Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

23 Şubat 2016 Salı

"Kafamdaki delilleri toplamak için izin istiyorum sayın hakim!"

Başlığı görüp "bu ne böyle" demiş olabilirsiniz. Doğrudan konuya gireceğim: Son zamanlarda kafam epey karışık. Öyle böyle değil... Bir kaç roman üzerinde çalışıyorum ve karakterlerin yaşaması gereken duyguları ben yaşıyorum... Buna "aşırı gelişmiş empati" diyebilirsiniz ama bence bu sadece bencillik. Yaşamak istediğim ama korktuğum duyguları yazıyorum; bu yüzden onları içimde hissediyorum. Sanki içimde bir kor var gibi... Zaten ömrüm boyunca sulugözün teki oldum; ama son zamanlarda alakasız şeylere de ağlamaya başladım. Hatta yine gözlerim doldu şimdi. Tek fark, eskiden hüngür hüngür ağlardım. Şimdi kendimi zorlasam bile bir iki yaş anca çıkıyor. Sanki gözyaşlarım kuruyup bitmiş gibi... Uzun süredir, evden sadece dershaneye gitmek için çıkıyorum. Dünkü neredeyse hiçbir şey elde edemediğim sulak alan gezisini saymazsak tabii. Kendimi bilmediğimi fark ettim. Nerede olduğumu ya da aslında kim olduğumu bilmiyorum... Toplumun bana biçtiği rolleri oynamayı hep reddettim ama bu, beni kararsız atomlar gibi bir enerji yükü haline getirdi. Gerçekten çok saldırganlaştığım bir dönem oldu. Aslında, yakınlarım beni bahar aylarının böyle yaptığını söylüyor. Bu, tam olarak doğru sayılmaz. Kışın ve yazın da bütün bunları dibine kadar yaşıyorum. Ancak onları bastıracak şeyler oluyor. Bahar ayları, benim rahatlayıp gevşediğim zamanlar; bu bastırılmış yönümün "maske"min önüne geçmesine neden oluyor. Belki de, kendimi bulacak bir yolculuğa çıkmalıyım... Şey, aslında; Asya turum bunu da kapsıyor. Batının bu bilgiye sahip olmadığını düşünüyorum. Hindistan uygun olacaktır sanırım... Her neyse. Yazamıyorum bile... Kafam o kadar dolu ki... Çok yakında YGS var; pek göstermem, hatta dışarıdan oldukça gamsız biri gibi görünebilirim. Ama aslında olmayacak ne varsa acayip kafaya takarım. Sanırım, her seferinde olmayacak hayaller kurmamın nedeni bu. Sonuç olarak, daha çok gencim; değil mi? İyi de, ya bunlar hayatımın son zamanlarıysa? Kim yarın ölmeyeceğimi garanti edebilir? Öte yandan; kalbim çok acıyor. Bu, şimdiye has bir durum değil. Küçüklüğümden beri kalbimde bir çeşit "yük" taşırım. Bu, aşırı yoğun olan (ve büyük ihtimalle "normal" diye tanımlanan insanların tırlatmasına yetecek olan) duygularımı bastırmamla ilgili. Ama çok arttı ve dayanılamaz duruma geldi. Hiç bir zaman yatağa yattığı an uyuyan tiplerden olmadım; ama eskiden bir şey düşünmeden saatlerce yatakta dönüp dururdum. Şimdi, düşüncelerden uyuyamıyorum.Bir kaç gündür; normalden az uyumamama rağmen çok uykusuz hissediyorum. Buna rağmen, uyuyamıyorum. Bunun taşımam gereken bir yük olduğunun farkındayım; sonuçta hepsi bana ait. Ama bu ağırlığı kaldırabilecek güçlü olduğumu sanmıyorum. Defalarca, intiharın eşiğine geldim. Aslında, intihar etsem bile ne değişecekti ki? Üstümdeki yükleri, yakınlarıma misliyle bindirmiş olacaktım. Kafam gerçekten karışık... Üniversite ve bölüme de karar verdim; ama sınavlar beni acayip strese sokuyor. Sadece YGS'ye has bir şey değil bu; hayatım başkalarının elinde olunca, tutsak gibi hissediyorum. Tüm benliğim çalışmayı, buna katlanmayı reddediyor. SBS'de de aynıydı; üstümdeki yük ağırdı...Kimi insanlar, sırtlarındaki yükleri bir yere fırlatıp; yeni bir hayata başlayabiliyor sanırım... Bunun gerçekten olup olmadığımı bilmeme imkan yok; tek bildiğim, onu yapacak cesarete sahip olmadığım. Benim yüküm sadece mutsuzluğum değil. Bana mutluluk versin, hüzün versin, hatta korku versin; tüm duygularım, anılarım, sırlarım ve çevremdekilerin sorunları da sırtımdaki yüke dahil. Çevremdekilerin sorunları... Aslında, bu da oldukça bencilce oldu; değil mi? Aslında, onları bırakabilirim... Ama saçma sapan bir hafızaya sahibim... İki dakika önce konuştuğum şeyi unutur, beş yıl önce laf arasında alakasız bir yerden duyduğum lafı unutmam. Bir şeyleri isteyerek unutabilen tiplerden değilim... Bir an önce, şu sınavların hallolmasını istiyorum. Aslında, öyle görünmesem de; oldukça bencil ve çıkarcı biriyimdir. Ama bunu başka bir zamana bırakalım, henüz onlar bana yük değil... Aksine, onlar; yükleri taşımamı kolaylaştıran çanta ve küfeler.... Ailem, her zaman kambur duruşum için beni suçlar... Bunca yükle doğrulamam ki... Onlar fiziksel bir şey değil, doğru; ama ben onlar yüzünden fiziksel olarak da acı hissediyorum. Tüm ağırlıklarını, sanki fiziksel şeylermiş gibi omuzlarımda, sırtımda hissediyorum... Bugün biraz... Neyse, bunu boş verin. Tatlının, insanlara iyi hissettirdiğini söylerler. "Şeker bağımlılığım" bundandır belki de... Tatlı şeyleri çok severim... Şey, aslında; Uzakdoğu yemeklerine de bu yüzden çoğu insandan daha sıcak bakıyorum sanırım... Çoğunun içinde şeker ya da bal da var çünkü... Akvaryumu izlemek keyif verir... Aslında, balıkları takıntı derecesinde sevmeseydim; muhtemelen bir akvaryumum olmazdı. Zaten pek izlemiyorum... Başka bir yandan, neyse neyse... Bugünlük bu kadar yeter. Başlıkta da dediğim gibi: "Kafamdaki delilleri toplamak için izin istiyorum sayın hakim!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder