Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

31 Mart 2020 Salı

Genel Yazı İşte Be

Yazdıkları/çizdikleri sonlar yüzünden bazı mangakalara sövesim var. Mesela Beelzebub. Aslında Beelzebub tam da olması gerektiği gibi bitti: Tamamen komedi; yine de mangakaya sövmeme engel değil bu. Tamam, manganın havasını değiştirirdi belki ama en azından büyümüş Beel görseydik. Bir diğeri 5-toubun no Hanayome. Şimdi, zaten iddiasız bir harem-komedi serisinden öyle ahım şahım bir son beklemiyorum. Bu serilerin olayı şudur: Ana karakter kimseyi seçmez ve hayatına sap olarak devam eder ya da birini seçer ve evlenirler (diğer karakterlerin fanları ana karaktere söver falan), bitti. Tamam, aslında en az sevdiğim kız kazandı ama konu bu değil, eğer diyeceklerime kulak verirseniz, zira manganın son bölümlerinde "bitse de gitsek artık" modundaydım, o yüzden kazananın kim olduğu umrumda değil. Favorim kazansaydı ve mangaka aynı sonu yazıp çizseydi yine söverdim. Hatta muhtemelen daha fazla söverdim. Peki, buradan Gotoubun'un mangakasına soruyorum: O 5 gelinlik numarası gerçekten gerekli miydi? Yani adını unuttuğum ana karakterin kızları artık ayırt edebildiğini belirtmenin okuyucuya kriz geçirtmeyecek bir yolu yok muydu? Peki ya gelecekten bir anda manganın asıl geçtiği zamana atlaması, "rüya mı görmüş lan bu?" dedirtmesi? Bu nedir acaba? Tamam, sonlar konusunda kötü olabilir bir insan, anlıyorum; ben de sonlar konusunda kötüyüm zaten... Ama arkadaş, bari birine danışsaydın!

Ölüm fikriyle oldukça ilginç bir iletişimim var. Yarın ölürsem, dünyanın yükünü daha fazla çekmeyeceğim için mutlu olacağım ama öte yandan bir hiç olarak ölmekten ölesiye korkuyorum. "Ölmekten ölesiye korkmak" Şiirsel, di mi? ("Di mi" nasıl yazılır? D'i' mi? "Değil mi"den geliyor olabilir ama artık farklı bir ifade o, bunu "değil mi?" şeklinde yazmaya devam edersek elmayı da "alma" şeklinde yazmamız gerekir. Verdiğim örnek aynı şey değil ama ne demek istediğimi anladığınızı sanıyorum.) Heh, "hiç" diyordum. Hiçbir yeri görememiş, hiçbir iz bırakamamış, hiçbir şey yapmamış... Öyle işte. Gerçi bu düşünce artık daha az depresif hissettiriyor, hiçbir şeyin önemi kalmadığını hissediyorum çünkü.

Bir süredir çıplak elle bir dövüş tekniği üretmeye çalışıyorum ama öyle bir şeyi üretebilmek için öncesinde halihazırda temel alacak bir şeyi biliyor olman gerekiyor. İroni, kesinlikle espri anlayışınızı test etmek için bir sınav. Neyse, bunu düşünürken yay çekme hareketlerini yumruk dövüşüne uyarlayabileceğimi fark ettim. Yay germe, sonuçta gerçekten bildiğim bir sanat, doğru düzgün bir eğitim aldım neticede.

Dünya epey sıkıcı bir yer. Edebiyat ve izlence bunu bir miktar çekilir hale getiriyor; yalnız uzaylı istilasıdır, zombi salgınıdır, şeytan-insan savaşıdır görmeyeceksem ne anladım ben yaşamaktan? Verdiğim örneklere bakınca kendime (ve dünyaya) acı çektirmek istiyormuşum gibi gözüküyor ama öyle yapmak isteseydim bir taraflarımı jiletlerdim. Bari tam dalış teknolojisi icat edilseydi de oyunları doğru düzgün yaşasaydık.

Son zamanlarda animelerde çok fazla "normalde animeler/ailem odaya girdiğinde animeler" kabilinden yazıresimlerde (meme -mim- ve caps'e böyle diyeceğim bundan sonra. TDK "Yazılı resim" şeklindeki garabet ifadeyle devam edebilir. Kendiminkinin çok iyi olduğunu iddia etmiyorum ama yazılı resimden iyi olduğu kesin.) olan sahneler var. Normalde bu tür sahneler o kadar rahatsız etmiyor çünkü konunun içine bir şekilde yedirilir; ama son zamanlardakilerde hem hiçbir anlamı olmayan gereksiz fanservis sahneleri var hem de... İkinci kısım biraz daha özel: ailemin yanındayım şu anda ve kendi odam dolu olduğundan salonda kalıyorum. Sonuç olarak devamlı olarak ailem odamda oluyor, bu sahneler de zırt pırt çıkıyor; ezkaza "ne izliyor bu" diye ekrana göz atacaklar diye ödüm kopuyor. Ecchi tagı koymuyorlar ki animeye, yarısından fazlası banyoda geçen bölüm mü olur ulan? (Hayır, onsen bölümüne, sahil/havuz bölümüne ve birkaç dakikalık banyo sahnelerine alışkınım, onlar her animede var. Bahsettiğim "yarısından fazlası banyoda geçen bölüm"den aynı animede üç tane var, o yüzden sinirimi bozdu.) Ecchi tagı koyun o zaman, hiç bulaşmayayım. Ben anime izlemeye başladığımda Sakurasou no Pet na Kanojo'da ecchi tagı vardı, günümüze bakıyorum, her bölüm fanservis üstüne fanservis veren animeyi "he tamam, ecchi değil" diye gündüz gözüyle izliyoruz. Sakurasou'nun günahı neydi lan o zaman, onda ecchi neredeyse yoktu ama tag vardı. Şimdilerde sadece hentaiden hallice animelere ecchi tagı koyuyorlar, gerisine koymuyorlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder