Marika-chan no Koukando wa Bukkowareteiru'nun çıkacağını biliyordum halbuki. TRAnimeİzle'de olmayınca çıkmadığını varsaymıştım. Bu arada ben mangayı hiç böyle hatırlamıyorum lan, mangası da ecchi miydi bunun? Ecchi ise de bu kadar yoğun muydu?
Bugün (Tabii siz bu yazıyı kim bilir ne zaman okuyacaksınız? Yukarıdaki paragraf en az bir aylık.) Scary Movie'ye gittim. Aslında niyetim film gelir gelmez gitmekti, kimse bilmeyecek olsa da benim için sembolik bir anlamı vardı (taraf seçmekle ilgili bir şey) ama durmadan öksürdüğüm saçma sapan bir hastalık yaşadığımdan anca gidebildim... ve tam olarak beklediğim ve istediğim şeyle karşılaştım. Bu film, bana uzun zamandır zaten içten içe bildiğim iki gerçeği inkar edilemez biçimde fark ettirdi: İlki, 2000ler psikopat komedisine bayılıyorum ulan! Cücenin woke zenci kızı "Derdini sikeyim!" diye bıçakladığı sahnede koptum özellikle. Tuesday'in ("Wednesday değil, telif olmasın diye belirtmem lazım" osısfnıskfz) "Neyse, artık korsandan izleriz" dediği Michael Jackson filmi parodisine de ayrı patladım. Bir de Korkunç Bir Film serisinin popüler olduğu zamanlarda olmadığım şekilde Scream serisini izlemiş biri olarak filme gittiğimden benim için ekstra komikti. Ama tek pişmanlığım, keşke bu filme gitmeden daha önceki filmleri (Yönetmenlerin resmen görmezden geldiği 5. film dışında önceki filmler hakkında da bolca muhabbet vardı, meta-kurguyu bir üst aşamaya çıkarmışlar resmen. Bayıldım.) tekrar izleseydim. Ayrıca ListeList gibi Türkiye'ye SJW belasını getirenlerden oluşumlardan birinde ve Ekşi'de bu filmin açılışı rekorla yaptığından hiç bahsedilmemesine ve sloganı "Sınırlar Aşılacak" olan filmden (biraz daha aşmalarını isterdim aslında ama bu kadarı da gayet yeterli) "Aman ağzımızın tadı kaçmasın Ali Rıza Bey" tadında bahsedilip geçilmesine de hiç şaşırmadım. Yalnız yıllardır "Scary Movie dönerse ve tutarsa White Chicks 2'yi çekeceğim" deyip duran Keenen Ivory Wayans'a (Kaç kişi lan bu Wayans kardeşler? Filmde de muhabbeti geçti zaten) atılan disse de bayıldım (işin komiği adam bu filmin de senaristlerinden biri, yani aslında kendi kendine diss atmış oluyor lkekwnnfls). Bu arada ben filmin dublajlı olmasını bekliyordum ama altyazılıydı. Afişte veya sinemada buna dair hiçbir bilgi yoktu. Bunu bir de dublajlı izlemek lazım, tabii gelecekse. Neyse, bu filmin zaten farkında olduğum hâlde bana inkar edilemez biçimde fark ettirdiği ikinci şeye geliyorum: Tüm zevklerim, hatta kişiliğimin büyük bölümü 2000ler tarafından oluşturulmuş. Bunu "tomboyları sevmeye giden yol Buttercup'ın (Powerpuff Girls'teki. Daha doğrusu 98-2005 [TR'de 2002-2008] Powerpuff Girls'ündeki.) havalı olduğunu düşünmekle başlar" memini gördüğümden ve bizim zamanın eski çizgi filmlerini gerek nostalji gerek "ebeveyn bonusları" için izlemeye başladığımdan beri zaten seziyordum (örneğin hiç çekinmeden ve utanmadan Kim Possible'ın koca bir nesle kızıl saç fetişi aşıladığını iddia edebilirim) ama bu film bana bunu inkar edilemez biçimde fark ettirdi. Bu arada sırf Scary Movie'ye gideceğim diye çok övülen Obsession'a ya da internet kültüründen çıkma kolektif bir çalışma olduğu, yani "aslen internetteki herkesle birlikte inşa edilmiş bir şey" olduğu için apayrı bir sempatim olan Backrooms'a gitmedim. "Üzer mi?" diye düşünmüyor değildim, sonuçta bu çağda çok ileri gitmek zor ama film, 2026 yılında olabileceği kadar muhteşemdi. Aslında -dediğim gibi- daha da ileri gitmelerini isterdim yine beklediğimden çok daha fazla ileri gitmişler, ellerini korkak alıştırmamışlar. Umarım bu, 2000lerdeki özgür komedi ve sanat ortamının en azından bir nebze dönmesine yardımcı olur. "Özgür komedi ve sanat" demişken yine sadece filmi kendiniz izlerseniz anlayabileceğiniz bir gönderme yapayım: "Kitap Yasaklarına Hayır. Harry Potter Hariç." snaknfskl. Gerçi bunu anlamak için filmi izlemek de yetmiyor, "Tamam da neden Harry Potter hariç?" sorusunun yanıtını bilmek gerekiyor, onu bilmek için de kendisi SJWliği İngiltere'ye ithal edenlerin başında gelen Rowling ile diğer SJWler arasındaki "transfobi" dramasını bilmek gerekiyor. "Özgür komedi ve sanat" demişken Ghostface'in kendisine yapmaya çalıştığı her şeyi "ırkçılık" olarak nitelendirip ölmekten kurtulan adama da (Ray'di sanırım) ayrı patladım.
2000ler miki binler demişken, lan Microsoft, senin ben kafanı sikeyim. Bak MSN'yi hatırlayıp sinirlendim yine. Skype'ı alacağım diye MSN'yi iç ettin, sonra Skype'ı da öldürdün? Ne oldu şimdi, ikisi de siktir oldu gitti. Sizin ben kafanızı sikeyim. Bir Microsoft, bir Amazon. Bir tane "Yapacağın işi sikeyim" diyecek adam yok mu lan bu koskoca şirkette? Bu arada yıl olmuş 2026, Telegram'ından Whatsapp'ına en azından ucundan denemediğim çetleşme uygulaması kalmadı gibi bir şey, hâlâ hiçbirinde MSN'nin o muhteşem özelleştirme seçenekleri, her duyguyu ifade edebilen gifleri ve "smiley"leri (o zamanlar emoji yoktu) falan hiçbir uygulamada yok. İnsanla mı yazışıyorsun robotla mı belli değil, her şey tek tip. Gerçi internette artık her şey tek tip, o yüzden indie web falan diye hareketler var.
Bunu kendisi dışında kimse anlamayacak, zaten böyle de olması gerekiyor ama şunu söylemeden geçemeyeceğim: Vhjkk Bjfdf, teşekkürler. Zaten etmiştim ama bir de buradan etmek istedim. (Gerçi burada -her ne kadar bağlam olmadan pek bir şey ifade etmese de- bu adı vermek konusunda biraz kararsızım, silmemi istersen silerim).
Delinin teki. Aile evinde hayatta kalmaya
ve daha fazla acı çekmemek için umudu öldürmeye çalışıyor. Erdem Ö. Hayalî
mahlasıyla kitap* yazdı, şimdi de yayınevlerinin yamyamlıkları ve doğrudan
yayıncılık servislerinin onlardan da beter olması nedeniyle umarsızca bir çıkış
yolu arıyor. Sadece birini yayımlatabildiği, onun hakkında da "Yayımlatmaz
olaydım!" diye düşündüğü tüm kitaplarını yazdığı mahlası artık bloğunda da
kullanıyor.
*Ejderin Mührü (ALMAYIN! Benim yazdığım kitap değil bu, editörün kafasına göre yaptığı değişiklikler ve hatalarıyla dolu bir saçmalık sadece. Halihazırda aldıysanız, düzeltme işini yaptıktan sonra bir şeyler ayarlayacağım. Eposta atın.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder