Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

22 Nisan 2020 Çarşamba

Saçmalamaca Maçmalamaca Falan İşte, Aman Beee

Bir tarantulam olsa adını kader koyardım. Sebep? "Kader ağlarını ördü." esprisi yapmak için, başka sebebi yok. sajkdahskjd
Keeping and Caring for Pet Mexican Red-Knee Tarantulas
Oregairu'yu o kadar izledim ama Isshiki Iroha'nın nasıl bir kişiliği olduğuna dair hiçbir şey hatırlamıyorum. Adını da hatırlamıyordum zaten, Wiki'den baktım. Komachi olsun, Hikigaya'nın sınıf öğretmeni olsun nasıl karakterler olduğunu gayet net hatırlıyorum ama bu kızı niye hatırlayamıyorum ben? Atladım mı acaba o karakterin sahnelerini ne yaptım? Hayır, bayağı sevilen bir karakter olmasa demek ki figürandan hallice önemsiz bir karaktermiş diyeceğim ama...

Sahte Kahramanlar'ı hızlıca yazıyorum, hikaye nihayet ilerliyor. Bu gidişle bitirebilirim gibi duruyor. Bitireyim de gerisi önemli değil, yayınlatmasam da olur. En az bir okuyucum zaten var bilgisayarda dursa bile, olmadı çıktı alırım. O okuyucu da kardeşim bu arada. Bir de isimlerde devamlı gönderme yapıyorum. Büyücünün Kızı İllya olsun, Leydi Rowena Winchester olsun (burada gönderme yapacağım diye biraz abarttığımı kabul ediyorum), Numenor adlı bir kasaba olsun, Snape hanedanından Lord Severus olsun, Jonnow kabilesinden Branstark olsun... Bütün bunlar isim bulamadığım için değil, istesem bir sürü isim bulurum. Nasıl bir dilde konuştukları belli olmayan fantastik evren sonuçta, rastgele gülüş yazıp sesli-sessiz harf ayarını düzenlesem isim olur ki benim bulduğum isimler gayet kolay telaffuzlu ve akılda kalıcı isimler. Sadece şu sıralar içimde inanılmaz bir gönderme yapma isteği var. Gerçi "nasıl bir dilde konuştukları belli olmayan" tam olarak doğru değil; kitap içindeki dillerde örnek cümleler, alfabeler ve bazı kelimeler belli şu an; ama içlerinden herhangi birine gerçek bir dil denemeyecek kadar az miktardalar şu an, sözlük falan oluşturmadım; belli olan kelimeler belli olması gerektiği için belliler ama en azından kitaptaki dillerin bizim dünyamızdaki hangi dillere benzediği az çok belli.

Evde uzaktan eğitim falan derken iyice hıyar gibi oldum, kendi bulduğum şu tarifleri deneme fırsatım var ama üşengeçlikten yürümeyi unuttum neredeyse. Bir yerlere tutuna tutuna gidiyorum evde. Hayır normal zamanda da zorunlu olmadıkça evden çıkmıyorum, böyle bir hale gelmem saçma yani; normal hayat tarzım lan bu benim? Şimdiye kadar böyle olmadı da şimdi niye böyle oluyor? Hep o uzaktan eğitim miki yüzünden.

Bazı silahların Türkçe adı olmaması çok sinirimi bozuyor. Bunlar için İngilizce adından doğrudan çeviri yapmamız gerekiyor ama o zaman bile Türkçe kaynaklarda hiçbir şey çıkmıyor. "Polearm" (ya da "pole weapon") denen bir kavram var mesela, "kutuplu silah" diye çevrilebilir. Nedir bu "polearm?" Falx'tır (orak benzeri bir kılıç), contus'tur (aşırı uzun bir Roma mızrağı), gee'dir (hançerli balta denebilir, dagger-axe diye de geçer zaten İngilizce kaynaklarda), uzun baltadır, Fauchard'dır (bıçaklı bir mızrak), Guisarme'dir (kancalı bir mızrak), palalı mızraktır (Scimitar spear diye geçer), Voulge'dur (tırpanla teber karışımı bir silah), naginata'dır (katana uçlu bir mızrak diye tanımlayabiliriz), guandao'dur (palalı mızrağın bir türü denebilir, bıçağı daha büyük ve neredeyse balta gibidir), Corseque'dur (üç dişli bir mızrak ama trident gibi değil, çok farklı), teberdir, kutuplu baltadır (poleaxe diye geçer).

Corseque:
A Corseque - a type of spear head with three blades - the centered ...
Trident:
Trident Royalty Free Vector Image - VectorStock
Ondan sonra teber bizim kültür ve tarihimiz için sadece balta ama farklı teber türleri var. "Kancalı teber" diye bir şey var mesela, böyle girince hiçbir şey çıkmıyor; "hook halberd" diye birebir çevirisini girince çıkıyor. Hadi kancalı teber bizim tarih ve kültürümüzde asla olmadı, zaten tarih boyunca toplam on kişi falan kullanmıştır o silahı ama Çin kaynaklarında Hun ve Göktürk silahları listesinde bulunan palalı mızrağın nasıl "palalı mızrak" diye İngilizce adının çevirisi dışında bir adı olmaz? Pala İtalyanca, mızrak Arapça; bunun Öztürkçe bir adı olması lazım. En azından Çin silahı olan guandao'nun adının çevirisi ya da benzetmesi olması lazım. Ne bileyim "kando", "ay bıçağı" (Guandao'nun aşağı yukarı çevirisi), "ay kılıcı", "gök bıçağı" (Guan'ı gök yapıp dao'nun çevirisini yaptım, dili biraz zorladım ama neyse. Dao gerçi kılıç demek değil, Türk kılıçlarından esinlenilen eğri bir Çin kılıcının adı ama İngilizceye çevirirsen "kilij" ya da "saber" diye, Türkçeye çevirirsen direkt "kılıç" diye -en fazla "eğri kılıç" diye- çevirebilirsin.) falan gibi bir adı olması lazım? Acaba buna da teber mi deniyordu? Teberli kargı, teberli süngü (süngü kelimesi aslında mızrak demek, ateşli silahların icadından sonra anlamı değişmiş), balta-süngü (teber her ne kadar savaş baltasından biraz farklı olsa da Türkçedeki "teber" kelimesi Farsça "tabar"dan geliyor, o da dümdüz "balta" demek) falan belki? Hayır bir de "spear" değil ki bu, "spear" dediğini atarsın, bu kesmek için; İngilizcesinin "scimitar lance" olması lazım normalde ama öyle girince bir halt çıkmıyor. Türkçede mızrak-kargı ayrımı çok önemli değil, tam tersi mümkün olmasa da kargıya da mızrak denebiliyor ama İngilizcede öyle değil ki, spear'a spear, lance'e lance demen lazım, öbür türlü ne dediğini anlamıyorlar? "It's not spear, it's a lance" diye sahne var lan, o zaman bu şeyin adı neden "Scimitar lance" değil de "Scimitar spear" o zaman?

Kancalı teber:
Halberd
Farklı türlerde birkaç kancalı teber daha:
What are the main differences between a Bill and a Halberd? - Quora
Son zamanlarda gece bir türlü uyuyamıyorum, gün boyu da uykulu geziyorum halbuki. Gün boyu uykusuzluktan ölüyorken gece niye uyuyamıyorum ulan ben? Sabah dokuzda da uyansam aynı terane, öğleden sonra dörtte de uyansam aynı terane. Aslında bu alışık olduğum bir durum: lise boyunca da aynıydı. Sadece o zamanlar gün içinde uykulu da olsam enerjim oluyordu. Şimdi kaşık kaldırmaya mecalim yok.

Facebook'taki anime grupları sağ olsun arkadaş listem iyice Nuh'un gemisi gibi oldu, hem her çeşit manyak var hem de gerçekten ("gerçek hayatta" demiyorum, "gerçekten" diyorum; yoksa gerçek hayatta hiç karşılaşmadığım ama o gruplar falan nedeniyle gerçekten tanıdığım kişiler de var) tanıdığım kişi sayısı on falan herhalde. Bakalım bu devran daha ne kadar gidecek?

Kurgusal karakterler gerçek insanlardan daha az tuvalete gider, bunu fark etmiş miydiniz? Bunun gayet iyi bir sebebi var aslında: Eğer hikayenin bir kısmı tuvalette ya da tuvaletin çevresinde geçmeyecekse veya o kısım hikayeye bir şekilde bağlanmayacaksa (mesela komedilerde bunun üstünden espri döndürülebilir ya da "kaçış" temalı filmlerde "nerede kaldı lan bu?" muhabbeti yapılabilir) öyle bir şeyi göstermek ya da yazmak son derece gereksizdir de ondan, resmen sahne israfıdır.

Douglas Adams en saygı duyduğum yazarlardan biri, sebebi ne peki? Çünkü adam komedi kitabı yazabiliyor. Dram, trajedi, korku, macera... Bunları yazılı olarak anlatmak nispeten kolaydır, çok fazla seçenek ve ilham kaynağı vardır; ama komediyi diyalog halinde değil de hikaye halinde anlatmak, üstüne bunu birbirine bağlı bir kitap haline getirmek oldukça zordur. Diyalog-olay-betimleme dengesini tutturmak da zordur. Douglas Adams bir de komediyi alıp bilimkurguyla da birleştirebiliyor ki bilimkurguda yazısal olarak korku ve macera için gereğinden fazla seçeneğin vardır. Senaryo ayrı bir konu, onu bilen söylesin, ben senaryodan anlamam.

Bu yazının başlığını "Saçmalamaca maçmalacama falan işte" mi koysam yoksa "Mikicem ama artık başlığını da şeyini de" mi koysam acayip kararsızım.

Şu TDK'nin caps, stalker gibi kelimelere bulduğu karşılıkları eleştirirken söyleyip söylemediğimi hatırlamadığım iki şey söyleyeceğim: Birincisi, "Caps" diye bir kavram kalmadı neredeyse, herkes "meme" (mim ulan mim, İngilizce, gaza gelmeyin hemen; sırf bunu yazdığım için gaza geleceklere de ayrıca kafam girsin. Öhöm, tamam, sakinim) lafını kullanıyor artık, ona karşılık bulun siz. İkincisi: Stalker değil ama "stalk" kelimesinin kendisi Türkçeleşmiş artık, "stalklamak" diye kullanımı olan ve bu kullanımla kimsenin dalga geçmediği bir kelimeye yabancı diyemezsiniz. "Merhaba" da "hatır" da "kıyafet" de "banka" da "küvet" de "kahraman" da Türkçe değil o zaman.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder