Öne Çıkan Yayın

Beni Her Yerde Bulun (BU YAZI BAŞA İLİŞTİRİLMİŞTİR)

İletişim için: semender101@gmail.com Şahsi blog: E, burası zaten. ~Gerektikçe güncellenecektir.~

28 Haziran 2026 Pazar

Needy Girl Overdose Anime Uyarlamasının Finali Hakkında (Bu da Bilimsel Makale Başlığı Gibi Oldu da Neyse) ve Ribsekai Hakkında Ufak Bir Şey

Bak, Needy Girl Overdose'un anime uyarlamasını burada çok övdüm, hâlâ da dediğim her şeyin arkasındayım ama 13. bölüm tüm animenin kalitesini düşürüyor. Yani tamam, iyi sonla bitirmek istemişler ama böyle bir anime kesinlikle kötü sonla, tüm karakterler mahvolup umutsuzluktan kırılmışken bitmeliydi. 12. bölümdeki "ima edilen iyi son"u kabul edebilirim; ama bu kadar doğrudan bir iyi son kesinlikle böyle psikopat bir VN'den uyarlanan (daha doğrusu "ilham alan", hikayeyi bu kadar değiştirince artık "uyarlama" olarak tanımlanamaması lazım) ve hikayeyi -mecburen- detaylandırıp değiştirse de psikopatlık düzeyinin hakkını verebilmiş bir animeye yakışmıyor. Zaten 12. bölümde de "Amk ne güzel yerde bitti işte, niye final değil ki bu?" demiştim. Henüz finali izlemeyi bitirmedim ama MAL'da verdiğim puanı 9'a, hatta duruma bağlı olarak 8'e çekebilirim. Bu amına koyduğumun Japonları niye iyi son yapmaları gereken Wonder Egg Priority gibi animelere rezalet kötü sonlar (kötü son koyacaksan da kaliteli bir kötü son koy amk) koyup bütün olayı psikopat bir VN'den uyarlanmak olan bir animeye bu kadar umutla ve iyimserlikle dolu, üstüne bir de komedi soslu iyi son koyuyor lan? Sizce bu amk animesini genel dünya görüşü iyimser olan kaç kişi izleyecek ki? Lan hedef kitleniz karamsarlar zaten, alo! Neyse, karakterlerin psikopatlık ve hayatı sorgulama düzeyi devam ediyor. "İyiyiz, rahatız artık yea"ya bağlamamışlar, karakterler hâlâ kendi çelişkilerini yaşıyor çok şükür. Daha hikaye bile tamamlanmadan o sona bağlayıp siktir olup gidenler de var sonuçta (seni unuttum sanmıştım, değil mi Urasekai Picnic denen şerefsiz?). Bu arada ilginç bir şey var, bunu zaten birinci bölümden beri düşünüyorum ama bu animenin başkarakteri KAngel değil lan. Hatta Ame bile değil. Başkarakter Kache. Onunla açıldı, onunla bitti. Garip. Bu arada bu finali bıçaklanmalarla, atlamalarla ve "Ne olabilirdi?" sorusunun ardından ikinci bir opening görevi gören bir tür kliple açtılar, o yüzden bu finali hazmetmem kolaylaşıyor. Böyle yapmayıp dümdüz komedi soslu aşırı optimistik iyi son yapsalar burada Yuukawa'ya sövdüğümden daha beter söver, animenin puanını da 10'dan 9'a (duruma bağlı olarak 8'e) çekmek yerine (gerçi çekmeyebilirim, hâlâ karar vermedim, bölüm bitene kadar da vermeyeceğim) 5'e hatta daha aşağı çekerdim.

Bu arada dur ben şu Needy Girl Overdose'un VN'sini bir oynayayım ya. Ne zamandır üşeniyordum, üşengeçliğimi atmam için böyle bir anime yapılıp böyle bir sonla bitmesi gerekiyormuş demek. Vay amk. Yalnız oyun Steam'de varmış ki buna şaşırdım ama daha da şaşırdığım şey ücretli olması (neyse ki indirime denk geldik).

Bak bu arada yukarıda "kitleniz karamsarlar zaten" dedim de tam olarak animenin kitlesi zaten umutsuz NEET'ler (buna da "Neni" mi ne saçma sapan bir çeviri yapmışlar) olduğundan da böyle bir sonla bitirmiş olabilirler. NHK ni Youkoso'dan beri Japon hükümetinin en büyük derdi hikikomoriler sonuçta. Niye? İş gücüne katılım lazım. Yani Türkçesi, patronlara köle lazım. Bir de Japon çalışma sisteminden bahsediyoruz amk, "çok çalışmaktan ölmek" ve "sınav stresinden intihar etmek" diye kavramların günlük hayatın bir parçası olduğu bir ülke. O yüzden zaten nerede Japon eğitim sistemi öven bir mal (Amk o kadar güzel özelliği olan ülkeden övmek için gidip en rezil unsurunu seçer mi bir insan?) görsem bir tarafımla gülüyorum.

Final bölümünün en sonunda tekrar toparlayıp umutsuzluğu iliklerime kadar hissettirdi de puan düşürmek zorunda kalmadım neyse ki. "Game Over" mavi ekranıyla bitmesine de bayıldım bu arada. Koca yazıyı da Needy Girl Overdose'a ayırmış olduk ama hak ediyor.

Sadece Megami "Isekai Tensei Nani ni Naritai desu ka" Ore "Yuusha no Rokkotsu de" hakkında bir şey diyeceğim: Beklediğimden katbekat güzel bir animeydi. Her bölümde absürtlük seviyesini bir üst katmana çıkardılar. Her evrenin sanat tarzının farklı olması gibi şeylere de bayıldım. Burada bir romantizm var işte (tanrıçayla MC arasındaki, tanrıçanın aşırılı tsundereliği yüzünden yarım kalan şeyden değil, "klasik romantizm"den bahsettiğimi anladığınızı varsayıyorum).

Delinin teki. Aile evinde hayatta kalmaya ve daha fazla acı çekmemek için umudu öldürmeye çalışıyor. Erdem Ö. Hayalî mahlasıyla kitap* yazdı, şimdi de yayınevlerinin yamyamlıkları ve doğrudan yayıncılık servislerinin onlardan da beter olması nedeniyle umarsızca bir çıkış yolu arıyor. Sadece birini yayımlatabildiği, onun hakkında da "Yayımlatmaz olaydım!" diye düşündüğü tüm kitaplarını yazdığı mahlası artık bloğunda da kullanıyor.

*Ejderin Mührü (ALMAYIN! Benim yazdığım kitap değil bu, editörün kafasına göre yaptığı değişiklikler ve hatalarıyla dolu bir saçmalık sadece. Halihazırda aldıysanız, düzeltme işini yaptıktan sonra bir şeyler ayarlayacağım. Eposta atın.)

17 Haziran 2026 Çarşamba

Durum Güncellemesi (Böyle mi Diyordum Lan Ben Bu Konudan Konuya Atlayıp Yarım Yılda Yazdığım Yazılara?): Marika-chan, Scary Movie, 2000ler ve MSN

Marika-chan no Koukando wa Bukkowareteiru'nun çıkacağını biliyordum halbuki. TRAnimeİzle'de olmayınca çıkmadığını varsaymıştım. Bu arada ben mangayı hiç böyle hatırlamıyorum lan, mangası da ecchi miydi bunun? Ecchi ise de bu kadar yoğun muydu?

Bugün (Tabii siz bu yazıyı kim bilir ne zaman okuyacaksınız? Yukarıdaki paragraf en az bir aylık.) Scary Movie'ye gittim. Aslında niyetim film gelir gelmez gitmekti, kimse bilmeyecek olsa da benim için sembolik bir anlamı vardı (taraf seçmekle ilgili bir şey) ama durmadan öksürdüğüm saçma sapan bir hastalık yaşadığımdan anca gidebildim... ve tam olarak beklediğim ve istediğim şeyle karşılaştım. Bu film, bana uzun zamandır zaten içten içe bildiğim iki gerçeği inkar edilemez biçimde fark ettirdi: İlki, 2000ler psikopat komedisine bayılıyorum ulan! Cücenin woke zenci kızı "Derdini sikeyim!" diye bıçakladığı sahnede koptum özellikle. Tuesday'in ("Wednesday değil, telif olmasın diye belirtmem lazım" osısfnıskfz) "Neyse, artık korsandan izleriz" dediği Michael Jackson filmi parodisine de ayrı patladım. Bir de Korkunç Bir Film serisinin popüler olduğu zamanlarda olmadığım şekilde Scream serisini izlemiş biri olarak filme gittiğimden benim için ekstra komikti. Ama tek pişmanlığım, keşke bu filme gitmeden daha önceki filmleri (Yönetmenlerin resmen görmezden geldiği 5. film dışında önceki filmler hakkında da bolca muhabbet vardı, meta-kurguyu bir üst aşamaya çıkarmışlar resmen. Bayıldım.) tekrar izleseydim. Ayrıca ListeList gibi Türkiye'ye SJW belasını getirenlerden oluşumlardan birinde ve Ekşi'de bu filmin açılışı rekorla yaptığından hiç bahsedilmemesine ve sloganı "Sınırlar Aşılacak" olan filmden (biraz daha aşmalarını isterdim aslında ama bu kadarı da gayet yeterli) "Aman ağzımızın tadı kaçmasın Ali Rıza Bey" tadında bahsedilip geçilmesine de hiç şaşırmadım. Yalnız yıllardır "Scary Movie dönerse ve tutarsa White Chicks 2'yi çekeceğim" deyip duran Keenen Ivory Wayans'a (Kaç kişi lan bu Wayans kardeşler? Filmde de muhabbeti geçti zaten) atılan disse de bayıldım (işin komiği adam bu filmin de senaristlerinden biri, yani aslında kendi kendine diss atmış oluyor lkekwnnfls). Bu arada ben filmin dublajlı olmasını bekliyordum ama altyazılıydı. Afişte veya sinemada buna dair hiçbir bilgi yoktu. Bunu bir de dublajlı izlemek lazım, tabii gelecekse. Neyse, bu filmin zaten farkında olduğum hâlde bana inkar edilemez biçimde fark ettirdiği ikinci şeye geliyorum: Tüm zevklerim, hatta kişiliğimin büyük bölümü 2000ler tarafından oluşturulmuş. Bunu "tomboyları sevmeye giden yol Buttercup'ın (Powerpuff Girls'teki. Daha doğrusu 98-2005 [TR'de 2002-2008] Powerpuff Girls'ündeki.) havalı olduğunu düşünmekle başlar" memini gördüğümden ve bizim zamanın eski çizgi filmlerini gerek nostalji gerek "ebeveyn bonusları" için izlemeye başladığımdan beri zaten seziyordum (örneğin hiç çekinmeden ve utanmadan Kim Possible'ın koca bir nesle kızıl saç fetişi aşıladığını iddia edebilirim) ama bu film bana bunu inkar edilemez biçimde fark ettirdi. Bu arada sırf Scary Movie'ye gideceğim diye çok övülen Obsession'a ya da internet kültüründen çıkma kolektif bir çalışma olduğu, yani "aslen internetteki herkesle birlikte inşa edilmiş bir şey" olduğu için apayrı bir sempatim olan Backrooms'a gitmedim. "Üzer mi?" diye düşünmüyor değildim, sonuçta bu çağda çok ileri gitmek zor ama film, 2026 yılında olabileceği kadar muhteşemdi. Aslında -dediğim gibi- daha da ileri gitmelerini isterdim yine beklediğimden çok daha fazla ileri gitmişler, ellerini korkak alıştırmamışlar. Umarım bu, 2000lerdeki özgür komedi ve sanat ortamının en azından bir nebze dönmesine yardımcı olur. "Özgür komedi ve sanat" demişken yine sadece filmi kendiniz izlerseniz anlayabileceğiniz bir gönderme yapayım: "Kitap Yasaklarına Hayır. Harry Potter Hariç." snaknfskl. Gerçi bunu anlamak için filmi izlemek de yetmiyor, "Tamam da neden Harry Potter hariç?" sorusunun yanıtını bilmek gerekiyor, onu bilmek için de kendisi SJWliği İngiltere'ye ithal edenlerin başında gelen Rowling ile diğer SJWler arasındaki "transfobi" dramasını bilmek gerekiyor. "Özgür komedi ve sanat" demişken Ghostface'in kendisine yapmaya çalıştığı her şeyi "ırkçılık" olarak nitelendirip ölmekten kurtulan adama da (Ray'di sanırım) ayrı patladım.

2000ler miki binler demişken, lan Microsoft, senin ben kafanı sikeyim. Bak MSN'yi hatırlayıp sinirlendim yine. Skype'ı alacağım diye MSN'yi iç ettin, sonra Skype'ı da öldürdün? Ne oldu şimdi, ikisi de siktir oldu gitti. Sizin ben kafanızı sikeyim. Bir Microsoft, bir Amazon. Bir tane "Yapacağın işi sikeyim" diyecek adam yok mu lan bu koskoca şirkette? Bu arada yıl olmuş 2026, Telegram'ından Whatsapp'ına en azından ucundan denemediğim çetleşme uygulaması kalmadı gibi bir şey, hâlâ hiçbirinde MSN'nin o muhteşem özelleştirme seçenekleri, her duyguyu ifade edebilen gifleri ve "smiley"leri (o zamanlar emoji yoktu) falan hiçbir uygulamada yok. İnsanla mı yazışıyorsun robotla mı belli değil, her şey tek tip. Gerçi internette artık her şey tek tip, o yüzden indie web falan diye hareketler var.

Bunu kendisi dışında kimse anlamayacak, zaten böyle de olması gerekiyor ama şunu söylemeden geçemeyeceğim: Vhjkk Bjfdf, teşekkürler. Zaten etmiştim ama bir de buradan etmek istedim. (Gerçi burada -her ne kadar bağlam olmadan pek bir şey ifade etmese de- bu adı vermek konusunda biraz kararsızım, silmemi istersen silerim).

Delinin teki. Aile evinde hayatta kalmaya ve daha fazla acı çekmemek için umudu öldürmeye çalışıyor. Erdem Ö. Hayalî mahlasıyla kitap* yazdı, şimdi de yayınevlerinin yamyamlıkları ve doğrudan yayıncılık servislerinin onlardan da beter olması nedeniyle umarsızca bir çıkış yolu arıyor. Sadece birini yayımlatabildiği, onun hakkında da "Yayımlatmaz olaydım!" diye düşündüğü tüm kitaplarını yazdığı mahlası artık bloğunda da kullanıyor.

*Ejderin Mührü (ALMAYIN! Benim yazdığım kitap değil bu, editörün kafasına göre yaptığı değişiklikler ve hatalarıyla dolu bir saçmalık sadece. Halihazırda aldıysanız, düzeltme işini yaptıktan sonra bir şeyler ayarlayacağım. Eposta atın.)