Önceki yazı çoktan dört okuma aldığından (Nasıl lan? Ondan önceki yazı niye onu yayınladığımda sadece 2 okuma almıştı o zaman? Millet benden anime yorumu yapmamı mı bekliyor?) bunları mecburen ayrı yazıyla ekliyorum.
Kaya-chan wa Kowakunai. Daha sezon başlamadan önce izleme listeme aldığım bir seriydi. Dark Gathering kafasındaki animeleri seviyorum. Ooo, hocada da biraz medyumluk var belli ki. "Kaya-chan"ın kötü ruhu dövdüğünü (bayağı yapıştırdı tokadı) gördü. Diğer çocuk da gördü gibi ama o kurbandı, o yüzden onun görmesi normal. O değil de anaokulu lanetlenmiş mk, her tarafından youkai fışkıran anaokulu mu olur? O çocuklar şimdiye iyi hayatta kalmış. Gerçi Kaya youkaileri dövmüyor olsa (Yumruk attı lan yumruk! Ben buna nasıl "kovmak", "defetmek" falan diyeyim?) o zaman görürdüm ben o anaokulunu. Hoş sırf Kaya ("Dünyanın en güçlü medyumu". Aynı zamanda anaokulu öğrencisi. Şey değil mi bu ya... Mob? Mob Psycho'daki Mob?) burada olduğundan da okulu canavar basmış olabilir, bilemedim. Bölüm sonu inanılmazdı lan. [İLK BÖLÜM SONU SPOILER'I] O'l'm bu kızın annesi... youkai mı? Vay anasının. Babası bunu biliyor mu peki? Çünkü babası youkai'leri göremiyor, o zaman annesiyle nasıl... Vay arkadaş. [İLK BÖLÜM SONU SPOILER'I BİTTİ]
Seihantai na Kimi to Boku'yu sırf animeler de Amerika'nın iğrenç SJW batağına saplansın isteyen geri zekalı anime turistlerine inat çok önceden MAL'da "Plan to Watch" yapmıştım. Hatta sırf bunun için MAL hesabı açtım. Bu arada kız da oğlan da beklediğimden çok daha eğlenceli karakterler çıktı. Kızın klasik bir âşık gyaru (Kitagawa Marin klonlarından biri) olmasını bekliyordum ama beklediğimden çok daha derinlikli ve muhteşem bir karakter çıktı. Anime duyurulur duyurulmaz mal mal konuşup bunu daha duyurulur duyurulmaz MAL listeme eklememi sağlayan o geri zekalılara buradan teşekkür ediyorum.
Jingai Kyoushitsu no Ningengirai Kyoushi'yi aslında izlemeyecektim (Neden? Taglarda dram var, doğaüstü var, başka da bir sikim yok) ama anime sayfalarında birkaç komik sahneye denk gelince bir şans vereyim dedim. Zaten dram olduğunu öğrenmeden önce de -Demi-chan wa Kataritai'ı sevdiğimden- ilgimi çekmişti ama dram kelimesine dair ne hissettiğimi geçen yazıda yeterince açıkladığımı düşünüyorum. Tavşan kıza bayıldım bu arada. Hiç acıması yok kjwakjsal. Biraz Rokudenashi Majutsu Koushi to Akashic Records, biraz da Demi-chan wa Kataritai kafasında bir iş. Sanki bu sezon yeterince seriye "Tamam, izlerim bunu" dememişim gibi bu da listeye eklendi. Vay arkadaş. Bu sezon niye bu kadar dolu lan? Frieren'in yeni sezonu da birkaç güne çıkıyor. Jingai Kyoushitsu no Ningengirai Kyoushi'ye (lan bunun kısa adı da yok, her seferinde bu kadar kelime mi yazacağız?) dönersek karakter adlarına da bayıldım. İnsan öğretmenin adı? Hitoma. Hito: Kişi, insan. Tavşan kızın adı? Usami. Tavşanın Japoncası? Usagi. Gerçi nerede bir tavşan kız veya tavşan motifli kız varsa adı Usami. Artık klişe seviyesine düşüyor. Bu arada bu Usami evcil tavşan bence. "Bir insanın nezaketini ödemek için" gibi bir laf etti ve insan dünyası, âdetleri vs. hakkında diğer kızların on katı bilgili.
Uruwashi no Yoi no Tsuki. "BL yapmak istiyoruz ama hedef kitlemizin 'fujoshi'lerle sınırlı kalmasını istemiyoruz. Ne yapalım?" İki seçenek var: Birincisi, bunu insanların BL olduğunu reddedebileceği şekilde, "arkadaşlık" gibi bir ad altında sunun (Mesela Banana Fish -ki izlemedim, izleyip izlememek konusunda da kararsızım- gibi, mesela Buddy Daddies -ki bunu izledim, zevk de aldım- gibi, mesela konuyu biraz genelleştirip BL kapsamından çıkarsak çoğunun yuri olduğunu rahatlıkla iddia edebileceğiniz neredeyse her CGDCT gibi...). İkinci seçenek? Karakter her şeyiyle bir "uke" (Yoksa "seme" miydi? Bu terimleri aklımda tutmaya zahmet etmediğim için hangisi ne anlama geliyordu hiç hatırlamıyorum. Kelimeleri bilmemin bile tek sebebi "fujoshi" MC'ye sahip bayağı bir anime izlemiş olmam.) olsun ama cinsiyeti erkek olmasın. İşte bu anime ikinci seçeneği seçmiş. Karakterler nispeten ilgi çekici aslında, izlesem izlerim ama hiç çekemeyeceğim şu an ya. Bu sezon zaten üç bin beş yüz tane anime olmasa (daha Frieren'in 2. sezonu falan var) belki izlerdim ama şu anki durumda... yok, ben almayayım.
Bundan sonrası çıksa da yazmıyorum amk. Onunla mı uğraşılır? Çok bahsetmek istediğim olursa sezon sonu değerlendirmesi falan yazarım, zaten blog iyice anime bloğuna döndü.
Delinin teki. Aile evinde hayatta kalmaya
ve daha fazla acı çekmemek için umudu öldürmeye çalışıyor. Erdem Ö. Hayalî
mahlasıyla kitap* yazdı, şimdi de yayınevlerinin yamyamlıkları ve doğrudan
yayıncılık servislerinin onlardan da beter olması nedeniyle umarsızca bir çıkış
yolu arıyor. Sadece birini yayımlatabildiği, onun hakkında da "Yayımlatmaz
olaydım!" diye düşündüğü tüm kitaplarını yazdığı mahlası artık bloğunda da
kullanıyor.
*Ejderin Mührü (ALMAYIN! Benim yazdığım kitap değil bu, editörün kafasına göre yaptığı değişiklikler ve hatalarıyla dolu bir saçmalık sadece. Halihazırda aldıysanız, düzeltme işini yaptıktan sonra bir şeyler ayarlayacağım. Eposta atın.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder