Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

28 Şubat 2026 Cumartesi

Balık Yemi Almaya Gitmem Gerek... ve Diğer Saçmalıklar

 Yakın zamanda dışarı çıkıp balık yemi almam lazım ve bu, üstümde çok fazla stres ve baskı oluşturuyor. Basit bir balık yemi alma işi neden bu kadar stres oluşturuyor peki? Çünkü zaten genel bir gelecek kaygısı içindeyim, ne yapacağım ve ne yapmam gerektiği hakkında en ufak bir fikrim yok. Yapmam gereken ilk şey ne? Balık yemi almak. O yüzden zihnim ona takılıyor. Aynı zamanda ders de çalışmam gerekiyor. Bunun bağlamını biraz açmak istiyorum. Evde boş boş durduğum için açık öğretimden ikinci bir üniversite okuyorum. Dolayısıyla çalışmam gereken dersler var. Çalışıyor muyum? Çalışmıyorum. Dönemin başından beri ders kitaplarımdan tek bir sayfa bile okumadım. Neden? Zihnimin bunu “zorunluluk” olarak görmesiyle ve takıntılı kişiliğimin bir şeyi yapmak zorunda kalmaktan hiç mi hiç hoşlanmamasıyla biraz ilgisi var. Tamamen değil ama fark edebildiğim tek sebep bu. Başka sebepler de olduğundan emin olsam da hiçbiri hakkında en ufak bir fikrim bile yok. Bunlar “ders” ve “zorunluluk” olmasa çoktan tüm kitapları okuyup bitireceğimi bilmem de üstümde baskı oluşturan şeylerden biri. Kafam o kadar karışık ki bu yazdıklarımı nasıl bağlayacağımı ve neden yazdığımı bile bilmiyorum. Evden çıkmaktan pek hoşlanmıyorum. Ama gidip balık yemi alabilirim. Psikolojim o kadar kötü durumda değil. Yani değildi. Gidip balık yemi almaya üşenmemin bir diğer sebebi de “Dışarı çıksam ne olacak ki?” hissi. Bu yüzden uygulamadan sipariş vermeye çalıştım ama kurye ücretiyle çok pahalıya geliyordu. “Yapsam ne olacak ki?” hissi yüzünden hiçbir şey yapamıyorum. Peki bu his niye bende bu kadar yoğun? Çünkü şimdiye kadar hiçbir halt olmadı da ondan. Dışarı çıktım, balık yemi aldım… Eee? Bu kadar. Dahası yok. Asla olmuyor. Bir şeyler olmasını isterdim ama bir şeyler olacağına dair inancımı uzun zaman önce kaybettim. Umudum var mı yok mu onu bile anlayamıyorum ve olması mı yoksa olmaması mı daha kötü ona bile karar veremiyorum. Kahretsin, her şey saçmalık. Bazen hayatımın zerrece komik olmayan, aşırı sıkıcı bir komedi olduğunu düşünüyorum. Hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok. Gidip balık yemi almamın ya da almamamın hiçbir anlamı yok. Dışarı çıkmak istemiyorum. Dışarı çıkınca bir şey, herhangi bir şey, bu sıkıcı, gereksiz hayatımda kafamı biraz olsun dağıtıp balık yeminden, derslerden ve gelecek kaygısından uzaklaştırma ihtimali olan -ve muhtemelen sonrasında da onu takıntı edeceğim- tek bir şey olacağına dair en ufak inancım kalmış olsaydı balık yemi almaya gitmem gerektiği için heyecanlı olurdum. Belki evden çıkıp yem almaya gitmeyi başarırsam yine biraz heyecanlı olabilirim, bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Hiçbir şey olmayacak. Sadece balık yemi alacağım ve eve döneceğim. Bazen hayatta bir “skip” tuşuna ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Niye her şey bu kadar sıkıcı, gereksiz ve anlamsız ki? Bir şeylerin doğru olmadığı hissine gırtlağıma kadar batmış durumdayım. Yanlış olan ne? Bilmiyorum. Dünya? Hayat? Ben? Muhtemelen üçüncüsü. İşte… Bu kadar. Bu lanet olası gereksiz, sıkıcı, anlamsız yazının sonunu bile getiremiyorum. Sanki sonunu getirsem ne olacak ki?

Delinin teki. Aile evinde hayatta kalmaya ve daha fazla acı çekmemek için umudu öldürmeye çalışıyor. Erdem Ö. Hayalî mahlasıyla kitap* yazdı, şimdi de yayınevlerinin yamyamlıkları ve doğrudan yayıncılık servislerinin onlardan da beter olması nedeniyle umarsızca bir çıkış yolu arıyor. Sadece birini yayımlatabildiği, onun hakkında da "Yayımlatmaz olaydım!" diye düşündüğü tüm kitaplarını yazdığı mahlası artık bloğunda da kullanıyor.

*Ejderin Mührü (ALMAYIN! Benim yazdığım kitap değil bu, editörün kafasına göre yaptığı değişiklikler ve hatalarıyla dolu bir saçmalık sadece. Halihazırda aldıysanız, düzeltme işini yaptıktan sonra bir şeyler ayarlayacağım. Eposta atın.)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder