Saçma sapan bir kısır döngüye sıkıştım kaldım. Aile evinden bir an önce ayrılmam gerekiyor… ama aile evinden ayrılamamamın en önemli sebebi zaten aile evinde yaşıyor olmam. Neden? Çünkü bedenim zaten nispeten rahat olduğu için aile evinden ayrılmaya çabalamak için bir motivasyonu yok, zihnimse bu yaşta hâlâ aile evinde olmanın stresiyle boğuştuğu için gerçek fayda sağlayacak hiçbir şeyi düşünemiyor. Bir fikir bulsam veya görsem bile bu sefer de paranoyak doğam ve her şeyi, o şey yapılamayacak hâle gelene kadar detaylandırma eğilimim devreye giriyor. Hepsini aşıp bir işe el atmaya kalktığımda da hükümetin saçma sapan bir sebepten aldığı alakasız bir karar o şeyi yapmama engel oluyor. Ve böyle bir şey olmasa veya sonrasında o karardan dönülse bile bu sefer de aile evinde yaşadığım için zaten bir şeyleri yapmak için evdeki birilerinin bana sataşmayacağı veya beni bölmeyeceği bir zamanı beklemem gerekiyor. Öyle bir zaman geliyor mu? Gecenin üçü. En saçma sapan boğucu düşüncelerle boğuştuğum, parmağımı kıpırdatmaya motivasyonum olmayan, sadece yatakta boş boş yatıp ağlamak istediğim saatler. Tabii a… k… aile evinde olduğumdan ve Türkiye’de “ses yalıtımı” denen kavram bilinmediğinden ağlasam bile sessiz olmaya uğraşmam gerekiyor.
Ve
bütün bunlarla boğuşurken de zaten hep en kötüsünü düşünmeye ayarlanmış gibi
duran beynim aştığım, her nasılsa aşabildiğim her adımda “İyi de bunu yapsan ne
olacak ki? Piyasada kiralık, satılık falan ev mi var? Diyelim var, bunlarla aile
evinden ayrılacak kadar parayı ne zaman biriktirebilirsin ki? Tabii o da
biriktirebilirsen…” gibi düşünceleri devamlı, devamlı, devamlı tekrarlıyor.
Bu evden ayrılmadan bu zihniyetten çıkabilmemin imkanı yok ama bu zihniyetten çıkıp bir şeyler yapmaya başlamazsam asla ayrılamayacağım. Orgonit gibi kerameti kendinden menkul -ve bir hafta önce varlığından haberim olmayan- şeylerden medet umar hâle geldim. Bazen kendimi iğrenç, zerrece komik olmayan, aşırı derecede de sıkıcı bir komedi filmindeki bir karakter gibi hissediyorum. Belki bu şekilde düşünmek biraz olsun rahatlamamı sağlıyordur. Gerçi ben pek görünür bir etkisini gözlemleyemedim, zaten henüz buna gerçekten inanacak kadar da delirmedim ama belki böyle düşünmek zihin yükümü biraz olsun azalttığından böyle düşünüyorumdur. Ya da diğer seçenek hayatı anlamsız bir dram olarak görmek olduğundan ve dramdan cidden nefret ettiğimden, özellikle de anlamsız ve gereksiz dramadan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder