Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

24 Ağustos 2021 Salı

Durum Raporu: İşte Anime, L!NÇ (Özcan Show bölümü adıydı bu), Kalpak falan... (Konu Bitti Konu, Ben Ne Yapayım?)

Kaizoku Oujo (Bu arada animenin adında spo var lan, şimdi fark ettim) ilk bölümden izlenir gibi duruyor. Türkanime'deki aksiyon vs. tagını görünce daha dram beklemiştim, o yüzden çekingen davranıyordum (Drama gelemem. Dram izlemek istesem akşam haberlerini izlerim aq, ne işim var animeyle?) ama daha basit. Tuhaf bir "Bu yanlış" hissi -ki o hissi veren şeyleri inanılmaz severim, daha önce bahsettim bu konudan- ve ek bir sıcaklık hissi hissettiriyordu, onun nedenini yorumlara inince buldum: Anime değil Disney animasyonu mübarek. Tabii bu ilk bölüm için böyle, ortalama bir anime 3. bölümden önce kendini çok göstermez. 3. bölümde sıçıp sıvayan ve "Bu ne lan?" dedirten çok anime var. Çerezlik veya çöp gibi başlayıp 3. bölümde kendini açan da. Animegataris'te işlediler bu konuyu, tam da 3. bölümde işlediler bir de. Sonny Boy çok acayip ilerliyor. İnsanı boğuyor, içini sıkıyor, daraltıyor ama bırakamıyorsun. Ne olduğunu katiyen anlayamıyorsun ama tavır alabiliyorsun. Nihilizmin animesini yapmışlar gibi bir seri. Bu arada koskoca sınıfta aklını kullanabilen beş kişi falan var toplam, gerisi kim ne derse onu yapıyor, "Ya benim bir beynim vardı, kullanayım azıcık." demiyorlar hiç. İyi gidiyor yalnız. Her bölümün başında "Lan ben bir önceki bölümü atladım mı yoksa?" hissi uyandırmasa daha iyi olacak gibi geliyor ilk bakışta ama o zaman bu kaliteye yaklaşmaları sadece zor değil bildiğin imkansız. Bir diğer şey de Sayanora Zetsubou Sensei'e başladım, harbi inanılmaz. Absürt mizahın şahı değil şahbazı adeta. İzlediğimi veya nerede kaldığımı unutmadıkça kolay kolay bir seriyi tekrar izlemem (hem diğer serilere zaman kalmıyor hem de ne gerek var) ama Yuru Camp ve Sabage-bu ile birlikte bir ara tekrar izleyebileceğim seriler arasına girdi bu anime. Bu arada kolay kolay kendimi anime karakterleriyle tamamen özdeşleştirmem, en sevdiğim isekai karakteri olan ve şimdiye dek gördüğüm bana en çok benzeyen karakterlerden Barusu'yla bile tamamen farklı kısımlarım var. Zaten kendini bir karakterle tümüyle özdeşleştirmek saçmalık, hele kendini Lelouch vs. gibi karakterlerle özdeşleştirenler var ki 20'den büyüklerse işleri zor. Küçüklerse... Eh, Facebook önüme eski paylaşımlarından birini her çıkardığında geçmişime atom bombası atmak istediğimi düşünürsek doğanın kanunu bu; ergenlik zor zanaat. Hah, yalnız Zetsubou-sensei harbi hoca olunca ben aq. Bak, dikkatinizi çekerim "hoca olunca ben" cümle; burada da şerh var. Onu tamamen gerçek bir insandan modellemediğiniz sürece kurgusal karakter ve gerçek (gerçek nedir mevzusuna hiç girmeyeceğim, tavrımı biliyorsunuz zaten) insanın birebir uyuşması pek mümkün değil. Çünkü karakter ne kadar derin ve katmanlı olursa olsun insanlar en katmanlı karakterden çok daha karışık varlıklardır.

P!NÇ'in yeni sezon fragmanıyla Oğuzhan Uğur'u İslam düşmanı ilan etmişler lan jkeasl. Yiğit Özgür'ün "Peki ağızda suyu dolaştırıyoruz..." karikatüründeki gibi tiplere "Orucun bozulur ama su yuttuğun için değil böyle Allah'ı kandırmaya çalıştığın için bozulur." diyen adama da İslam düşmanı demezsin ya. Hele kendisini solcu sananlar var ki "La laf etmeden önce bir bak 'Bu adam kimmiş?' diye." diyorum kendilerine. Lan milliyetçi olduğunu saklamayan, ülkü ocağında reislik yaptığını anlatmışlığı olan adama solcu ve İslam düşmanı demişler aq jkanlas. Bu arada Taliban, IŞİD ve bunlar gibilere karşı benim tavrım net: Münafık sürüsünden başka bir şey değiller. Aynı zamanda şunu unutmayınız ki İslam'da tekfiri hak edecek tek suç birilerini kafana göre tekfir etmektir. Ben demiyorum, Kuran'dan daha çok güvendiğiniz hacı hoca taifesi diyor; açın okuyun. Gerçi siz öyle kafanıza göre birilerini İslam düşmanı ilan ettiğinize göre tekfirin ne olduğundan bile bihabersinizdir ya, neyse. Bu arada din düşmanlığı konusu bir yana, dünyanın hiçbir yerinde adı Türkiye olan ülkedeki kadar Türk düşmanı olmaması daha ilginç bir olay değil mi? Üstelik söz konusu Türk düşmanlarının çoğu yabancı ve/veya azınlık değil, hani öyle olsalar en azından bir dayanakları olur. Hele cahiliye döneminden kalmış Arap âdetlerini İslam hukuku sanıp dinle bir ilgisi olmayan kadim Türk âdetlerini "dinde yok" gibi tuhaf fetvalarla ("Halay çekmek dinimizde yok." Ulan hangi dinde var ki zaten? Ayrıca halayın dinle ne alakası var, ibadet mi bu amk? Gerçi halay daha çok Anadolu, Balkan ve Mezopotamya kültürünün ürünü, tam doğru örnek olmadı da anladınız işte ne dediğimi.) yok etmeye çalışanlara hiç girmiyorum. Bu arada bakın ilginçtir İslam'da tecavüzü cezasız bırakmak da yok, yine İslam'da keyif için çalan hırsızı salıvermek de yok, aynı zamanda halkı hırsızlığa mecbur bırakan yöneticileri sorgulamamak da yok. Bakın çok enteresan, eğer Sünni veya Selefi iseniz Hz. Ömer döneminde "Eğer halife halkı ekmek çalacak kadar aç bırakmışsa onun eli kesilmelidir." şeklindeki hüküm var (Şiiler zaten Hz. Ali dışındaki üç halifeyi kabul etmediğinden konumuz onlar değil şimdi. Zaten milleti kafasına göre tekfir edenler genelde ya Selefiler ya da sorunca Sünni olduğunu söyleyen ama Selefi gibi yaşayanlar arasından çıkıyor.) mesela. Bakın ilginçtir İslam'da birilerini kafana göre tekfir etmek de yok. Selefilikte ve aşırıcı Selefilik olduğunu inkar etmeyen Vahhabilikte var gerçi milleti kafana göre tekfir etmek, haklarını yemeyelim. Avazı çıktığınca bağırıp hoparlörün sesini kökleyerek ezanı katletmek ve bu suretle milleti dinden imandan çıkarmak da yok bak mesela İslam'da, çok ilginç değil mi? Okuyamıyorsan okuma lan, yeter. Ama suç sende değil, seni oraya müezzin diye koyan bostan korkuluğunda. Bakın çok enteresan, kul hakkı yemek de yok İslam'da. Ha gerçi İslam'da maaş alan imam da yok, eğer dinde olan ve olmayan şeylerden bahsedecekseniz konuya oradan başlayın ama bir tarafınız yemez muhtemelen. Peki İslam'da olan ne var? Mesela işçiye hakkını vermek var. Sonra, Allah ile kul arasına girmemek var. İslam hukukunca reşit olmayan (o da büluğ çağına girmemiş anlamına geliyor zaten) ve kendisinden sorumlu olduğun birileri (çocuğun, kardeşin vs.) dışında kendinden mesul olmak var. Sonra "kötü zanda bulunmak" biçiminde bir günah var. Bak bu en sevdiğim: Kulluk değil de gösteriş için namaz kılanı lanetleyen ayet var (Maun, 4-7). Hoş Bekri Mustafa'yı evliya eden, 2. Mahmut'un getirdiği için kafirlikle suçlandığı fesi İslam başlığı sanan tiplerden ne bekliyorsam ben de... Bu arada şu İslam başlığı olayı Türklerin en eski sorunlarından biri. Şöyle ki: Sarık sıcak iklimin giysisidir. Türkler, Kafkaslar ve Balkanlılar gayrimüslimken sarık takmıyordu ama batı/güney Persleri Mecusi iken de Araplar putperestken de sarık takıyorlardı. Neden? Başlarına güneş geçmesin diye. Hindistan'da mesela Sihler sarık takıyor, bu kişilerin İslam'la falan alakası yok. En alakalı oldukları konu Sihizm'in tektanrıcı bir din olması, düşün yani. Ha Avrupalı Hristiyan ha Hint Sih. Kafkasya'da ve Orta Asya'da yerleşik başlığın kalpak olması* da dağın başında kafalarına yel değmesin diyeydi. Son olarak Nietchze efendinin şu sözünü de koyup konuyu kapatıyorum ki günümüz Türkiye'sinin özetidir bu söz, adam günümüz Türkiye'sinde yaşasa bu sözü edebilecek kadar bile yaşayamaz, çok daha erken kahrından ölürdü muhtemelen: "Kim namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa bilin ki en namussuzu odur."

*Bu arada genelde kalpak değil börk dediğim için kafanız karışmış olabilir. Kalpak: Kürklü, yünlü veya keçe başlık. Hayvancılık ve avcılıkla ilintilidir bu başlığın kullanımı. Börk: Kalpağın Türkler, özellikle de Oğuzlar tarafından kullanılan bir türü. Börkün en önemli özelliği keçe veya çuha gibi temelde kumaş malzemeden yapılmasıdır. Yani deri veya kürk değildir. Kendi içinde de farklı türleri var bunun, mesela erken dönem Osmanlı'da Türk halkın genelinde, sonrasında daha çok Yörükler ve Türkmenlerde görülen şu veya şu başlıklar börk. Aynı zamanda kısmen sarık olan ve zamanla Osmanlı'da genel geçer Müslüman şehirli kıyafeti haline gelmiş şu başlıklar, Kıpçaklarda ve Uygurlarda görülen tübetey ve yeniçeri başlıkları da börk sınıfına giriyor. Kafkas kalpağı, bazen de Çerkez kalpağı olarak adlandırılan ve Osmanlı son dönemde askerî üniformanın parçası haline gelen başlık ile Türkçede kulakçıklı kalpak denen, günümüzde daha çok Slavlarla özdeşleşen, hatta Rus kalpağı şeklinde bile isimlendirilmeye başlanan uşanka ise börk sınıfına girmeyen kalpaklar. Aslen yerli Amerikalılara (daha çok bugün Kanada denen coğrafyada ve bugün ABD denen ülkenin kuzeyinde yaşayanlar) ait ama Avrupalı göçmenler tarafından hemencecik benimsenmiş coonskin capler (Bu arada tam Türkçesi rakun derisi kep) de kalpak çeşidi örneğin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder