Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

2 Eylül 2018 Pazar

Ölmedim, ölmedim

Uzun zamandır yazmıyorum. Bu arada o okunmalar ne la, 20 kişi kim okudu Gastronomi öğrencisinin yemek dramı, manganın bitmesine yakın anime faciası ve internet dizisi yazısını? Hayır, "Bak oku" diye millete mi gönderdi ilk okuyanlar, lan ben o yazıyı o kadar okumadım; klasik saçmalamanın nesini okudunuz? Neyse, yine de memnunum bu durumdan; sonuçta okunmasını istemesem blog yerine günlük yazardım. Tabii bu, her şeyi yazdığım anlamına da gelmiyor. (Heh, hadi düşünüp durun bakalım "Lan bu neyi söylemedi acaba, ne diyor bu mal" diye triplere girin, hadi bak'em.)

Neyse, uzun zamandır yazmıyorum ama bunun sebebi ölmem, blogu bırakmam veya benzeri bir şey değil. Birkaç nedeni var; burada zikretmek gerekirse... Bu arada deminden beri bir sinek var, orama burama konup durdu (Oramakoma buramako vardı bir de); lan oğlum zaten karasineksin, türüne bağlı olarak bir hafta filan ömrün var yaklaşık; neyin peşindesin? İntihar komandosu musun lan? Ayak parmağınız tırnakla arasından iltihaplanırsa konan sinekleri kovmayın bu arada; bizzat gözlemledim: İltihabı yiyip temizliyorlar. Sargılarla, tentürdiyotla, sağlık ocağındaki görevlilerle, antibiyotikle halledilemeyen (daha doğrusu geçici olarak halledilip düzenli olarak yeniden ortaya çıkan) iltihabı yedi bitirdi. Hoş yeniden nüksetti daha sonra ama diğerlerinden daha temiz ve çabuk bir iş çıkardı hayvan, yalan yok.

Konuya dönersek; yazmamamın en önemli sebebi üşengeçlik. Yazacak bir şey bulamamak üşengeçlikle de birleşince sonuç bu. Ama tek sebep bu değil. Dediğim gibi, yazacak konu bulamıyorum. Bir başka sebebi; uzun süredir meşgul olmam. Bir aydır falan meşgulüm. Neyle meşguldüm? Seyahatlerle, çeşitli alışveriş işleriyle, okçuluk kıyafetlerimi süslemekle (çok güzel olacak), mesleki deneyimlerle (Mesleki deneyim: Her türlü restorana gidip değişik şeyler tatmak), hayvanlarıma bakmakla (leopar geko, cırcır böceği, un kurtları) ve çeşitli geleneksel işlerle meşguldüm. Çeşitli geleneksel işler dediğim de koyun postu tabaklamak, koç boynuzundan kadeh ve matara yapmak, koyun kemiği kurutmak, koyun bağırsağından yay kirişi yapmak, koyunun aşil tendonların kurutup döverek sinirleri çıkartmak. Sinirler çok güzel la, pişmaniye gibi; zevkli bir işlem ayrıca. Bu arada bu bahsettiğim malzemelerin hepsi tek hayvandan elde edildi; parçaları birleştirin, ne yapmayı planlıyorum bunlarla? Bir ipucu: Koyun postunun konumuzla doğrudan alakası yok, o başka bir işle alakalı ama o iş de hafiften diğerleriyle alakalı. Ne oldu, CEVAB VEREMEDİniz mi? El-cevab: Yay, yay, yay. Ne bakıyorsunuz öyle? Biyokompozit bir yay yapmayı planlıyorum. Ahşap malzemede sıkıntılarım var; turna balığı hava kesesi aldım, her şeyim (ahşap malzeme haricinde her şeyim) hazır. Geriye kaldı ahşap malzemeleri tamamlamak, işi halletmek ve iki yıl boyunca kurutmak. Gerçi boynuz değil kemik kullanıyorum, yani iki yıl yerine 1-1,5 yıl (1-1,5 porsiyon iskender. Sadece yazasım geldi, çok takmayın bunu) kurutmam yeterli olabilir.

Sonuç olarak, velhasıl kelam, niye böyle... Neyse. Hadi gittim ben.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder