, balık başta olmak üzere deniz ürünleri. Balıklı olanı kişisel sebeplerden yapmayacağım ki zaten balık, ravioli gibi bir şeyin içine konmak için fazla aromatik bir gıda. Eh, yabanmersinli ravioli de yapamayacağıma göre; dünyada her rengi, her görünüşü olan mantar. Ki aslında kültür mantarının rengi birazcık maviyi andırıyor bence, tamam gri-beyaz ama grisi mavismsi bir gri. Ne grisi lan, diyenler için kültür mantarı resmi:
Agaricus bisporus ile ilgili görsel sonucu

Biraz kahverengilik de var gerçi... Yani sonuçta maviyle ilişkilendirilebilecek tek gıda mantar ki halihazırda mavi renkli olan (ama muhtemelen zehirli olan) şöyle bir mantar da var:
Lactarius indigo ile ilgili görsel sonucu

Lactarius indigo imiş bu bu arada, melkiyle aynı cins bir mantar. Yenilebilirmiş ayrıca, melkiyle aynı cins bir mantarın zehirli olduğunu öğrensem şaşırırdım ama mavi renkli bir mantarın yenilebilir olduğunu öğrenmemin sonucu olan şaşırma daha baskın. Bu arada çizgifilmlerde filan "zehirli mantar" olarak gördüğümüz şu sinek mantarı da Eğer alerjiniz yoksa öldürmeyen, sadece halüsinasyon gördüren bir mantar:
amanita muscaria ile ilgili görsel sonucu

Bu arada o yukarıdaki mavi melki (İngilizce adlandırmalarından biri "Blue milk cap", "milk cap" de melkinin birebir çevirisi. Melki cinsi mantarların tamamına "milk cap" deniyor, bizde de "melki" deniyor. Tuzlu melki vs. Bir tek kanlıca mantarı kurtulmuş aradan) Türkiye'de yetişmiyor, Amerika'da yetişiyor ve Fransa'da bildirilmiş ama Fransa tür listesine eklenmemiş. Yani dağda bayırda gezinirken benzer bir şey görürseniz "Aa bu yeniyordu" diye toplayıp kızartmaya kalkmayın. Ha, o civarlarda bol mantar toplamış ve onları da toplayıp yiyen birinden onay alırsanız yapabilirsiniz tabii, mümkünse beni de çağırın hatta.

Neyse, o kadar. Bu yazıyı da sırf laf olsun torba dolsun diye yazdım bu arada.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder