Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

29 Kasım 2021 Pazartesi

Sezon Ortası Anime Yorumu (Çünkü Niye? Çünkü Anime Kısmı Hayvani Uzunluğa Vardı, Başka Konu da Aklıma Gelmiyor... Zaten Şu Ara Yazacak Halim de Yok)

İlk zamanlar Mieruko-chan'a fanservisin suyunu çıkarması yüzünden laf ettim ama çok iyi ilerliyor lan. Gereksiz kırpmalar yapmadan konuyu doğru düzgün aktarıyor, gördüğüm orijinale en sadık uyarlama bile olabilir. Demek ki neymiş, isteyince yapılıyormuş; "bütçe yok", "zaman kısıtlaması" gibi şeyler sadece bahaneymiş. Hocanın (kedici olan) okula geldiğindeki hissi çok iyi verdiler yalnız, mangayı okuyup adamı tanıyıp bildiğim halde gerildim. Şimdi spo vermeyeyim diyeceğim ama 9. bölümde aşikar edecekler zaten adamın geçmişini (etmediler ama 10'da kesin edecekler, aradaki kısımları unutmuşum ben), ben bu yazıyı yayınlayana kadar da en az 10. bölüm çıkmış olur (çıkmadı, mukadderat; kırmızıyla işaretliyorum Mieruko-chan spo sonunu, oradan devam edin); o yüzden spo mpo dinlemeyip söylüyorum: Hoca çıktığında "Adam geldi adam" nidalarım, kedi ruhlarının çıkmasıyla dehşete dönüştü ki o kedi ruhlarının neden oralarda olduğunu, adamın geçmişini falan biliyorum bak... "Kedi kesen manyak" imajını çok iyi verdiler, mangada da animede de. MİERUKO-CHAN SPOSU BİTTİ AMA MUHABBETİ DEVAM EDİYOR Hangi stüdyo yapmış bunu ona bir bakayım, Passione yapmış. Diğer işlerinden bazılarını görünce, bu stüdyoya güvenmemek için bir sebep göremiyorum: Citrus, Higurashi (Gou ve Sotsu sezonları), Joshikousei no Mudazukai (SoL animeler arasında keşfedilmemiş cevherdir bu arada, benim gibi SoL müptelalarının bile çoğu eğer yayınlandığı dönemde güncel izlememişse bilmez ama müthiş bir animedir), Hinako Note (izleyicilerin %99'unun -ki bu %99'a ben de dahilim- yan rol Kuina için izlediği bir SoL), Rokka no Yuusha. Güvenmemek için bir sebep buldum bak: DxD'nin (Highschool olan) sikik çizimli sezonlarını bunlar yapmış ama oralarda şu gerçek devreye giriyor: Ranobe ve manga çizimleri Passione'nin yaptığı gibi zaten (Ben okuyanın yalancısıyım, henüz ömrümün DxD romanı okuyacak kadar sıkıldığım kısmına gelmedim zira.). Hah, neyse, bundan sonra Passione'ye (Passione'a?) koşulsuz şartsız güvenirim ben, böyle bir istikrar boru değil yani. O değil de Tsuki to Laika to Nosferatu'yu her an İrina'yı harcayacaklar korkusuyla bir ağız tadıyla izleyemiyorum. Tamam şerefsiz müdür yardımcısını uzaklaştırdılar da daha her fırsatta İrina'ya laf sokan sarı kız var ki bence Lev'e aşık bu hatun (ama bu şerefsiz olduğu gerçeğini değiştirmez), sonraki bölüm fragmanında oturup konuştukları bir bölüm var zaten, anlarız sonraki bölüme (sarışının olayı hiç beklemediğim bir şekilde açıklandı lan, neyse; en azından doğru düzgün bir motivasyon, alt metin yazmışlar da hatunu "şerefsizin teki" imajından kurtarmışlar). Sonra o yönetimde "İnfaz!" diye bağıranlar var. Rahatlamalı sevimli bölüm de (evet, -de değil, "de") "aman vampir kızımıza bir şey olmasın" diye diken üstünde izlediğimiz bölümde (bu sefer -de) nasıl rahatlayabiliriz aq? Fırtına öncesi sessizlik etkisi yapıyor bu. Shaman King'in yeni versiyonunda (Yeniden yapım diye geçiyor bu de' mi?) Anna ile Yoh'nun (evet, Yoh'un değil) nasıl tanıştıklarına, geçmişlerine vs. bir ark ayırmaları iyi olmuş bak. İlk versiyonda hiç yoktu öyle bir şey, tamam ailenin ayarladığı nişanlı da beşik kertmesi bile olsalar (Japonlarda var mı lan acaba beşik kertmeliği?) nasıl tanıştılar, ilk tepkileri ne oldu vs. bir bok bilmiyorduk. Yalnız aklıma şey takıldı, ilk versiyonda Hao'nun motivasyonu gidip onun adamı olmayı istetecek kadar sağlam argümanlara dayanıyordu ama burada şimdilik "Milletin ruhunun olumsuzluğu içine aktı, şeytanlar üretti." diye geçiştirdiler. Hao'nun mangada doğru düzgün bir motivasyonu yok mu oğlum, tamam sebep bu olsa bile şunu doğru düzgün açıklayın (Anna üzerinden yapılanı kabul etmiyorum, hayır. O Anna'nın motivasyonu, Hao'yla ilgisi yok.); adamı hasta etmeyin lan. "Kyoukai Senki" diye bir anime çıkmış, daha doğrusu Türkanime'ye gelmiş. Konusu, Türkanime'de şöyle: "MS 2061 yılında Japonya egemenliğini kaybetti. Japon halkı, dört büyük ticaret fraksiyonu tarafından bölünüp yönetildikten sonra günlerini ezilen vatandaşlar olarak geçirir. Bir gün, makineleri seven bir çocuk olan Amou Shiiba, özerk düşünen bir yapay zeka olan Gai ile tanışır. Bu tanışma, Amou'yu Japonya'yı geri alma savaşına iterek kendi kurduğu AMAIM Kenbu'ya pilotluk etmesine yol açar. Ülke, her ekonomik birlik tarafından insansı bir özel mobil silah olan AMAIM'in konuşlandırılmasının ardından dünyanın ön saflarında yer aldı." E iyi de... Biz bu hikayeyi izledik zaten? Code Geass ulan bu! Kapakta bile Lancelot çakması bir "mecha" var (gerçi iki "mecha" birbirinden tam olarak ne kadar farklı görünebilir, o da ayrı bir konu).

Bir çevirmen bir animenin bir bölümünü çevirip sonuna da "Yorum yaparken haddinizi bilin." yazmış. Ulan! Bir-iki haftalık bir gecikme değil ki aq bu, ta geçen sezonun animesini yeni çevirip bir de ne artistlik yapıyorsun? Ben hangi çevirmene saygı duyup hangisine duymayacağımı çok iyi bilirim. Mesela aylarca bölüm atmayıp sonra kendi çevirene laga luga yapan PuzzleFansub'a katiyen saygı duymam. Bu arada bu yamuk hassas noktam, devamlı bahsini açıyorum da kişisel değil, yani kısmen kişisel de bana yapılan bir olay değil. Neden hassas noktam olduğuna gelince: Facebook arkadaş listemde kendisi (yüz yüze tanışmıyoruz ama adam hakkında yüz yüze tanıdığım çoğu kişiden daha fazla ayrıntı biliyorum, "sosyal medya asosyal yapıyor" diyenlere gelsin) ve anime zevki hakkında düşüncem şu: "İyi dediğine itimat ederim ama kötü dediğine itimat etmem." İyi deyip de sevmediğim herhangi bir seri olmadı ama kötü dediği halde sevdiğim çok seri oldu. Öte yandan, saygımı kelimelere döksem divan şairine dönüşeceğim çevirmenler var: Tayg-hen Fansub'dan Tayg-Hen, Epiknovel'den Clumsy, MangaHanta'dan abc1234 ve Türkçe Light Novels'den Fatoshime. Bu çevirmenlerin ortak özelliği nedir, biliyor musunuz? Okuyucuya/izleyiciye saygılıdırlar, öyle laga luga yapmazlar. Bölüm atmama ihtimallerini önceden belirtir, beklenmedik bir şey çıkıp bölüm atamadıkları zaman da "Haddinizi bilin!" gibi laflarla aba altından sopa göstermek yerine doğru düzgün açıklama yaparlar, işlerini doğru düzgün yaparlar, "Gönüllü yapıyoruz biz bu işi!" diye çemkirmezler; mesela Türkçe Light Novels'in You-Zitsu çevirisi insana sanki o seri çevrilmemiş de zaten başından beri Türkçe yazılmış gibi hissettirirken -ki bu iyi çevirinin en önemli özelliğidir, değilse de olmalıdır- MangaHanta'nın Kaguya-sama çevirisi bütün kelime esprilerini -ki Gintama'dan fazla kelime esprisi var Kaguya-sama'nın mangasında, animede çoğunu yediler- anlayabilmenizi sağlar ama bunu Japonca kelime esprilerini Türkçe kelime esprilerine dönüştürerek yapmaz ki çeviriden anlamayanlar buna karşı gelse de o türden dönüştürmeler de gayet iyi çevirinin göstergesidir. Mesela "it's raining cats and dogs" ifadesini "kedi köpek yağıyor" diye çevirmenin tam olarak ne anlamı var? Sağanak, bardaktan boşalırcasına (ki o beğenmediğiniz Translate bile bu ifadeyi "kedi köpek yağıyor" diye değil "bardaktan boşalırcasına yağıyor" diye çeviriyor) vs. demeniz lazım ki konu anlaşılsın. Mesela aynısı "when the fish come to the poplar" diye bir cümle kurmakta da var, bunu "balık kavağa çıkınca"yı aşağı yukarı karşılayacak bir İngilizce deyimle (örn. "on the Greek calends") değiştirmeniz lazım ki yaptığınız bir boka benzesin. Hele Türkçede adı (tamam, adlarından biri diyelim) Trabzon hurması olan şeyin doğru adını yazınca "Ne Trabzon'u yeaaa?" diyen cahilleri çevirmen yaparsanız böyle olur. Yeri gelmişken, "roe"yu "karaca" diye çeviren çevirmenlerden de yıldım. Lan suşinin içinde karacanın ne işi var aq, havyar demek o ("Peki ya cavier?" diyecekler şuradan).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder