Bak, Needy Girl Overdose'un anime uyarlamasını burada çok övdüm, hâlâ da dediğim her şeyin arkasındayım ama 13. bölüm tüm animenin kalitesini düşürüyor. Yani tamam, iyi sonla bitirmek istemişler ama böyle bir anime kesinlikle kötü sonla, tüm karakterler mahvolup umutsuzluktan kırılmışken bitmeliydi. 12. bölümdeki "ima edilen iyi son"u kabul edebilirim; ama bu kadar doğrudan bir iyi son kesinlikle böyle psikopat bir VN'den uyarlanan (daha doğrusu "ilham alan", hikayeyi bu kadar değiştirince artık "uyarlama" olarak tanımlanamaması lazım) ve hikayeyi -mecburen- detaylandırıp değiştirse de psikopatlık düzeyinin hakkını verebilmiş bir animeye yakışmıyor. Zaten 12. bölümde de "Amk ne güzel yerde bitti işte, niye final değil ki bu?" demiştim. Henüz finali izlemeyi bitirmedim ama MAL'da verdiğim puanı 9'a, hatta duruma bağlı olarak 8'e çekebilirim. Bu amına koyduğumun Japonları niye iyi son yapmaları gereken Wonder Egg Priority gibi animelere rezalet kötü sonlar (kötü son koyacaksan da kaliteli bir kötü son koy amk) koyup bütün olayı psikopat bir VN'den uyarlanmak olan bir animeye bu kadar umutla ve iyimserlikle dolu, üstüne bir de komedi soslu iyi son koyuyor lan? Sizce bu amk animesini genel dünya görüşü iyimser olan kaç kişi izleyecek ki? Lan hedef kitleniz karamsarlar zaten, alo! Neyse, karakterlerin psikopatlık ve hayatı sorgulama düzeyi devam ediyor. "İyiyiz, rahatız artık yea"ya bağlamamışlar, karakterler hâlâ kendi çelişkilerini yaşıyor çok şükür. Daha hikaye bile tamamlanmadan o sona bağlayıp siktir olup gidenler de var sonuçta (seni unuttum sanmıştım, değil mi Urasekai Picnic denen şerefsiz?). Bu arada ilginç bir şey var, bunu zaten birinci bölümden beri düşünüyorum ama bu animenin başkarakteri KAngel değil lan. Hatta Ame bile değil. Başkarakter Kache. Onunla açıldı, onunla bitti. Garip. Bu arada bu finali bıçaklanmalarla, atlamalarla ve "Ne olabilirdi?" sorusunun ardından ikinci bir opening görevi gören bir tür kliple açtılar, o yüzden bu finali hazmetmem kolaylaşıyor. Böyle yapmayıp dümdüz komedi soslu aşırı optimistik iyi son yapsalar burada Yuukawa'ya sövdüğümden daha beter söver, animenin puanını da 10'dan 9'a (duruma bağlı olarak 8'e) çekmek yerine (gerçi çekmeyebilirim, hâlâ karar vermedim, bölüm bitene kadar da vermeyeceğim) 5'e hatta daha aşağı çekerdim.
Bu arada dur ben şu Needy Girl Overdose'un VN'sini bir oynayayım ya. Ne zamandır üşeniyordum, üşengeçliğimi atmam için böyle bir anime yapılıp böyle bir sonla bitmesi gerekiyormuş demek. Vay amk. Yalnız oyun Steam'de varmış ki buna şaşırdım ama daha da şaşırdığım şey ücretli olması (neyse ki indirime denk geldik).
Bak bu arada yukarıda "kitleniz karamsarlar zaten" dedim de tam olarak animenin kitlesi zaten umutsuz NEET'ler (buna da "Neni" mi ne saçma sapan bir çeviri yapmışlar) olduğundan da böyle bir sonla bitirmiş olabilirler. NHK ni Youkoso'dan beri Japon hükümetinin en büyük derdi hikikomoriler sonuçta. Niye? İş gücüne katılım lazım. Yani Türkçesi, patronlara köle lazım. Bir de Japon çalışma sisteminden bahsediyoruz amk, "çok çalışmaktan ölmek" ve "sınav stresinden intihar etmek" diye kavramların günlük hayatın bir parçası olduğu bir ülke. O yüzden zaten nerede Japon eğitim sistemi öven bir mal (Amk o kadar güzel özelliği olan ülkeden övmek için gidip en rezil unsurunu seçer mi bir insan?) görsem bir tarafımla gülüyorum.
Final bölümünün en sonunda tekrar toparlayıp umutsuzluğu iliklerime kadar hissettirdi de puan düşürmek zorunda kalmadım neyse ki. "Game Over" mavi ekranıyla bitmesine de bayıldım bu arada. Koca yazıyı da Needy Girl Overdose'a ayırmış olduk ama hak ediyor.
Sadece Megami "Isekai Tensei Nani ni Naritai desu ka" Ore "Yuusha no Rokkotsu de" hakkında bir şey diyeceğim: Beklediğimden katbekat güzel bir animeydi. Her bölümde absürtlük seviyesini bir üst katmana çıkardılar. Her evrenin sanat tarzının farklı olması gibi şeylere de bayıldım. Burada bir romantizm var işte (tanrıçayla MC arasındaki, tanrıçanın aşırılı tsundereliği yüzünden yarım kalan şeyden değil, "klasik romantizm"den bahsettiğimi anladığınızı varsayıyorum).
Delinin teki. Aile evinde hayatta kalmaya
ve daha fazla acı çekmemek için umudu öldürmeye çalışıyor. Erdem Ö. Hayalî
mahlasıyla kitap* yazdı, şimdi de yayınevlerinin yamyamlıkları ve doğrudan
yayıncılık servislerinin onlardan da beter olması nedeniyle umarsızca bir çıkış
yolu arıyor. Sadece birini yayımlatabildiği, onun hakkında da "Yayımlatmaz
olaydım!" diye düşündüğü tüm kitaplarını yazdığı mahlası artık bloğunda da
kullanıyor.
*Ejderin Mührü (ALMAYIN! Benim yazdığım kitap değil bu, editörün kafasına göre yaptığı değişiklikler ve hatalarıyla dolu bir saçmalık sadece. Halihazırda aldıysanız, düzeltme işini yaptıktan sonra bir şeyler ayarlayacağım. Eposta atın.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder