Ama önce Yuukawa'ya söveceğim. Ulan ne güzel başlamıştı halbuki. 11. bölümde başlayan o saçmalık 12. bölümde de artarak devam edince -ki 12. bölüme katlanamadım bile, atlaya atlaya izlemek zorunda kaldım- animeyi droplayıp gidip MAL'dan hem bölüme hem anime geneline 1 puan verdim. 13. (son) bölümün yorumlarına bir baktım, "belki biraz düzeltmişlerdir" diye ama aynı tas aynı hamam devam etmiş gibi duruyor. Beni uzun zamandır bu kadar kızdıran bir kadın MC olmamıştı, Yumemiru Danshi wa Genjitsushugisha'nın kadın MC'sinden bile bu kadar nefret etmiyorum. Hayır bir de 10 bölüm boyunca hiç böyle bir karakter değilken 12. bölümde bildiğin kahpeye dönüştü karakter mk. Böyle bir saçmalık mı var? Anime -hangi akla hizmetse- mangayı değiştirmiş bu arada, "mangada böyle olmuyordu, mahvetmişler" deniyor. Herhalde animenin yönetmeni kadın MC'den nefret ediyordu, bizim de nefret etmemizi istedi. Yoksa yani o anlatılan değişiklikler için en ufak bir mantıklı sebep yok. Wonder Egg Priority'nin finalinden daha rezilini görmem diye düşünürken çok yanılmışım amk. Böyle bir saçmalık olamaz.
Hazır Yuukawa'dan bahsetmişken önceki sezonun diğer animelerinden de kısaca bahsetmek gerekirse Jingai Kyoushitsu no Ningengirai Kyoushi muhteşem başladı, muhteşem bitti. Mirai'ın animeye sokuluşunun her şeyi bozacağından endişeleniyordum ama neyse ki öyle olmadı. Ayrıca Mirai'ın o olanları unutmadığı, Hitoma'ya "hiçbir şey olmamış gibi devam edelim" demesinin yalan olduğu çok belliydi zaten (anime bitmeden yazdığımdan bu cümleyi şöyle tamamlamıştım: "ama ben asıl MC'den nefret mi ediyor, MC'ye âşık mı yoksa başka bir şey mi var, onu merak ediyorum. Çünkü görsellerde Hitoma'yı görmese muhtemelen asla bu okula başvurmayacaktı." Bu soru da cevaplanmış, "muhtemelen" dediğim şey de Mirai'ın ağzından kanonik olarak onaylanmış oldu). Enen no Shouboutai'ın final sezonu harbi muhteşem. Bir de şu aralar Soul Eater izliyorum, onunla da birleşince (Arthur'un Excalibur'un "Baka!" deyip durmaya başlaması vs Soul Eater'daki Excalibur ve tabii ki ruh rezonansı! Tabii 13. bölümde başka bir ton detay da var ama hepsini teker teker saymayacağım.) tam "nerdgasm" oldu. Ha bak Soul Eater'ı izlememiş/izlemiyor olsam bu sona muhtemelen "Yani... en azından yarım kalmadı." gibi bir tepki verirdim. Chitose-kun wa Ramune Bin no Naka aslında güzel başlamıştı ama animenin yarısı bitmişken hâlâ ilk kızın olayının tam çözülmemesi -ki bunlar "ana çift" olacaksa buna da karşı değilim ama belli ki bundan sonra diğer kızların arkları olacak, animenin yarısından fazlasını bunun arkı kapsıyorsa diğerlerini neden ve nasıl umursayayım ki?- beni kanser ettiğinden bıraktım. Ikoku Nikki hakkında söylenecek fazla bir şey yok: Muhteşem başladı, muhteşem bitti. "Tamon-kun Ima Docchi!?" de aynı şekilde. Sondan bir önceki bölümdeki Utage'nin istifası animenin havasını biraz bozdu gerçi ama o olay olmasa Utage'nin kardeşleriyle tanışan Tamon görmek için yazar/mangaka muhtemelen pek bir bahane bulamazdı, hem zaten sonra tekrar işe girip anime bir nevi başladığı yere dönmüş (ama artık idol grubundaki bağlar öncekinden daha sıkı olarak, yani en azından artık bir bağ var) oldu, o yüzden sorun yok. Buna neden Yuukawa'nın sondan bir bölüm öncekine çok benzer bir şey yapmış olmasına rağmen sövmüyorum? 1. Utage zaten "Ben bir hayran olarak Tamon-kun'a bu kadar yaklaşırsam beni kazığa oturturlar, hatta ben bizzat kendimi kazığa oturturum!" zihniyetinde. Bunu ilk bölümden beri görebiliyoruz. 2. Gerçekçi. Ekipten birinin bildiğin yandere hayranları var, Utage'nin ve yine Tamon fan olan iki arkadaşının da hafif yandere eğilimlerini gördük. Bu durum zaten Japonya'da gerçekte de görülen bir şey. Yani Yuukawa'daki gibi "Bu adam şeytan kraldan daha güçlü, ben bunun arkasından iş çevirip 'kral emrediyor, zaten hemen reddedeceğim' bahanesiyle dükün tekiyle evlilik görüşmesi yapar, yetmeyip bir de randevuya çıkarsam ülkenin içinden geçse kral da ben de hiçbir mantıklı bahane bulamayız ama siktir et, ben orospunun teki olduğumdan böyle yapacağım" şeklinde bir saçmalık yok. Utage'nin onu niye yaptığını, özellikle Tamon'dan uzak durmaya çalışarak geçirdiği bölümde gayet net biçimde anlayıp karakterle empati kurabiliyorsun. Kaya-chan wa Kowakunai birkaç sezon daha devam eder diye bekliyordum ama tek sezonda bitti, devamı olmaz herhalde. Daha önce de dediğim gibi: Dark Gathering kafasındaki animelere bayılıyorum ulan! Ayrıca her şeyin çözüme ulaşması, olayın ardındaki tüm gerçekleri öğrenmemiz ve hiçbir "açık uç" kalmaması da ayrıca hoşuma gitti. Bazı animeler var, taglarda romantizm olmasına rağmen başkarakterler birlikte mi değil mi belli olmuyor mk. Bunda taglarda gizem var ama her şey çözüldü. Çözmeden de bırakabilirlerdi. Yarrak gibi, animenin tüm havasıyla uyumsuz bir son da yapabilirlerdi. Bunca yıllık anime izleyicisiyim ve şunu açıkça belirtiyorum ki Kaya-chan wa Kowakunai'ın sonu, şimdiye kadar gördüğüm en muhteşem, en harika, en güzel finallerden biri. Bunca yıllık anime izleyicisi olarak Japonların son yapamadığını çok iyi biliyorum çünkü. Finale kadar muhteşem devam eden seri finalde bir anda çöpe dönüyor mk. Hayır tamam, kendim de az buçuk yazıp çizen biri olarak final yazmanın hikayenin tamamını yazmaktan çok daha zor olduğunu ben de biliyorum ama "yarrak gibi final" dediğin olsa olsa %50 civarında olur. Eğer bu yarrak gibi finaller %90'lara, hatta daha yukarılara çıkıyorsa ben derim ki "Bu(nlar) final yazamıyor ulan?" Misal J.J. Abrams pezevengi (Niye durduk yere adama küfrettim? Buyurun: https://eksisozluk.com/yuzuklerin-efendisi-guc-yuzukleri--7145502?a=find&keywords=abrams Hatta: https://eksisozluk.com/entry/144323343), misal mangakaların alayı. Seihantai na Kimi to Boku için de en başında söylediğim her şeyin arkasında olmakla kalmıyor, hepsine +10 veriyorum. Net olarak sezonun en iyi romantizmiydi. Fumetsu no Anata e'nin 3. sezonuna gerek var mıydı bilemedim... Modern dünya işin içine girince bozdu bence. Epey bir izledim ama çok canımı sıktığı, ilk iki sezondaki orijinal evren inşasından da uzaklaştığı için bıraktım. Bu nasıl olabilirdi mesela? Fushi'yi alıp modern dünyaya bıraktığın, bocaladığı, daha komedi ağırlıklı bir spin-off olabilirdi örneğin ama 3. sezon olunca ve doğrudan hikayenin devamı olarak sunulunca beni biraz itti. "Keşke 2. sezon finali tam final olsaymış, buna ne gerek vardı ki?" dedirtti biraz. Ha çok güzel olsa muhtemelen demezdim ama bilemiyorum... 1. ve 2. sezonlardaki tadı asla yoktu. Hell Mode'u bir noktada "Ya yürü git" deyip bıraktım. O gün çok canım sıkkındı, olan Hell Mode'a oldu ama zaten dandik bir isekai olduğundan çok da umurumda değil açıkçası. Toumei Otoko to Ningen Onna: Sonouchi Fuufu ni Naru Futari de fantastik soslu isekai romantik komediydi. Türünün iyi örneklerinden sayılmaz ama kötü de değildi, akıyordu. Arne no Jikenbo da fantastik soslu dedektiflik animesiydi ve Toumei Otoko to Ningen Onna için dediklerim az çok bunun için de geçerli. Gerçi karakterleri sevmemiş olsam muhtemelen Toumei Otoko to Ningen Onna'ya devam edeceğim hâlde buna asla devam etmezdim, bu animeyi resmen karakterleri kurtardı. Özellikle kadın MC'nin tam bir vampir otakusu olması, ilk bakışta zombi sandığım necromancerın umursamazlığı ve "les yay" oluşturacak hareketleri ve animeye son bölümlerde girmiş olsa da spot ışığını çalan (keh keh keh) türden bir karakter olan "küçük kırmızı hırsız". 29-sai Dokushin Chuuken Boukensha no Nichijou beklendik şekilde başladı, beklendik şekilde bitti. Önereceğim bir anime mi? Değil. Ama izlerken gayet zevk aldım. Maou no Musume wa Yasashisugiru!! da muhteşem başlayıp (lan ne güzelmiş geçen sezon) muhteşem bitti. Bu arada şeytan kralın adının Ahriman olduğu ortamda Tanrı'nın (meleklerin kralı olarak işleyecekler herhalde ama pek ayrıntı vermediler) adının Ahura Mazda olmasına da zerre şaşırmadım. Mayonaka Heart Tune tam beklediğim gibi başladı ve beklediğim gibi gitti. Harem janrının iyi örneklerinden biri, hatta bence en iyi örneklerinden biri. Osananajimi to wa Love Comedy ni Naranai tam olarak dediğim gibi oldu: Kızların alayının çocukluk arkadaşı olduğu komediler hep yarrak gibi oluyor. Gerçi bu, kendi janrı (çocukluk arkadaşlarıyla dolu harem) arasındaki izlediğim en iyilerden biriydi ama yine de "Lan bir siktir git!" deyip droplamamı engellemedi. Kirei ni Shitemoraemasu ka. (evet, adında nokta var) da klasik, güzel, hafiften romantizm soslu bir SoL idi işte. Goumon Baito-kun no Nichijou da iyiydi işte, en başta zaten gerekli yorumları yapmıştım. Üzmedi. Champignon no Majo ilerledikçe biraz can sıkıcı olmaya başladı ama yine de güzeldi. Shibou Yuugi de Meshi wo Kuu. ne güzel başlamıştı ama bir noktada "Ne oluyor amk burada?" hissi dayanılmaz hâle geldi. MC'nin kaçıncı oyunu ne zaman o bile belli değil. Bir süre sonra sırf alışkanlıktan, "şimdiye kadar izledim, devam edeyim" hissinden izlemeye devam ettim.
Reincarnation no Kaben acayip başladı. MC'nin ilk bölümden psikopata bağlamasını beklemiyordum bu arada, o güzel bir atılım oldu. En sinir olduğum şey de ortalama bir insanın katliam yapmasıyla sonuçlanacak şeyler yaşamış MC'lerin (tabii bunun bahsettiğim karakterler kadar abartılı bir yaşanmışlığı yok) "Yok yea, ben kimseyi öldürmem." diye mal mal konuşması. Örnek? Naofumi olacak kavat! Gerçi ilk sezondan sonra izlemedim, belki düzelmiştir ama hiç sanmıyorum. Kadın MC'ye de ayrı bayıldım bu arada. Kişiliği (normal hâli umursamaz ve tamamen hedefe yönelik, "yetenekli" hâli savaş seven manyak) zaten muhteşem ama bu kadar hoşuma gitme sebeplerinden bir diğeri de ikisini de animelerden kaptığım iki fetişimi birleştirmesi olsa gerek: Moda asimetrisi ve zettai ryouiki.
Nigashita Sakana wa Ookikatta ga Tsuriageta Sakana ga Ookisugita Ken (ya da kısaca Nigetsuri... de bunun kısaltması nasıl Nigetsuri oluyor lan? Nigatsuri, hatta NigaTsuri olması gerekmiyor mu?) ne güzel başladı lan öyle. Mimi gibi karakterleri çok seviyorum lan. Aida gibi karakterleri de seviyorum ama Mimi gibi karakterleri daha çok seviyorum. Erkek MC'nin (Reddit'teki ilk bölüm yorumlarına baktığımda MAL'da öyle listelendiğini söylediler ama kendim kontrol etmedim) yanlış kızdan ayrılmasına patladım bu arada. Mimi prense "Önce doğru kızdan ayrıl amk!" deyip yumruğu geçirir diye bekliyordum ama Reddit'teki yorumlara bakarsanız da sıkça karşılaştırılan Scarlet'ten -ki ben bunun animesini izlemedim (hatta animenin adını bile hatırlamıyorum, şimdi MAL'dan baktım, kısaltması Saihito'ymuş) çünkü taglarında dram falan vardı (artık yok, olması gerektiği gibi "komedi" var) ama karşıma çok çıktığı ve Nigetsuri 'yi daha ilk bölümden sevip* "İzlerim ben bunu" dediğim, Loop 7-kaime no Akuyaku Reijou wa, Moto Tekikoku de Jiyuu Kimama na Hanayome Seikatsu wo Mankitsu suru'yu da güncelde izleyip sevmiş olduğum için bir ara izleyeceğim- daha çok özdenetimi varmış demek ki. Gerçi "Yanlış kızdan ayrılıyorsun, git bir gözlük al!" dedi qaNAKSLNNASLKD. Yumruk demişken Mimi'nin saçındaki toka niyetine kullandığı muşta da beni bitirdi. Animeye daha orada bağlandım zaten. Babasının oğlu olur olmaz Mimi'ye "Git evlen." demesi, Mimi'nin de hiç itiraz etmeden, üzülmeden direkt komşu krallıktaki akrabalarının yanına gidip ortama "Koca bulmaya geldim!" diye girmesi de ayrı patlattı. Bir de daha yeni doğmuş velede "Babanın, annenin, ablalarının (kaç kardeşler tam saymakla uğraşmadım ama bayağı bir kız kardeş, bir tane de en küçükleri olan erkek kardeş var; Mimi en büyük kardeş galiba çünkü oğul doğmadan önce vâris oymuş ama bölüm içinde o yönde kesin bir şey dediler mi hatırlamıyorum) sözünü dinle, tamam mı?" diye mektup yazması ksnlsafl. Adların ve soyadların her zamanki İngiliz (amk adı Elizabeth olan milyon tane karakter var) veya daha az ama yine de fazla alışıldık Fransız yerine İtalyan tınılı olması da hoş bir değişiklik olmuş. Bir dahakine de Alman/İskandinav tınısı bekliyorum akKNODIASLNASLDS. Gerçi kontrol ederken fark ettim, onu zaten Loop 7-kaime no Akuyaku Reijou wa, Moto Tekikoku de Jiyuu Kimama na Hanayome Seikatsu wo Mankitsu suru'da (Bu animenin niye kısaltması yok amk? İlla ya bu kadar uzatmamız ya da İngilizce resmî adıyla 7th Time Loop dememiz mi gerekiyor?) yapmışlar. Bu arada 2. bölümde anime daha da güzelleşti ve 1. bölümde de insanların "Şöyle mi acaba? Öyle olsa çok güzel olur ama değildir herhalde..." dediği şey de gerçekmiş, ki animenin çok daha güzelleşmesinin en önemli sebeplerinden biri bu. Yalnız Elonoara'yı (ya da artık adı nasıl yazılıyorsa) "arkadaş olduğunu inkar eden kaba arkadaş (tsuntsuna çok yakın bir tsundere)" yapacaklar diye bekliyordum ama 2. bölümden anlaşıldığı kadarıyla hakikatten animenin "kötü" karakteri olacak gibi. Böyle bir hikayenin "villain"a ihtiyacı var mı? Bence yok ama neyse. Gerçi 2. bölümün sonunda bir şey oldu ama yine de hâlâ "animenin ana kötüsü" olarak ortaya çıkma ihtimalini kafamdan çıkaramıyorum.
*Normalde bir animeyi sevip sevmediğinizi anlamak, izleyip izlemeyeceğinize kesin karar vermek için en az 3, tercihen 5 bölüm izlemeniz gerekir çünkü 1. ve 2. bölümler aslında prologdan, 3. bölüm de girişten ibarettir, hatta o yüzden artık ilk bölümü iki bölüm uzunluğunda animeler yapıp prolog işini tek bölümde çözüyorlar)
"Mata Korosarete Shimatta no desu ne, Tantei-sama". Açılışı "ayakkabısının bağı çözüldüğü ve önünden kara kedi geçtiği için vasiyet yazan dedektif" ve "âşık olduğu (bu sahneyi gördükten sonra beni kimse kadın MC'nin erkek MC'ye âşık olmadığına ikna edemez) dedektifin ceketini koklayan, bunu yaparken dedektife yakalandığında da asla umurunda olmadan işine devam eden asistan" ile yapmaları animenin adıyla (Japonca adının çevirisi tam aynı mı emin değilim -gerçi tamamen aynı değilse bile aynı kapıya çıkıyor- ama resmî İngilizce adının çevirisi "Yine öldünüz, dedektif") birleşince beni bağladı. Gerçi şu "kahramanın partisinden atıldım ve OP olduğum hakkında en ufak bir fikrim yok, kendimi güçsüzün teki sanıyorum" animelerinin kapaklarına benzeyen kapağı beni biraz korkutuyor ama olsun. Kadın MC bir de ceketi kokladığını (adam görmesine ve nedenini sormasına rağmen) inkar ediyor lksazdmnnlasfnas. Bayıldım lan. Bu arada bu kadın MC ve Reincarnation no Kaben'in kadın MC'si çok benziyor: İkisinde de moda asimetrisi, zettai ryouiki ve beyaz saç var. Ooo, bu animenin kadın MC'si kıskanç bir de. Her an yandereye bağlama potansiyeli var ama muhtemelen anime boyunca bağlamayacak. Gerçi animenin adını düşününce bağlayabilir de. Hatta daha ilk bölümden kısmen bağladı lwamlsad. Yalnız bölümün adından spo vermeleri hoş olmadı. Neden böyle diyorum? Çünkü açılışı "sadakatsizlik soruşturması" (işte herif karısını aldatıyor mu aldatmıyor mu) diye yaptılar ama sonra bölüm adı girdi: "Queen Irie'de cinayet soruşturması" (ya da öyle bir şey). Bölüm sonunda biraz "Hassirele?" oldum gerçi ama aslında bunun olacağını bekliyordum. Niye? Animenin adı yüzünden.
Mamonogurai no Boukensha: Ore dake Mamono wo Kuratte Tsuyoku Naru fena başlamadı aslında ve bölüm uzunluğu da 13 dakika ama... Yani... Bilemedim, çok sarmıyor. Şey de böyle mesela, Niwatori Fighter da böyle. Sırf mem olduğundan bir bakayım dedim, yapmaya çalıştıkları şeyi de anlıyorum ve kitsch-dark-absürt (üçü bir arada) komedi de severim aslında ama o da hiç sarmadı. Çok yavaş ilerliyor. Bu tür bir komedinin bu kadar yavaş olmaması lazım bence, canavar saldırısı sahnelerine de bu kadar fazla eğilmemesi lazım. Niwatori Fighter'ın ilk bölümünü bile tamamlayamamıştım, bunda da öyle olacak gibi. Ama Niwatori Fighter'ın aksine bunu "Ya bir git ya!" diye kapatmıyorum, sonra (yarın falan) tekrar bir şans verebilirim ama bu sezon -yine- çok fazla izlenecek planım olduğundan (bunların çoğu da Nisan'ın 2'sinde veya 3'ünde, yani bu animeyle aynı sıralarda çıktığından) muhtemelen salarım. Zaten normalde shounen, aksiyon vs. animelerinin puanlarının yüksek olduğu MAL'da 4.83 puanı var. CGDCT, SoL, isekai vs. puanları için MAL'ı çok baz almıyorum çünkü bunlar batıda küçümsenen, pek ana akım olmayan türler (Japonya'da ise ne kadar popüler olduklarını otomat olarak reenkarne olan ve otomat hâliyle harem kurmayı başarabilmiş adamın animesinin 3. sezonunun gelmesinden ve animelerin daha çok "aşırı büyük bütçeli bir reklam"dan ibaret görüldüğü, çoğu zaman kâr ettirmeyen, hatta genelde zarar ettiren bir çağda sonuna kadar uyarlanabilmiş, iki sezonu ve bir filmi olan K-On'dan anlayabilirsiniz) ama shounen, aksiyon vs. için düşük puan sorunu değil, tam tersine anlamsızca yüksek puan sorunu var. Dolayısıyla izlemeyeceğim.
Dorohedoro'nun 2. sezonunda şunu fark ettim: Bir sik hatırlamıyorum amk. Karakterleri aşağı yukarı hatırlıyorum, isimler de tanıdık ama kim kimdi, kim kimden neden taraftı, burada ne oluyor ne bitiyordu ve şu an ne oluyor ne bitiyor, asla hatırlamıyorum. Tabii yine de izleyeceğim. Psikopat korku-komedi seviyorum ama bunun çok fazla örneği yok, olanların da zaten çok azı Dorohedoro'nun kalitesine yaklaşabiliyor.
Saikyou no Shokugyou wa Yuusha demo Kenja demo Naku Kanteishi (Kari) Rashii desu yo?yu sırf devamlı düğmesi açılıp duran elf teyze ("Abla" diyecektim ama 50 küsur yaşında hatun. Gerçi normalde bir elf için çok genç bir yaş ama bu animede elfler insanlarla aynı/yakın ömür süresinde olabilirler, bilemeyiz.) ve openingde görülen siyah saçlı loli için izleyeceğim. Bence yeterli sebepler ve kimseye de kendimi açıklamaya çalışacak değilim. Bu arada abla/teyze, belli ki kıyafetlerinin göğüs kısmı dar geliyor (kjwdaabkadl), daha bol bir şey giymeyi mi denesen acaba aLKMSLAÇ? Bu arada "Lan bir yürü git!" deyip bıraktım. Çok büyük sıkıntıları olduğundan değil, herhangi bir isekai işte; ama bu sezon elli tane şey izlediğimden boş yere kalabalık yapıyordu.
Haibara-kun no Tsuyokute Seishun New Game sezonun "madem zaman yolculuğuyla okula döndüm, hadi harem kurayım" animesi. Bunlardan ara ara çıkıyor. En popüleri Bokutachi no Remake olsa gerek. Gerçi Bokutachi no Remake'in MC'sine biraz sinir olmuştum (Shino Aki'yi zerre umursamaması. Daha fazla spo vermeyeceğim, izleyenler tam olarak hangi kısımlardan bahsettiğimi anlamıştır diye düşünüyorum.) ama bu daha iyi bir tane gibi duruyor. Kendisine ölüp biten gül gibi kızları asla umursamayıp tek umurunda olan yaptıkları şey (Oyun mu yapıyorlardı? Onu tam hatırlamıyorum) olan o MC'dense buradakiyle çok daha kolay empati kurabiliyorum. Veeee tabii ki brocon kız kardeş (insan durduk yere abisinin "Cosplay mi yapıyorsun?" sorusuna kızarmaz, o yüzden brocon olma ihtimaline %80 veriyorum)... Bir haremin olmazsa olmazı. Ooo, sadece brocon da değil, ayrıca tsundere. Her 100 broconun 99'u gibi. Gerçi ben Suou Yuki ve Ashley Graves (hazır adı geçmişken şunu da belirtmek isterim ki Ashley dümdüz sosyopat ama Andrew büyük orrrrospu çocuğu) gibi daha "saldırgan" broconları daha çok seviyorum. O değil de çocukluk arkadaşı (Bir haremin asıl olmazsa olmazı. Brocon kız kardeşsiz de harem olur ama çocukluk arkadaşsız bir tane bile görmedim. Pardon, MakeIne var ama o zaten düz harem değil, bambaşka bir kafada, hafif parodimsi olduğundan sayılmaz.) ezdi geçti MC'yi. Kızım öyle ölmez, füze atsaydın? O değil de oha amk, herif sırf kilo verince lise kapısına giderken etkilenen dört kız oldu. İsimleri olan, tasarımları yapılmış karakterler de değil, bildiğin figüranlar aq. Abartma amk yazarı. Ama elemanın buna tepkisine ("Kilo vermiş de olsam hâlâ ucube gibi mi görünüyorum?") patladım. İşte Bokutachi no Remake'in adını hatırlamak için beynimi yorma zahmetine girmeyeceğim MC'sine sinir olup bununla çok iyi empati kurabilme sebeplerimden biri. Yalnız müstakbel kadın MC'nin (erkek MC'nin lisede âşık olduğu kız, o yüzden onunla biteceğini ve bu teknik olarak harem olsa bile esasen o kızın üstünden gideceklerini varsayıyorum) siyah saçlı arkadaşına harbi bayıldım jkswnkdswepsş. Elemanın liseye başlar başlamaz yaptığı tanıtım da niye lise yıllarını griye bulanmış hâlde geçirdiğini belli etti wnofladl. Ulan ya. Lan bu anime beklediğimden çok daha iyi lan. Zerrece beklentim yoktu, hatta çıkacağını bilmeme rağmen "beklediklerim" anketinde oy bile vermemiştim, "çıkınca bir bakarım" diye düşünüyordum sadece. Ama en iyileri de genelde bunlar oluyor. Bocchi the Rock da mesela asla beklemediğim, çıkacağından bile haberim olmayan bir animeyken daha ilk birkaç bölümden en sevdiğim animeler arasına, Bocchi de daha ilk sahnelerden en sevdiğim karakterler arasına girdi. Yıllarca sadık kaldığım Kuroki Tomoko'yu falan anında sattım, o kadar söyleyeyim. Neden? Çünkü Mexicans Love Speedy Gonzales (ironik olan Kuroki Tomoko'nun ilk waifu'm olmasının sebebinin de MLSP olması). Yalnız ikinci bölümden harem değil de düz romantik komedi olacak gibi -ki öyle olursa anime gözümde çok daha yüksek bir yere çıkar- ama bir yandan da bizimkinin çocukluk arkadaşı "Başka eleman hakkında bilgi almam lazım" derken elemanı çağırmasını da "randevu" olarak tanımlayıp harem kapısını açıkta tutuyor gibi... Toradora'ya bağlamasın bu? Ama esas kız harbi çok tatlı lan. Elemanın niye lisede bu kıza âşık olduğunu ve kaç yaşına geldiği hâlde unutamadığını, görür görmez de anında tekrar âşık olduğunu çok iyi anlıyorum. Gerçi ben hem görünüş hem kişilik açısından Yuino gibi karakterlere daha düşkünüm ama konu bu değil.
Maid-san wa Taberu dake için de bir yorum yapmak isterdim ama AitrVip de HexUpload da sorun çıkarıp durduğundan hâlâ izleyemedim. Başka yerde de yok ki amk. Nihayet izleyebiliyorum. Sevdiğim bir tür (çıktığı dönemdeki favorilerimden birinin Zatsu Tabi: That's Journey olduğunu tekrar belirtme ihtiyacı hissediyorum) ve eğlenceli bir MC. Benim bir animeden beklentim budur arkadaş.
Koori no Jouheki'nin henüz 1.40'ıncı dakikasındayım ve Koyuki haklı. Başka da yorumum yok. Ve kızın bakışlar... Tamam, anladım, Kimi ni Todoke kafasında bir iş bu. Birinci sezonuna bayılmıştım ama 2. sezon kanser etmişti, hatta Türkanime'ye "Lan siz bu sezonu sırf insanları kanser etmek için mi yaptınız?" diye yorum bile yazmıştım (o zamanlar kafalarına göre adam banlayıp asırlarca yorum seçeneğini kapalı tutmuyorlardı, güzel bir siteydi, zaten piyasada bundan ve Anizm'den başkası da yoktu). O yüzden bu anime de gittiği yere bağlı olarak çok güzel bir romantizm veya tam bir baş ağrısı olabilir; ama temel mantık biraz Kimi ni Todoke gibi. Orada Sawako'dan korkuyorlardı, burada da Koyuki'den korkuyorlar. Gerçi korkma sebepleri başka, Koyuki "Böyle arkadaşlık olacağına hiç olmasın diye iyi ulan!" diye özellikle kimseyle iletişim kurmuyor gibi ama Sawako sadece utangaçtı. Bu arada evet, Koyuki gerçekten kimseyle bilerek iletişim kurmuyormuş ama özellikle korkutmaya uğraşmıyormuş. Tamam ya, tam Kimi ni Todoke. Sadece MC "saf, korkak, utangaç bir içedönük" olmaktan ziyade kalbi kırılıp buz tutmuş bir tane. lkwnlkfqanqwlwa MC'ye bayıldım lan, milletin neden kendisinden korktuğu hakkında en ufak fikri yok. Bu animeyi birine önerecek olursam "Kimi ni Todoke gibi ama daha iyisi" diye önereceğim. Ooo, MC'nin popüler arkadaşı da çok iyiymiş. Çok klişe ve basmakalıp bir karakter gibi gelmişti ama bölümün yarısında varoluşsal krizler yaşamaya başladı kız jkwafsnklkfasnefls. Harbi bayıldım lan. Şu yukarıda bahsettiğim "MAL'daki düşük puan" olayı vardı ya, romantik animeler de genelde 6-7 bandında puan alır MAL'da ama bunun 7+ puanı vardı. Orada karşıma muhteşem bir şey çıkacağını anlamam gerekirdi.
Kirio Fanclub'ın girişi bir garipti, o yüzden MAL'daki konusunu okudum. Nereye gideceği hakkında zaten bir fikrim yoktu, artık daha da az var ama klasik bir romantizmden çok (zaten ilk bölümün başından romantizmi siktir edip yan konuya indirgediler) "Food Court de, Mata Ashita." -ki animeye bayılmıştım (çünkü aşırı ciddi bir konudan bahsedilirmiş gibi yapılan geyik muhabbetini dinlemeyi/izlemeyi çok seviyorum, örn. Cenk & Erdem)- kafasında bir seri olacak gibi. İzler miyim? En azından birkaç bölüm şans veririm. Sonra izler miyim? Muhtemelen ama "Bir yürü git lan!" deyip bırakma ihtimalim de animenin belli ki yapımcıyla yönetmenin (ve mangakanın çünkü bu anime orijinal seri değil, bir uyarlama) bile emin olmadığı yönü de önemli. Ya bu arada bu sessiz erkeklerden hoşlanan kızlarla ben niye tek bir kez bile karşılaşmadım? Hayır tamam bu anime, kurgusal bir şey farkındayım da Twitter'da falan da var sessiz erkek, geek/nerd adam falan övücüler. Benim niye karşıma bir tane bile çıkmadı? Hadi şu an evden çıkmıyorum ama üniversitede, lisede falan da hiç yoktu ki bunlardan. Gerçi o dönemde Twitter'da, İnsta'da, şurada burada o tür erkek övenler de yoktu galiba. Amk yerinde ya çok erken ya çok geç yaşıyorum, bir türlü şimdiki zamanı tutturamadım. Yeter lan. O değil de o en başta gösterdikleri Kirio-kun değilmiş lan mwaşowsfafmjowıfls, patladım. Kirio-kun hentai MC imiş... vay anasını. Şaşırtmadı ama. Gerçi bu seri aynı zamanda vulgar komedinin sınırlarında geziniyor ve vulgar komediden cidden nefret ediyorum, bu yüzden salma ihtimalim de yüksek. Saldım bu arada. Elemanın "Vücudundaki benleri hiç saydın mı?" sorusuna dayanamadım.
Bu başlık altında yeni sezonlardan genelde bahsetmiyorum ama Otonari no Tenshi-sama ni Itsunomanika Dame Ningen ni Sareteita Ken'in 2. sezonu tam da kendimi yarrak gibi hissettiğim bir zamanda çıktı. Lanet olsun, bu tatlılık seviyesi kalbime indirecek! Lan insafsız mangaka, bu kadar tatlış bir çift yazılır mı? İnsan mısın lan sen? Okurların canına mı kastın var! İlk sezon da zaten tatlılıktan ölüyorlardı ama bu sezon resmî çift de olduklarından (ve TRAnimeİzle yorumlarında görebileceğiniz, çoğunluğun pek hoşuna gitmemiş* olan değişiklilerden) artık ben onların tatlılığından öleceğim! O kadar tatlılar ki dişim ağrımaya başladı!
*Benim hem hoşuma gitti hem gitmedi. Şöyle ki tamamen aynı kalsa da izler ve tatlılıklarından erirdim, o yüzden bazı şeylerin değişmesine hiç gerek yoktu. Ama bu değişiklilerle de herhangi bir sorunum yok, gördüğünüz gibi yine animenin tatlılığından ölüyorum. Mahiru'nun saçları da açık kumraldan karamel rengine çevirmişler, tam olmuş!
Jishou Akuyaku Reijou na Konyakusha no Kansatsu Kiroku. Sezonun "akuyaku reijou" animesi. Yani Katharina Claes'in "soyundan gelenlerden" bir diğeri daha. Bu tür animeler bozmaya çok yatkın oluyor ve iyi bir hikayesi olanlar da mecburen birbirinin aynı oluyor ama iyi bir ana karakterleri varsa bir şekilde izleniyor. İyi bir MC'si var mı? Muhteşem bir MC'si var. Kız daha çocuk hâliyle kendini "kötü kadın" olarak tanıtıp prense "görevim esas kızla aranızı bozmak" dedi ıoasnoseflaopşsf. Bu arada "kiroku" kelimesinin sonundaki nokta animenin adının parçası. Bak asıl MC "(sözde) kötü kadın" değil de prensmiş. Bu da hoş bir değişiklik oldu. Oooo prens "hayatı aşırı sıkıcı bulan psikopat dâhi*" çıktı. Severiz. İlginç ve eğlenceli bulduğu tek şey kadın MC çünkü hiçbir şekilde ne yapacağını öngöremiyor ve dediklerinin tek kelimesini bile anlayamıyor wmlaawfsnl. Kadın MC'nin (otome dünyasındaki) babası da ayrı psikopat çıktı jaslnfkslafşsp. Bu arada bunlar yaklaşık kaç bölüm böyle çocuk kalacaklar acaba? Çünkü kapakta yetişkin hâlleri var (gerçi muhtemelen tam yetişkin değil de liseli olarak işlerler). Oha azize (evren-içi otomenin kadın MC'si) de reenkarne (son sahne bunu ima ediyor, açıkça söylemediler ama açıkça söylemiş kadar oldular). Bak bunu asla beklemiyordum.
*Bu arada bu kelimeye her seferinde "Bile anlamına gelen mi yoksa deha anlamına gelen mi şapkayla yazılıyordu, birinde  birinde Î mi vardı, nasıl kelimelerdi lan bunlar?" diye bakmam gerekiyor, biraz canımı sıkıyor.
Nerede Needy Girl Overdose'un VN'sini oynayan Youtuber görsem izlediğim için animesinin çıkacağını öğrenir öğrenmez izlemeye karar vermeme ihtimalim yoktu tabii. Bakalım nasıl olacak? Hangi rotayı, psikopatlık sınırını ne kadar aşarak işleyecekler? VN'de olmayan şeyler ekleyebilirler, zaten VN'de çoğu şey açıkça anlatılmıyor -anlatıldığı bir rota varsa bile benim izlediklerim asla o rotaya girmediler- büyük ölçüde imayla teoriyle işler yürüyor, o yüzden eklemeleri mantıklı da olur ama nereye neyi ne kadar ekledikleri, bu eklemelerin hikayeye olumlu mu olumsuz mu katkısı olduğu yoksa çıkarsan hiçbir şeyin değişmeyeceği tamamen gereksiz sahneler mi olacağı önemli. Oooo... Arkadan kızın VTuber görüntüsünü görüyorken aynada gerçek görüntüsünü görüyoruz... Böyle hikayeyi mala anlatır gibi insanın kafasına vurmayan anlatımı seviyorum. Tabii oyunla da ilişkilendirdiğimden bu kadar hoşuma gitti. Bak bu arada bu animede CGI dans sahnesi beni rahatsız etmedi ilginç bir şekilde. Karakter zaten VTuber olduğundan ve o görüntü gerçek görünüşü değil de avatarı olduğundan olsa gerek. Yalnız animeyi bildiğin o "sahneye çıkma" sahnesinde otakular gibi elimi kolumu sallayarak, içimden haykırarak (aile evinde zor tabii dışından bağırmak) izliyorum aq. Needy Girl Overdose'u bir ara kendim oynamaya niyetliydim ama hiç fırsat bulamadım, onun için olsa gerek. Bu arada şarkı söylerken sesi çok tanıdık geldi, seiyuusu kim diye baktım, MAL'da bilgi yok amk. Şarkı söylerkenki sesi inanılmaz tanıdık ama ya... Bildiğim bir seiyuu olduğuna neredeyse eminim ama MAL'da bilgi yok. Hayatımda böyle bir şey görmemiştim amk. Aynı soru başkalarının da aklına gelmiş ve belli ki kesin bir yanıt yok (muhtemelen asla da olmayacak ve herkes en öne çıkan teoriyi [Sally Amaki] kabul edip geçecek). Ooo, anime bunu teknoloji temelli distopya olarak işlemeye karar vermiş. Böyle psikopatça bir VN'nin "(mecburen) genişletilmiş evren"ine de bu yakışırdı zaten. O mavi-kırmızı "ışıklı" sahneler arasındaki geçişlere, özellikle kırmızı ışıktaki sürrealist sahnelere bayıldım lan. VN'yi hiç değiştirmeden doğrudan uyarlasalar da severdim ama LOTR filmlerini izlerken yaşadığım hissi yine yaşıyorum: "Hikayeyi değiştirip götünüzden sahne ekleyecekseniz de böyle yapın orospu çocukları, bak demek ki ana hikayenin/evrenin içinden geçmeden de yapılabiliyormuş bu iş." Ha LOTR filmlerinde The Scouring of the Shire'ın çıkarılması büyük rezalet tabii, o ayrı. LOTR film(ler)i hakkındaki tek memnuniyetsizliğim bu: Kalan her şeyi hazmedebilirim ama o lanet olası Shire'ın "temizlenişini" koymalıydınız! Ooo, animeye dönelim: Vitrin mankeni figüranlar. Harbi bayıldım lan. Bak kolay kolay bir animeye bitirmediğim (veya yarım bırakmadığım, yani sonuçta benim için bitmediği) sürece puan vermem ama buna daha ilk bölümü bitirmeden bastım 8 ("very good") puanı. Devamında azalabilir veya artabilir (örneğin ilk bölümden puan versem 7-8 vereceğim Yuukawa'ya söve saya 1 puan vermiş ve son bölümü izlemeye bile zahmet etmemiş olmam), onu bilemem. Lan animenin her sahnesini ayrı övesim geliyor, iki dakikada bir durdurup buraya dönüyorum. Bu hissi de kolay kolay yaşamam ha: Serial Experiments Lain'de -ki o da son derece psikopatça ve aşağı yukarı aynı konuları, daha bu konular ayyuka çıkmadan çok önce işleyen bir animedir- ve Sousou no Frieren'de* yaşamıştım, bir de Shoujo Shuumatsu Ryouko'da hafif yaşar gibi olmuştum**. Siz toptan övdüm sayın. Yalnız Kangel'i doğrudan "yayıncının" avatarı olarak değil de Gumi'nin yine kişilik bölünmesi, sosyal izolasyon gibi konuları (söz konusu Vocaloid, Gumi olunca şaşırmıyoruz tabii) işleyen, bir oyunda oynattığı bir valkür karakterini konu alan bir şarkısı vardı (Şarkının adını hatırlayamıyorum diye ne kastım be... Hayır Google'a da baktım çıkmadı, en son Gemini'ye soracağım, o olacak. Sordum, o da bilemedi ama yine de şarkıyı buldum: Turnover Game.), onun gibi "ikinci kişilik", "alter ego", "tamamen farklı karakter olarak sunulan kişi" vs. şeklinde işliyorlar/işleyecekler galiba. Böyle yapacaklarsa animede hoşuma gitmeyen bir karar olmuş bu. Gerçi "iç ses" olarak işlemeleri aslında VN'ye uygun sayılır ama yine de ayrı karakterler yerine tek bir karakter olarak işlemelerini tercih ederdim. Ve yine hiçbir sorunu kendinde aramayan, direkt "yeni nesil bitmiş" muhabbeti yapan geri zekalı yetişkinler. Bu animeyi Sümerlerden beri devam eden bu soruna parmak bastığı için de ayrıca tebrik ediyorum. KAngel'le röportaj sahnesindeki diyaloglar ve görüntü yönetmenliği... Bunun puanını 10'a yükseltiyorum ben bu arada. Bu animenin yorumlarına bakmayacağım bu arada. Herhangi bir şeyi anlaması için kafasına kafasına vurulması gereken, saçma salak "shounen"lerden başka bir şey izlememesi gerektiği hâlde ısrarla SoL izleyip "Yea bir şey olsun yea" gibi yorumlar yapacak zeka seviyesindeki*** salakların saçma sapan yorumlarını hiç çekemem. 3. bölümdeki "dönüşüm" kısmına (daha doğrusu kısımlarına; bir bölümün başlarında, sonrasındaki sahnelerle paralelliğe çevirdikleri, bir de bölümün sonlarında bir "bak bu kişiyle bu aynı kişi" demedikleri kalan gerçek döşüm kısmı var) bayıldım bu arada. Yalnız KAngel'in gerçek kimliğini bu kadar erken ifşa etmeleri?.. Bilemedim. Yani, oyunda zaten başından beri belliydi ve oyundan haberi olmayıp bu animeyi izleyecek, izlese de neler döndüğünü anlayıp sevecek kaç kişi olur meçhul ama bana çok daha uzun süre saklayacaklar gibi gelmişti. Doğru mu yanlış mı, sevdim mi sevmedim mi ayırt edemediğim bir karar olmuş. Ama emin olduğum bir şey var: Ame'nin annesine çok pis sinir oldum. Sonra "bu kız niye böyle oldu?"
*Frieren ve Serie, hem Tolkien'in İskandinav kökenli elflerine hem de PJ'in Tolkien'den ve İskandinav mitolojisinden zaten pek fazla sapmamış, hemen hemen aynı olan elflerine Amazon'un rezalet dizisindeki tüm elflerden daha yakın amk. Bu yıldızı da sırf ne zamandır söylemek isteyip söyleyemediğim bu cümleyi yazabilmek için koydum.
**Anime muhteşem ama ben o türde türün ilki olan bu animeden önce bir sürü anime izlediğim ve o sırada güncel olarak da bir tanesini izliyor olduğum için fikir, benim için orijinalliğini kısmen kaybetmişti. Bununla alakalıdır diye düşünüyorum.
***Ulan bu tiplerden kaçmak için Türkanime'yi bıraktım, TRAnimeİzle'ye de geldiler. Siktirip gitsenize. Ya da en azından taglara bir bak amk, SoL'den niye "bir şeyler olmasını" bekliyorsun amına koyduğumun geri zekalı ChronosMyWorld'ü? Herif beni kanser ettiği ve TRAnimeİzle'de adam engelleme seçeneği de olmadığı için açık açık rumuz veriyorum artık amk.
Ghost Concert: Missing Songs'un ilk beş dakikası Do It Yourself! gibi tatlış 20 dakikada gelecek kurgusu gibi ilerledi, belli ki ilk bölüm bir süre daha böyle ilerlemeye devam edecek ama taglardan, kapaktan, animenin adından ve girişteki "Bu, nasıl bir hayalet olduğumun hikayesi." cümlesiyle açılıştan ve hissettiğim o tekinsiz histen sonra bunun "yaz manyaklığı" animesi olacağını tahmin ediyorum. Hani gündüz ağustos, gece cırcır böceği sesleri eşliğinde milletin psikopatça şekillerde öldüğü animelerden biri. Mesela Higurashi gibi, mesela Summertime Render gibi, mesela C Danshi gibi, ki üçü de böyle tatlış animeler gibi başlar ama o tekinsiz hissi daha bölümün başından size verir. Asıl merak ettiğim: O manyaklık kısmına ne zaman geçecekler? Madoka üç bölüm sonra psikopatça olan kısma geçmişti (sık sık dediğim "animenin gerçek birinci bölümü 3. bölümdür, ilk ikisi sadece prologdur" olayı) ama günümüz seyircileri o kadar sabırlı değil. Bu tür bir şeyi anca ilk bölümün sonuna kadar saklayabilirler, ikinci bölüme veya daha da sonrasına saklarlarsa normalde izleyecek olan izleyicinin de çoğunu kaybederler. Ben bile ilk bölümün sonunda asıl açılışı yapmazsa animeyi salmayı düşünüyorum (belki daha sonra izlemek için listeye eklerim) çünkü bu sezon zaten -yine- hayvan gibi izleyeceğim şey var. Sadece çıkanlar değil, henüz çıkmayıp beklediklerim de var. Gerçi onları bir ara kontrol etmem lazım çünkü hangisi ne zaman çıkacak ezberimde tutmuyorum. Oooo, o "park etme 4 dakikayı geçerse ekstra ücret alırım ha"dan sonra hafif bir distopiklik bekliyordum ama insanların müzikle ilgili dinlemek dışında yaptığı/yapabileceği her şey yasak. O işi tamamen YZ'ye vermişler. Gerçi karakter "buralarda" dedi, yani dünyanın başka yerlerinde yasak olmayabilir? Çeviri hatası da olabilir tabii, cümlenin Japoncasını tam anlayamadığım için "buralarda" gibi bir kelime gerçekten geçiyor mu bilemiyorum. Heeeh, "virüs insanlara şarkı söylediğinde bulaşıyor, değil mi?" cümlesi ve MC'nin koşarak kaçması. İlk bölümün sonuna bile bırakmadılar, belli ki bu kısımdan sonra manyakça olan "asıl anime" başlayacak. Veeee 10. dakika olmadan başladı bile. Yanılmadığıma sevinmeli miyim, yoksa göz devirip "Klişe!" diye bağırmalı mıyım, emin olamıyorum. Ooo, MC şaman çıktı. Ruh falan kanallıyor (gerçi pek de "istemli" gibi görünmüyor ama neden bahsettiğimi anlamanız için verebileceğim tek link bu). Beklediğim manyaklık seviyesine değil, "shounen"e bağladı. Gerçi tagları ilk gördüğümde böyle olacağını düşünmüştüm, animeye başlamadan "yaz manyaklığı" olayı aklımın ucundan bile geçmemişti. İzler miyim? Belki. Belki izlenecekler listesine koyarım, belki de tamamen siktir ederim. En azından bir birinci bölüm bitsin de. Bu arada böyle arkadaşlar da olmaz olsun amk. Kız kurtuldu bence. Bu arada anime -en azından çeviri- "şaman" yerine "medyum" terimini tercih ediyor. Bölümün sonunda "shounen"den yine yaz psikopatlığına (ama bu kez distopik) döndüler.
Kanan-sama wa Akumade Choroi türünden animelere de ayrı bir sevdam var. Gerçi geçen sezonki Yuukawa rezaletinden sonra ilk bölümden bunu demek beni biraz korkutuyor ama olsun. O değil de eleman "deriyi soymak, sertleştirmek, yalayıp yutmak" falan derken yanlış anladı amk jkwöesnlkfsx. Kız gerçekten yemekten bahsederken bizimki kızarıyor. Gerçi bu bir romantik komedi ve bu da erkek MC, o yüzden zaten kızarması gerekiyordu lkwçmaşlsd. Yalnız Beelzebub (kadın MC'miz Kanan'ın babası ve evet, oburluk şeytanı olan Beelzebub) haklı, bu konuya Koufuku Graffiti'de de parmak basılmıştı, yalnız yemek yemenin birçok avantajı olsa da özünde tatsız bir şey. Hatta ben de dahil belli bir yaşın altındaki çoğu kişinin video izlemeden yemek yiyemez hâle gelmesini de parasosyal etkileşime, yani beynin/bilinçaltının videodaki insanla gerçekte yanında duran insanı ayırt edememesine (daha fazla bilgi için: anime kızları neden bilimsel olarak çekicidir?) ve böylece o tatsızlığın, o huzursuzluğun biraz bastırılabilmesine bağlıyorum. Ahahahaha eleman açıkça "cosplay sex" dedi aq jkswansflswfs. Kızın kafasında milyon tane soru işareti oluştu... ama yavrum sen de örnek öğrenci olmaya harcayacağın çabanın bir kısmını da insan etkileşimlerine ayırsaydın keşke lkazmlaşsd. "Yiyip bitirmek lafını duyup nasıl cinselliğe yorar bu herif?" diyor bir de akldmalsapfasşxz. Oha eleman atik çıktı, direkt soyunuyor. Ya benim bu sezon beğenesim var, çok büyük sıkıntıları olmayan animeleri direkt beğeniyorum ya da gerçekten bu sezon cevherlerle dolu. Gerçi bu anime çok beklenen, çok istenen, duyurulur duyurulmaz "Hassireleee! Geliyor mu lan sonunda?" diyenleri sokağa döken (keskabakf) bir seriydi, o yüzden muhtemelen gerçekten cevherlerden biri. Liseli elemanın karşısında kıpkırmızı olan bin yaşında bakire şeytan lkewfjoılfws. Alelade bir şeytan da değil, Beelzebub'un* kızı. Basbayağı prenses yani. Eveeet, erkek MC'nin miko çocukluk arkadaşı da geldi. "Elemana âşık mı ki?" diye düşünmüştüm ama sevgili bulmasına adamın kendisinden fazla sevindi asldfjewlfs. Anime her sahnede daha da güzelleşiyor. hasjbdjasz bu sefer de kız yanlış anladı, eleman ilk buluşmadan bahsediyor, bizimki direkt sekse yordu kwjqsnoefsl. Gerçi eleman "park" diyene kadar ben de sevişmekten bahsettiğini düşünüyordum. Eleman da bahane arıyor amk, çaktı hemen "o zaman el ele tutuşalım"ı aılsdaolsfnodls. Aaaa animede "unprotected handholding"den de bahsettiler ajkdnsfaklwıoafsl. PuhıAKHASDKZ mazoşist piç ya. O'l'm bu kadar klişe(leşmiş) bir konuyu nasıl bu kadar güzel işleyebildiniz siz, hikayenin bütününden daha güzel olan karakterler nereden aklınıza geldi lan? Alooo mangaka, sana diyorum. O değil de animenin aşırı açık sözlü olmasına da bayıldım. Cosplay sex, petplay, "el ele tutuşursak hamile kalırım!" ve asla kelimeleri sansürlemeden. Eveeet, eleman sadece mazoşist değil, en sapığından "nerd" çıktı. Kroketlerin neden çok iyi olduğunu görmek için birkaç tanesini (tek bir tanesini de değil, "birkaç" tanesini) parçalarına ayırıp et ve patates oranını ve şeklin ovalliğini analiz etmiş. Sonuç? 1:1,618. Yani? Altın oran. lıalnaldsz. Ulan ya. Gerçi aslında bunu beklemem gerekirdi.
*Bu animede "şeytan kral" olarak mı yoksa "cehennem lordlarından biri" olarak mı işlerler bilmem ama sıradan, öylesine bir şeytan olarak işlemeyecekleri kesin. Tahtı, şarap doldurmaktan başka iş yapmayan tavşan kulaklı hizmetçisi/asistanı falan var.
Bak bu arada MAL'ı kontrol ettim ve evet, bu sezon daha beklediğim animelerden de bir sürü var. Ne varsa bahara koymuşlar amk. Ama hep böyle yapıyorlar zaten. Neden acaba?
Eveeeet, Liar Game. Milyar yıldır beklenen seri. Bölümün başları bana herhangi bir "psikopat ölüm oyunu" animesi gibi geldi -ki teen slashera bayılan biri olarak sadece öyle olsa bile izlerdim- ama bu anime bu kadar beklendiğine, istendiğine göre sıradan psikopat ölüm oyunundan çok daha fazlası olacak demek ki. Yoksa psikopat ölüm oyunu animesi dolu zaten, bunun bu kadar "hype"lanması saçma olurdu. Yalnız hoca zerre güven vermiyor lan. Hayatımda bu kadar "tekinsiz" ("uncanny"nin tam bir çevirisinin olmayıp en yakın kelimenin "tekinsiz" olması her seferinde patlatıyor) hissettiren bir karakter görmemiştim. Yalnız kızım bu saflıkla adamın seni yatırıp... öhöm, neyse. Bu arada bu "slasher" tarzında değil de daha çok psikolojik gerilim tarzında olacak anladığım kadarıyla. Böyle olursa izlemeyecek miyim? İzleyeceğim. Gerçi neden bu kadar beklendiğini artık anlayabiliyorum: Psikolojik gerilim animeleri çok nadir. Korku/gerilim animeleri zaten en az üretilen türlerden biri ve olanların da tamamına yakını doğaüstü.
Witch Hat Atelier. Çok popüler olmasına rağmen stüdyoların "Bu manganın sanat tarzı efsane, biz bunu uyarlamaya kalksak rezil ederiz." -ki gerçekten manganın her bir sayfası ayrı bir sanat eseridir- diyerek 4 yıldır kaçındığı seri. "Anime Fantasy Trifecta"nın üçüncüsü (diğer ikisi de Frieren ve Dungeon Meshi). Ama 4 yıl beklemeye değmiş: Arka plan detaylarına gösterilen özen muhteşem. Mangada da her sayfanın her köşesi inanılmaz detaylı ve hoş bir sanat tarzıyla çizilmişti, hatta şimdi gidip rastgele bir sayfa açsam o sayfayı daha önce okurken asla görmediğim, fark etmediğim en az on detay bulacağımdan eminim. Ama Coco'nun saç renginin bu kadar yeşil olmasını pek sevmedim. Tamam, mangada da dümdüz sarı değildi, yine biraz yeşile çalıyordu -hatta bazı renklendirmelerde sarıdan çok maviye çalan bir açık yeşildi- ama yine de animede kızın saçları dümdüz limon yeşiline boyayıp geçmişler. Çok daha açık ve çok daha sarı bir renk olması gerekliydi. Bence. Mangayı zaten bilen biliyor, anime de gördüğüm kadarıyla olabildiğince doğru düzgün uyarlayıp işlemeye çalışmış, o yüzden buna daha fazla bir yorumum yok. Yalnız Tetia'nın ne kadar eğlenceli bir karakter olduğunu unutmuşum (manganın çevirisi bir ara çok bekletti, ben de o ara bıraktım), hatırlamak iyi geldi.
Ponkotsu Fuuki Iin to Skirt-take ga Futekisetsu na JK no Hanashi. Adı nedeniyle "ecchi" olduğunu düşündüğüm ama nedense hiçbir yerin taglarına "ecchi" koymadığı bir anime. Animenin başında biraz "Öffff, 'herkes istediğini giyer' diye kamu spotu mu olacak bu?" diye düşündüm ama disiplin kurulu başkanının (bunu "sınıf başkanı" diye çevirmişler ama bence yanlış çeviri, tabii kelimeyi tam duyamadım, o yüzden doğru da olabilir) "daha açık olayım: süper seksiydiler" cümlesi ve ardından kadın MC olan gyarudan yediği yumruk beni animeye biraz bağladı. Yumruk sahnesinde karakaleme geçilmesi de hoşuma gitti. Zeki gyaru vs matematikten anlamayan öğrenci kurulu (Bu daha mantıklı sanki? "sınıf başkanı" diye çevirdiklerini düşünürsek... Gerçi bu geleneksel olarak farklı bir şekilde çevriliyordu ama nasıl çevrildiğini kesinlikle hatırlamıyorum.) başkanı kjsndslkd. İşte bana bunlarla gelin. Vay arkadaş... "Üç cümleyle gyaruyu nasıl kendine âşık edersin?" dersi verdi herif. Tabii önce önümüzde nazik türden (Amk anime sektöründe nazik türden olmayan gyaru mu kaldı? En kötüsü Nagatoro işte.) ve aptal olmayan (ama Animeland'de nazik gyaruların çoğu pek zeki olmuyor, bu da bir gerçek) bir gyaru olması gerek. Puhahaha kızın adı Poem ndslafnlsz. Yine çocuğunun sonrasında ne yaşayabileceğini zerre düşünmemiş bir ebeveynle karşı karşıyayız. Animenin adından baktım, evet, "disiplin kurulu başkanı" olarak çevrilmesi gerekiyormuş. Amk Gemini'si "fuuki"ye yok bitki yok bir şey diye saçmaladıktan sonra "fuuki iin"i sorunca bir de bana link veriyor. Amk Google sonuçlarını AI modunu açmadan da görebiliyorum zaten, alt alta beş tane link atacaksan ne sikime yarıyorsun? Normal arama sonuçlarında zaten onlar vardı? Ahahaha tamamen duyarsızca gyaruyu utançtan kızartmak. Bu sahneden asla bıkmayacağım. Veeee daha kızın kendisi anlayamamışken arkadaşlarının (Animeland'de gyarular hep 3'lü 5'li gruplar hâlinde geziyor. Gerçi ben lisedeyken gerçekten neredeyse tüm kızlar aynı şeyi yapardı, o yüzden bu aslında anime gyarularına özgü olmasa gerek.) âşık olduğunu fark edip destek çıkması. Poıasfnhps beta çiftimiz de şimdiden çıktı. Daha çok çete üyesi gibi görünen sağlık kurulu başkanı X kadın MC'nin gyaru arkadaşlarından biri. Yalnız animelerin bana öğrettiği bir şey varsa o da okul müdürlerinin sıkıcı konuşmalarını sonsuza dek uzatmalarının evrensel bir sorun olduğudur arkadaş. Biz lisedeyken, ortaokuldayken falan da böyleydi, yıl olmuş 2026, lise animesi izliyorsun, yine böyle.
Replica datte, Koi wo Suru. hakkında çok karmaşık hislerim var. Bir yandan dram olduğu için asla izlemek istemiyorum, bir yandan da konusu bana fazlasıyla Key animelerini -ve biraz da en sevdiğim romantik dram olan Isshuukan Friends'i- anımsattığından izlersem seveceğimden eminim. Şimdilik izleme listeme ekleyip geçeyim en iyisi.
Megami "Isekai Tensei Nani ni Naritai desu ka" Ore "Yuusha no Rokkotsu de"nin konusunu okur okumaz bir gülme geldi. Konuları destan uzunluğunda yazıp neresi sinopsis neresi yorum olmadığı belli olmadığından TRAnimeİzle'den değil, MAL'dan okuyorum bu arada. En azından "sinopsis:" falan diye neresi asıl konu, neresi sizin üstüne yazdığınız (bunların da YZ'ye yazdırıldığı hissine kapıldım tam şu an nedense ama neyse) kısım gösterin lan. Neyse, animenin daha 1. dakikasında bile değilim ama isekai'a getirilen "açık arttırma" mantığı benim bu animeyi sevmeme yeterli arkadaş. Konudan da anlaşıldığı kadarıyla daha bol bol absürtlük göreceğiz. Biraz da şey gibi, otomat isekai tutunca "Ben daha saçmasını yaparım ulan!" diye yola çıkılmış gibi, ki buna saygı duymaktan kendimi alamıyorum. asjvuasj düz memeli tanrıçaya göğüs ölçülerini (aslında "surii saizu" ["three size"] dedi yani göğüsten fazlasını soruyor ama "göğüs" diye çevirmişler) soran MC kjwvafnwkfs. O değil de biz sadece Truck-kun'u ve meteoru görmüştük ama eleman bir türlü ölmediğinden eceli gelince artık meteor göndermek zorunda kalmışlar sjkfanewksaf. Yalnız diğer isekai'lara olan göndermeler ("bir tanrıça konumunu bırakıp gitmiş, reenkarnasyon yarım kaldı" Allah Allah, kim acaba? Mesela... Adı Latince "su" anlamına gelen bir su tanrıçası olmasın? Ve bir de "kalkan kahramanının düşüşü" bhwjIEWSKX) beni bitirdi. O değil de ben olsam kahramanın kaburgası değil penisi olmak isterdim amk (böylece kahramanın haremindeki kızlarla çok daha yakından ve "içten" [askjnekas] bir biçimde alakadar olursun), gerçi bu da animenin türünü absürt komediden hentaiye çevirirdi ama olsun. Yalnız neler yaşandığını tanrıçayla birlikte izleyip elemanın tanrıça nezdinde bize de açıklaması fikrine de bayıldım. Lan acaba bu sezon gerçekten çok mu iyi yoksa benim mi beğenesim var lan? Ayrıca tanrıçanın donuk ve tamamen gerçekçi tepkilerine de bayıldım. Gerçi tanrıçaya genel olarak bayıldım -ki MC de öyle yaptı- ama konu bu değil.
Class de 2-banme ni Kawaii Onnanoko to Tomodachi ni Natta bu sezon kısmen beklediğim animelerden biriydi. Yani şöyle: Bekliyordum ama daha birinci bölümden "Lan bir siktir git!" deyip salma ihtimalimi de en başından kabul ediyordum. Tamam, izleyeceğim. Neden? Kız muhteşem ve eleman aynı ben. İronik olarak da söylemiyorum bu arada; hiç sevgilim olmamış olabilir ama bu durum her 10 kızdan 10'unun beni arkadaş olarak görmesinden kaynaklanıyor (Ağlayacağım lan şimdi. Yazmadan önce bu kadar kötü gelmiyordu.). Aha eleman B sınıfı gerilim (gerçi "gerilim" diye çevirmişler ki gerçekten eleman da o şekilde çevrilmesi daha uygun olacak bir kelime kullanıyor ama saydıklarına bakınca daha çok "korku" diye tanımlamak gerekiyor) filmi seviyor. Hakikatten aynı ben lan. Yalnız kadın MC'nin o sarışın arkadaşıyla aynı karakterde olacağını beklemiştim (tabii "bak erkek MC ile aynı şeyleri seviyor" ipucunu verdiler, hatta ne ipucu vermesi, bir açık açık söylemedikleri kaldı ama...) ama kişilik olarak belli ki bizim MC'ye çok daha fazla benziyor. Bunu "sınıfın en güzel kızı"ndan daha çok sevdim ki zaten mangaka da daha çok seviyormuş ki kadın MC birinci olan o sarışın yerine 2. olan bu mavi (mangakaya sorsak muhtemelen siyah olduğunu iddia eder ama o mavilikler gözümden kaçmadı) saçlı. En önemli yan: Bu anime harem falan değil dümdüz iki kişilik romantik komedi olduğundan mavi saç lanetine uğrama ihtimali yok! Yeeey! Gerçi mavi saç kendi başınayken de tehlikeli ama çocukluk arkadaşıyla birleşince ölümcül oluyor, çocukluk arkadaşı değilken tek başına o kadar ölümcül değil. Animeye şimdiden bayıldım ama aklıma şöyle bir soru geldi: "Bunu ne kadar ilerletebilirler?" Çünkü taglarda SoL yok. SoL olsa ilerletmelerine falan takılmayıp izleyip geçeceğim ama taglarda tek bir şey var, o da romantizm. Dolayısıyla 12, 24, artık kaç bölüm olacaksa bu şekilde devam ettir(e)meyecekleri belli. Gerçi BokuYaba için de benzer bir yorum yapmıştım ama sonradan "Romantik komedi böyle yazılır amklarım" dersine dönüşmüştü (böyle yazınca sanki olumsuz bir şey söylüyormuşum gibi geliyor ama övgüydü bu aslında). Kızın hafiften trol ("Teasing master". En ünlü örneği Takagi. Hatta "trope" adı bile Takagi'nin mangasından geliyor.) olmasına da bayıldım. ajdUDAJUIDWSA annesi elemanın arkadaş edinip dışarı çıkacak olmasına zar zor inandı, bir de üstüne o "arkadaş"ın müstakbel gelini olduğunu öğrenince/öğrenirse ne tepki verecek acaba wqkalmqolasç? Bak, bölümün sonundaki o yüz ifadesi. O lanet olası bölümün sonundaki o yüz ifadesiyle bitiremezsin! Kızın "Üzgünüm, sevdiğim biri var" diye çizilmeye bile zahmet edilmemiş senpai'i reddetmesi gerek! Cidden mi? İlk bölümün sonunda kazık atmak niyetinde misiniz? Bu ne saçmalık? 2. bölüm retle başlamazsa anında bırakırım animeyi. Böyle bir şey yok amk. Kızın erkek MC'yi randevuya davet etmesinin ardından bunu koyup o yüz ifadesiyle bitiremezsiniz! Bu arada bir yorum gördüm, direkt kopyala yapıştır yapıyorum: "başlardaOtonari no Tenshi-sama gibi olacak vibe verdi ama sonradan Jaku-chara Tomozaki -kun olacam ben diye devam etti o havada ilerleyecek gibi seri." O yüz ifadesinden beni korkutan en önemli şeylerden biri buydu. Jaku-chara Tomozaki-kun en nefret ettiğim harem-komedi animelerinden biri, hatta direkt en nefret ettiğim bile olabilir. İkinci bölüm kısmen istediğim gibi başlasa da her saniyede afakanlar basıyor. Bu bölüm, bu lanet olası animeye devam edip etmeyeceğimi belirleyecek. Daha doğrusu bunun lanet olası bir saçmalık olup olmadığına bu bölümde karar vereceğim. Tabii o boğucu havaya bölümün sonuna kadar katlanabilirsem. Katlanamazsam da siktir edeceğim. Amk böyle çakma işler yapacaksanız 2000'lerin sonuyla 2010'ların başı (çeviri: 2005-2015) arasındaki romantik komedilerin çakmasını yapın lan bari. Hazır bahsetmişken şu "meme"in de konusunu bir açmak istiyorum:
Taşındığının ikinci haftası pencereden kız (genelde melek veya uzaylı ama başka herhangi bir doğaüstü/bilimkurgu varlığı olabileceği gibi dümdüz insan da olabilir) giriyor, öyle bir ortam. Gerçi onun için liseli (~15 yaş anlamında), maks. ünili (>25 yaş anlamında) olmak lazım, bizden geçti artık. Benim bu yaşımda anca "isekai" şansım var. Şu "madem çakma yapacaksanız onları geri getirin amk" dediğim neredeyse her harem komedi animesi (ve birçok iyi hentai de) tam olarak bu binada geçer. Class de 2-banme ni Kawaii Onnanoko to Tomodachi ni Natta'ya dönersek, şimdi de Nisekoi'e bağladı. Bahsettiğim dönemin en rezil harem komedisi. Üçüncü bölümde salmıştım amk, öyle berbat bir şey (gerçi ben o zamanlar "shounen"ci bir maldım ama animeyi oldukça iyi hatırladığım için özgüvenle söylüyorum ki şimdi izlemeye kalksam muhtemelen ilk bölümü bile bitiremem). Son zamanlarda nostalji falan diye övüldüğünü gördüm, yapmayın. O dönemin güzelliğini bitirip bizi bugünkü saçmalıklara mahkum edenlerden biri de Nisekoi ve lanet olası popülerliğiydi. Nisekoi'e bağladıktan sonraki sahnede düzelip en başta "böyle olursa izlerim, şöyle olursa salarım" dediğim "böyle"ye döndü ama yine de sarışının numarasını elemana vermesi belli ki işleri karıştıracak. Neden amk neden? İşler karışmasa, tatlış tatlış takılsalar olmuyor mu? Niye illa lanet olası işlerin lanet olasıca şekilde karışması gerekiyor ki? Tamam, kızın hamburgercideki tavırları beni animeye yeniden bağladı. Belli ki bu animeyle çekişmeli bir ilişkim olacak: "Lan bir siktir git, bir sonraki sahnede de bu saçmalık devam ederse salıyorum artık!" diye diye son bölüme kadar geleceğim. Tsuihousha Shokudou e Youkoso! ile de böyle bir ilişkim vardı ama bittiğinde ondan nefret ettim ve "Keşke hiç izlemeseydim amk! Tam bir zaman kaybıydı!" diyorum, bunuysa muhtemelen nispeten iyi hatırlayacağım. Tabii hangi yöne gideceğine, ne bok yiyeceğine de bağlı. Özellikle Tsuihousha Shokudou e Youkoso!'dan ve Yuukawa'dan sonra benim çok fazla müsamaham ve sabrım kalmadı. Neyse ki 2. bölümün sonu iyi yerde bitti de birinci bölüm gibi çıldırmadım ama bu kez de üçüncü bölümün başının çıldırmalık olma ihtimali var. Neyse artık...
Tadaima, Ojamasaremasu! hakkında tek diyeceğim şu: "SoL romantik komediye bayılıyorum lan!" Gerçi kapaktan anlaşıldığı kadarıyla bu bir "reverse harem" olacak ama onlar da eğlenceli oluyor zaten. O değil de "iş yaptıkça daha çok iş verilmesi" sorununun da evrensel bir sorun olması her seferinde patlatıyor ya. Hayır The Office falan izlememiş olsam bunun doğuya, Asya'ya özgü bir sorun olduğunu düşüneceğim ama belli ki evrensel bir sorun. Yalnız kızın sağ komşusu da fırsat arıyor amk, hemen "sevgilinmiş gibi yaparsam..." diye başladı. Bizim kız da 24 yaşında ama ayrı bir saf. La kızım adam babaannen gibi davranmıyor, bildiğin sana yazıyor işte. Bu arada otaku vekillerine de bayılıyorum... ama zaten bu tamamen otakular bayılsın diye üretilen bir arketip olduğundan sanırım çok da şaşırtıcı değil. Yalnız Satsuki'nin (bizim kızın elemanın kendisine yazılmalarını "ninem gibi naziksin" diye geçiştirdiği eleman) odası tam "aşırı düzenli psikopat seri katil" odası ha. Az önce iki cesedi asitte eritip her yeri çok yüksek pH seviyesine sahip sıvılarla temizlemiş, belli. Tabii ki bu, bu tür bir anime olmadığından böyle bir şey de görmeyeceğimiz kesin. jadnqadl kız anca bölümün sonunda anlayabildi elemanın ona yazıldığını jkewslfws. Bu arada "reverse harem"lerde genelde taraf tutmam, belli bir karaktere daha yakın olmam (istisna olarak bir tek ilk izlediğim "reverse harem"lerden biri olan Watashi ga Motete Dousunda var ama onda biraz yuri fanlığım, biraz da tomboy sevdam işin içine giriyor) ama bunda açıkça mangakayı tutuyorum. Aşırı düzenli psikopat seri katildense CGDCT çizen kaba mangakayı yeğlerim amk. Yalnız "erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer"i de uygulamalı olarak işlediler, mangaka bildiğin evlenme teklifi etti amk lkeknolewfs. Bak bu arada bu "aşırı düzenli psikopat seri katil" olayına Reddit'te de dikkat çekmişler. Yalnız olmadığıma sevindim. Bu arada 2. bölüm kızın hayranı olduğu çocuk kitabıyla açıldı ve bilin bakalım bu kızın haremindeki 2 kişiden hangisinin ne işle uğraştığını henüz bilmiyoruz?
Otaku ni Yasashii Gal wa Inai!? hakkında tek diyeceğim: Bu sezon da iyi gyaru yaptı ha. baJHBADJM gyaru "dolap otakusu" çıktı lkwssamlksf. Bu arada ben bunu harem diye bekliyordum -ki konu gyaru haremiyse adı Imaizun-chi diye başlayıp giden hentai bu işin en üst noktasıdır; bak düşün, neredeyse ortalıkta normal gyaru haremi animesi bile yokken yapılan bir hentai ama hâlâ hepsinden iyi- ama normal romantik komedi olacak galiba. Normal romantik komedileri de sevdiğim -hatta haremden daha çok sevdiğim- için bu, benim için bir sorun değil tabii. Bu arada evet, taglarda harem yok, manganın kapağında da "gyaru" deyince ilk akla gelen daha klasik olan değil de duruma bağlı olarak "gyaru" diye bile tanımlanmayabilecek o "dolap otakusu" var. Gerçi anime kapağında ikisi de var ve verdikleri poz da tam harem animesi pozu (erkek MC'yi kalp içine almışlar). Yine de animenin taglarında da harem yok. Öte yandan animenin ikinci sekansının açılışını "klasik" gyarunun "bu bir harem animesi, ben de bu elemanın aşk ilgilerinden biriyim" hareketleriyle başlattık. Oğlum tamam, haremse de değilse de izleyeceğim zaten ama bir karar verin de bize de söyleyin lan.
Bu kısımda illaki bahsetmem gerekmiyorsa yeni sezonlardan pek bahsetmiyorum ama Re:Zero için bir istisna yapacağım: Shaula geliyor be! Sırf bunu yazmak için bu paragrafı başlattım. Coşkumu yeterince ifade edemedim ama SHAAAAAAUUUUULAAAA diye uzatmak dışında aklıma hiçbir şey gelmediğinden geçiyoruz.
Awajima Hyakkei türünden animeleri seviyorum. Mesela? "Hana wa Saku, Shura no Gotoku". Ama hem "dram" kelimesine duyduğum tiksinti hem de bu sezon elli bin tane şey izleyecek olduğumdan (Geçen MAL'dan baktım, ayın 16'sında çıkan anime var aq. Bu da benim bu yazıyı anca bu ayın sonunda yayınlayabileceğim anlamına geliyor.) şimdilik "plan to watch"a ekleyip (MAL hesabı açmak işimi çok kolaylaştırdı) geçiyorum.
Himekishi wa Barbaroi no Yome bu sezon beklediğim serilerdendi. Bu arada animede "batılı, düzenli toplum bakış açısı" vs. "barbarın bakış açısı"nı çok iyi yansıtmışlar. Ben bizim barbar reisin ne amaçla bunu yaptığını hemen anladım ama kız "Beni acaba tarlalarda falan mı çalıştıracaklar? Yok, önce bilgi almak için işkence ederler." falan diye düşünüyor. Maks batılı amk. Barbar kız da "Ne istihbaratı? Ne saçmalıyo'n amk?" dedi geçti. Barbarın umurunda mı istihbarat falan? Zaten güzel bir hatun olmasan barbar reis esir almak yerine kesip geçecek veya "Siktir git, bir daha da buraya gelmeyin." deyip çekip gidecekti. Kostüm tasarımlarına da bayıldım bu arada. Tabii tamamen gerçekçi değiller, bu farklı bir dünyada/evrende geçen bir anime olduğundan bizim dünyamızdakine tamamen uyumlu olmalarını da zaten beklememek lazım ama batılı eserlerin çoğunda olan "Barbar dediğin ayı postunu üstüne alıp geçer amk." mantığından çok daha gerçek "barbar" (Türk-Moğol, Slav/Rus, Hun/Macar, Viking...) kıyafetlerine yakınlar. Özellikle mavi renginin bu yoğun kullanımı epey hoşuma gitti. O değil de kızın iç düşüncelerindeki neredeyse her cümlesine "maks batılı amk" diyorum ya... Japonlara hem "barbar" hem "düzenli" bakış açılarını bu kadar iyi anlayıp yansıttıkları için de bir teşekkürü borç bilirim. Bu arada barbarların isimleri Slav ve Viking isimlerine yakın. İskandinav mitolojisinde veya bir Rus masalında "Veor" adlı bir karakter görseniz şaşırır mısınız? Ben şahsen şaşırmam. "Düzenli/batılı" (anime içinde de batılı) isimlerde de Latinceyi çakıp geçmişler; çünkü odak barbarlarda. Animenin en hoşuma giden yanlarından biri de bu zaten. Genelde bu tür topluluklar -dost bile olsalar- odağa konulmaz, "sınır bölgesindeki tuhaf tipler" olarak işlenir. Gerçi kızın halkı için bu animede de öyleler -ki gerçek hayatta olsalar yine öyle olurdu- ama işte önemli olan hikayenin odağı. Maks batılı yeminle ya. "Kurban ritüeli" falan diyor... Reis ve hizmetçisi olan kız şaşırdı, Serafina'ya "Ne kurban ritüeli aq?" diye açık açık sorma gereği duydu qkaklfsal<dç. Reis çaktı "Batıda durum öyle olabilir ama bizim töremiz bu değil, gayet düşmanımızla da evleniriz"i. Tabii barbarlarda da kız kaçırma âdeti varmış ama Reddit'ten kopyalayıp yapıştırdığım ve Türkçeye çevirmeye zahmet etmeyeceğim gibi: "And as big said, there's no torture or sacrifices so I bet Sera will find that all those "kidnapped women" are actually happier with the supposed barbarians." ve buna yanıt olarak "Honestly yeah, she's likely to get more independence as a Barbarian Queen than a married Noblewoman". Bu arada Google Translate'in "söylenen" diye çevirmesi gereken şeyi ısrarla "sözde" diye çevirmesi beni sinir ediyor. Amk "Kaçırıldığı söylenen" ile "sözde kaçırılmış" arasında dağlar kadar fark var siktiğimin mal Google'ı. O değil de bana bizim kız Prenses Wysteresia'yla barbarların arasında hâlinden gayet memnun bir biçimdeyken karşılaşacakmış gibime geliyor. Hatta belki Veor'un anası, ninesi falan bile olabilir. qjhajbqdk o sonu asla beklemiyordum lan. Veor'un muzu da muzmuş ha... Bu arada ben barbarcıyım arkadaş. Niye? Şuradaki "alternatif bir görüşle bitirelim" kısmından dolayı. O değil de TvTropes'tan karakterlere bakınırken spo yedim aq. Gerçi zaten tahmin ettiğim, hatta direkt buraya da yazdığım bir şeydi ama yine de...
Kamiina Botan, Yoeru Sugata wa Yuri no Hana hakkında yalnızca zaten beklediğim serilerden biri olduğu ve çıktığı dönemdeki favorilerimden birinin HibiMeshi, en sevdiğim romantik komedilerden birinin de Osake wa Fuufu ni Natte kara olduğu bilgilerini vermekle, aynı zamanda dejenere bir yuri-ota olduğumu hatırlatmakla yetineceğim.
Kill Ao... Lan niye bu sezon her şey bu kadar güzel? Olayların saçmalık seviyesine bayıldım. Gerçi bunu izlemeye devam etmeme ihtimalim de var, olayların saçmalık seviyesine bayıldım ama genel konu ve bütüncül hikaye o kadar hoşuma gitmedi. O yüzden salabilirim de. Ya da belki bu sezon milyon tane şey izlediğimden ve beklediklerim arasından hâlâ çıkmamış (bunu yazdığımda ayın 12'si) olanlar (evet, çoğul) olduğundan bazılarını salmaya bahane arıyorumdur. Sonuç olarak bıraktım. Neden? Nedeni yok. Canım sıkkındı, olan Kill Ao'ya oldu. Pişman mıyım? Pek değil... Belki Face'te falan (bu arada Face demişken) sahnelerini görürsem olurum ama şimdiye kadar görmediğime göre daha da pek görmem gibi.
Kuroneko to Majo no Kyoushitsu yine çıkmadan önce beklediğim serilerden biriydi. Sevimli cadılara karşı bir zaafım var.
Aishiteru Game wo Owarasetai çıkacağını bildiğim ama direkt "Tamam, bu sezon izlerim bunu" demediğim bir animeydi çünkü nasıl bir şey olacağı konusunda hiçbir fikrim yoktu. Ama bölümün başındaki şekilde devam ederse kesin izlerim. Tamam, henüz 6. dakika ve kararımı verdim: İzlerim bunu. Hem çocukluk arkadaşı romantizmi hem de Kaguya-sama kafası. İki bayıldığım şey bir arada. kjsbfask tam Kaguya-sama kafası lan. sdsbdsk eleman "shoujo" manga ile çalışıyor lkjqannwfls ve sırf kız sevdiğini söylediği için lwewsşapsş. Oğlum niye bu sezon her seri bu kadar güzel lan? Yalnız şu alakasız CGI'lar hiç mi hiç hoşuma gitmedi. Muhtemelen bütçe eksikleri falan olduğundan böyle yaptılar çünkü insan durduk yere sohbetteki el hareketini CGI yapmaz.
Delinin teki. Aile evinde hayatta kalmaya
ve daha fazla acı çekmemek için umudu öldürmeye çalışıyor. Erdem Ö. Hayalî
mahlasıyla kitap* yazdı, şimdi de yayınevlerinin yamyamlıkları ve doğrudan
yayıncılık servislerinin onlardan da beter olması nedeniyle umarsızca bir çıkış
yolu arıyor. Sadece birini yayımlatabildiği, onun hakkında da "Yayımlatmaz
olaydım!" diye düşündüğü tüm kitaplarını yazdığı mahlası artık bloğunda da
kullanıyor.
*Ejderin Mührü (ALMAYIN! Benim yazdığım kitap değil bu, editörün kafasına göre yaptığı değişiklikler ve hatalarıyla dolu bir saçmalık sadece. Halihazırda aldıysanız, düzeltme işini yaptıktan sonra bir şeyler ayarlayacağım. Eposta atın.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder