Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

22 Eylül 2023 Cuma

Yöresiz - Önsöz

𐰘𐰇𐰼𐰾𐰔 ᠶᠥᠷᠡᠰᠢᡁ يوره ؜سز YÖRESİZ

ÖNSÖZ

Şimdi, öncelikle ben bunu niye yazıyorum, neden yazıyorum? İlk sebep tabii canımın istemesi ama şu an yazdığım şey (adını vermemde sakınca olmayacaktır herhalde, özellikle de adından hikayeyi çıkarmak zor olduğu için: Bıçağın Sırtındaki Işıltı) beni biraz zorluyor. Belli bir konsepti, sıralamayı sürdürmeye çalışıyorum ve bu konuda gerçekten iyi değilim, aklıma ne o an olduğum kısım ne de ilerisi hakkında yeterince iyi fikirler geliyor. Ben de zorlamak, kendi yazın ve sanat anlayışımı "boğmak" yerine bir "kafa dağıtıcı"ya başvurmanın iyi bir fikir olduğunu düşündüm. Bir kafa dağıtıcıya başvurmamın iyi bir fikir olduğunu düşünme sebeplerimin en önemlilerinden biri şu: Yayımlanan ilk (aslında, an itibariyle tek) kitabım olan ve henüz yeniletmeyi başaramamış olsam da bana yepyeni bir dünyanın, bir tür külliyatın kapılarını açan şey Ejderin Mührü idi ve Ejderin Mührü de blogda kafa dağıtmak için başladığım (sonra da hikayeye iyice bağlanıp bölüm atmadığım gün ufak çaplı krizlere girdiğim), o zamanlardaki adı Ejderha ve Mühür olan bir netromdu (web novel). Bir başka sebep, Bıçağın Sırtındaki Işıltı'da ilerlemeye çalıştıkça aklıma çok daha farklı yerlerde çok daha farklı fikirler geliyor. Ben de kendimi kalıplara hapsetmek yerine sadece canımın istediğini yapacağım; çünkü sanatın doğasının bu olduğuna inanıyorum: "Yapmak istediklerini yap."

Ha, ayrıca Ejderin Mührü'nde başlayan ve artık kalıplaşmış hâle getirdiğim (keşke yayımlatmayı da kalıplaşmış hâle getirsem ama daha Ejderin Mührü'nün "düzeltilmiş ve yenilenmiş" versiyonu bile sadece benim aklımda ve bilgisayarımda duruyor) "yeni kelimeler sözlüğü" var; onları dipnot olarak uygulayamayacağımdan yazı dilinin kurallarını biraz esneterek parantez içine alacağım. Belki her bölümün sonuna bir "yeni kelimeler sözlüğü" koyarım, belki ilk bölümden sonra ve ona yeni bir şey ekledikten sonra birkaç tekrarla bölüm gibi yayınlarım, belki bu işten kısmen veya tamamen, şimdilik veya sonsuza dek vazgeçerim... Hayat benim için sonsuz bir belirsizlik ve bilinmezlik yığını, yazmak da öyle, zaten o yüzden Bıçağın Sırtındaki Işıltı gibi belli bir temayı ve sıralamayı takip etmeye kendimi zorladığım şeylerden bazen bir süre uzaklaşmam gerekiyor. En kötü durumda tamamen yazmaktan bir süre uzaklaşmam bile gerekebiliyor, ki Sait Faik'e benzer biçimde "delirmemek için yazdığım", yazmanın benim için Maslow hiyerarşisinin birinci kademesinde yer aldığı düşünüldüğünde bunun zaten pek bir şeye benzemeyen hayatımı iyice mahvettiğini anlayabilirsiniz. Basmakalıp "bohem sanatçı" klişesi aslında şikayetçi olmadığım, hatta fırsatım olsa tam olarak öyle yaşayacağım bir şey. Gerçi çoğu "hem gerçek hem ünlü (Ünlü sanatçıların hepsi gerçek sanatçı olmadığı gibi gerçek sanatçı olmak ünlü olmayı garantilemiyor, aksine çoğu durumda ihtimali daha da azaltıyor. Evet, ana akım düşmanıyım, nereden bildiniz?)" sanatçının öyle yaşamadığını -en azından tam olarak o kadar basmakalıp ve klişe bir hayat sürmediğini- düşünüyorum ama eğer para kazanmak gibi şeylerle uğraşmam gerekmeseydi (veya o hayat tarzıyla yürütebileceğim bir işim olsaydı -ki gerçekten öyle işler var, önemli bir kısmı bir şekilde gerçekten de sanatla alakalı olan ve toplum tarafından çoğu "iş" olarak görülmeyen işler ama toplumun düşüncelerini ve hassasiyetlerini umursamayı bırakalı çok oldu, sadece canımın istediğini yapacağım; çünkü Fi dom bir kaotik nötralım-) muhtemelen tam olarak öyle yaşardım.

Bu arada bu roman, hikaye, novella, ranobe ya da işin sonunda (yani bir netrom (web novel) olmaktan çıktıktan sonra) artık her ne olacaksa (çünkü malum, ne kadar ilerleyeceğimi, hikayenin nereye varacağını ve başka hemen hemen hiçbir şeyi tasarlamadım, tasarlasam bunu muhtemelen blogda yazmazdım; gerçi epizodik şeyler için blog benim açımdan daha iyi oluyor, Bıçağın Sırtındaki Işıltı'yı bloğa taşımayı bile düşündüm, düşünün yani) Ejderha ve Mühür gibi yarısı blogda, yarısı matbu olmayacak. Gayet de blogda tamamlamayı düşünüyorum. Matbu versiyona çevirdikten sonra belki blogdan kaldırırım, Ejderha ve Mühür'ü kaldırmama sebebim onun yarım olması ama bu tamamlanacak. "Romanlaştırma" aşamasında illaki hikayede, karakterlerde, olay sıralamasında vs. değişiklikler olacak ama bunların gerçekten iki farklı versiyona ihtiyaç duyan değişiklikler olup olmadığından hiçbir şekilde emin değilim. Neyse, onları o zaman gelince düşünürüz, özellikle de daha Ejderin Mührü'nün "yenilenmiş ve düzeltilmiş" 2. sürümünü bile yayımlatamadığımı düşünürsek bunları düşünmek için şu an erkenin de erkeni. Ha bir de eğer matbu versiyon olursa önsöze bu önsözü direkt alıntı biçiminde ekleyeceğim ama muhtemelen önüne veya arkasına "blog versiyonundaki önsöz şöyleydi" gibi bir şey ve ardına romanlaştırmayla ilgili şeylerden söz eden birkaç bir şey daha eklerim. Belki de eklemem, dediğim gibi hayatımı bulanık bir suyun içinde yaşıyorum. Buna alıştım, hep böyleydi. Benim için hayatta belirli olan tek şey belirsizlik. Evet, bu kadar kişisel bilgi yeter. Sırf bu yazıyı bloğa yazdığım için normalde bir önsözde vermeyeceğim kadar şahsi ayrıntı verdim, hatta daha da vermeye niyetliydim*. Neyse ki fark ettim de kendimi durdurdum.

*Çünkü blog benim kişisel iç dökme aracım, bir nevi "halka açık günlük" gibi kullanıyorum. Bu nedenle kişisel hayatımda verdiğimden bile fazla şahsi bilgiyi blogda ortalığa saçmaya meyilliyim; ama bu kısmı da -eğer var olursa- matbu versiyona koyacağımdan bu durum hiç de iyi değil. Önsözlerde, sonsözlerde olan ben... Onlar benim yazar kimliğim, kişiliğimin ve varlığımın sadece bir parçası; ama blogda birden fazla parçayı aynı anda, yerinin gelmesine ve canımın istemesine göre kullanıyorum, bunlardan en az kullandığım -hatta bu tür, blogda hikaye yayınlama falan işlerinin veya kitap tanıtımıdır, yayınevlerinin saçmalıklarından bahsetmektir gibi şeylerin dışında neredeyse hiç kullanmadığım- parçalarımdan biri de o, "Erdem Ö. Hayalî". Blogda ben "sadece Erdem"im (evet, Ejderin Mührü göndermesi); ama kitaplardaki önsözlerde, sonsözlerde, sözlüklerde vs. Erdem Ö. Hayalî'yim. İkisi de benim bir yanım, bir parçam; ama birbirlerinden çok farklılar. Örneğin bu "yıldızlı paragraf" bile eğer bunu blogda yayınlamayıp her zamanki gibi MS Word kullansaydım muhtemelen hiç var olmayacaktı -gerçi kağıt kalem kullansaydım muhtemelen yine olurdu.

Başka bir konu, hikayenin adı hakkında bir fikrim yok. İçeriğini biliyorum ama... "Yöresiz" konsept açısından çok uygun ve hem MS Word hem de Blogger bu kelimeyi tanısa da TDK, yerel ağızlar sözlüğü de dahil olmak üzere herhangi bir sözlükte listelemiyor -ki ben de zaten bu kelimeyi kitabın içinde evren-içi bir terim olarak kullanacağımdan, hatta MS Word ile Blogger "tamam, ben biliyorum bu kelimeyi" diyene kadar kendim uydurduğumu sandığımdan bu durum işime geliyor- ama fazla mı basit ki diye düşünüyorum... Başka bir konu, karaktere uygun olan Yüreğin Yolu falan gibi bir ad ama hem yanıltıcı (romantik dram adına benziyor ama yazmaya niyetli olduğum şeyin romantik dramla alakası yok) hem de sırf kafa dağıtmak için yazacağım bir hikaye için fazla "ağır" bir ad. "Gezgin" gibi bir şey de olabilir ama... Yöresiz iyi sanırım ya. Hoşuma gitmezse matbu versiyonda değiştiririm (blog versiyonunda, muhtemelen değiştirdiğimi belirten bir açıklama yayınlayacak ama bölüm adlarına ve etiketlere dokunmayacağım).

Diğer bölümler için

𐰼𐰓𐰢:𐰇:𐰴𐰖𐰀𐰠𐰃 𐰼𐰓𐰢:𐰈:𐰵𐰗𐰁𐰠𐰄 ᠡᠷᠲ‍ᠡᠮ ᠥ᠃ ᠬᠠᠶᠠᠯᠢ أردم عُ. خيالى Erdem Ö. Hayalî

Delinin teki. Israrla umut etmeye çalışıyor. Gölgesini kovalamakla meşgul. Erdem Ö. Hayalî mahlasıyla kitap* yazdı, şimdi de yayınevlerinin yamyamlıkları ve doğrudan yayıncılık servislerinin onlardan da beter olması nedeniyle umarsızca bir çıkış yolu arıyor. Ha ayrıca bir şeyler daha yapıyor ama netice vermeden, meyve verince olmasa bile en azından tohum çatlayıp filiz çıkmadan bu konuda ağzını sıkı tutmak gibi bir inadı var. Tüm kitaplarını yazdığı mahlası artık bloğunda da (Evet, “blog” kelimesinin G’si yumuşar. Blokun K’si ise yumuşamaz.) kullanıyor.

*Ejderin Mührü (ALMAYIN! Benim yazdığım kitap değil bu, editörün kafasına göre yaptığı değişiklikler ve hatalarıyla dolu bir saçmalık sadece. Bu kitabın imlası, düzenlenmeden önce daha düzgündü lan? Ortadan bölünmüş cümle yoktu en azından. “Düzelteceğiz” demiştim ama artık o kadar da umutlu değilim, neden olmadığıma dair blogda “doğrudan yayıncılık” diye aratarak bilgi edinebilirsiniz. Halihazırda aldıysanız da düzeltme işini yaptıktan sonra -tabii onu da yapabilirsek- bir şeyler ayarlayacağım.)

𐰲𐰓𐰼𐰭:𐰢𐰜𐰼𐰇 ᠡᠵᠲ‍ᠡᠷᠢᠩ ᠮᠥᠭ᠍‍ᠷᠥ اژدريڭ مهرى

INFP 6w5 sp/sx 694 (6w5-9w8-4w3)* EII-Ne RLUEI EFVL melankolik-flegmatik Kaotik nötral

*Üçlü tip teorisinde kanatlar yok biliyorum ama teori devamlı değişip yenileniyor zaten.

☉♓︎   ☽♌︎   Asc♊︎   ☿♈︎♀♒︎♂♈︎♃♓︎♄♈︎♅♒︎♆♒︎♇♐︎⚷♏︎⚸♎︎☊♍︎🜊♏︎

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder